Fed Başkanına Soruşturma Açıldı
Uzun süredir Trump yönetiminin hedefinde yer alan ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell hakkında, Haziran ayında Kongre’ye verdiği ifadeler gerekçe gösterilerek federal savcılar tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma, Powell’ın Washington, DC’deki 2,5 milyar dolarlık Fed genel merkez yenileme projesine ilişkin Kongre beyanlarına odaklanıyor. Powell, Pazar günü yayınladığı bir video mesajla bu adımı, Trump yönetimiyle faiz oranları konusunda süregelen anlaşmazlığın doğrudan bir sonucu olarak değerlendirdi. Önümüzdeki aylarda görev süresi sona erecek olan Powell’ın karşı karşıya kaldığı bu soruşturma, sembolik açıdan güçlü anlamlar taşıyor. Soruşturma, çok sayıda siyasetçi ve eski Fed yetkilisi tarafından tepkiyle karşılanırken, mevcut tablo Beyaz Saray ile Fed arasındaki gerilimin son yansıması olarak yorumlanıyor. Yıl sonunda açıklanan ve görece durağan seyreden enflasyon verileri de Trump yönetimi için siyasi bir zemin sunarken, Fed’in henüz Trump’ın talep ettiği ölçüde faiz indirimi yapmaması, önümüzdeki dönemde daha sert adımların atılabileceği ve piyasaların bu süreçten daha fazla etkilenebileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Fed Başkanı Jerome Powell’ın, kurumun merkez binasının yenilenme sürecine ilişkin Kongre’yi yanıltmakla suçlandığı bir adli soruşturmanın hedefi hâline gelmesi, Başkan Trump ile Powell arasındaki uzun süredir devam eden gerilimin yeni ve daha sert bir evreye taşındığını gösteriyor. Trump’ın ilk başkanlık döneminde Fed’in başına getirdiği Powell, son dönemde özellikle faiz oranlarını düşürme konusunda “yavaş davrandığı” gerekçesiyle Trump’ın giderek artan eleştirilerine maruz kalmıştı. Soruşturmanın merkezinde ise, 2021’den bu yana devam eden Fed’in merkez binası tadilat projesi bulunuyor. 2,5 milyar dolara ulaşan projenin, başlangıçta öngörülen bütçeyi 600 milyon dolar aştığı ve Powell’ın Kongre’ye yaptığı bilgilendirmelerde bu konuda yanıltıcı ifadeler kullandığı iddia ediliyor. Adalet Bakanlığı’nın soruşturmayı başlatmasının ardından Trump her ne kadar “hiçbir bilgim yok” dese de, geçmişte defalarca Powell’ı görevden alma isteğini dile getirmiş ve hakkında dava açılabileceğini ima etmişti.
Powell ise yayınladığı video mesajda, “Hiç kimse, Fed Başkanı da dahil olmak üzere, hukukun üstünde değildir. Ancak bu soruşturma, mevcut yönetimin baskı ve tehdit politikalarının bir parçası olarak değerlendirilmelidir” diyerek siyasi müdahale imasında bulundu. Görevini herhangi bir siyasi etkiden bağımsız şekilde yürüttüğünü vurgulayan Powell, tehditlere karşı geri adım atmayacağını söyledi. “Kamu hizmeti, bazen tehditler karşısında geri çekilmeden durmayı gerektirir” ifadelerini kullanan Powell, Senato tarafından atanmış bir teknokrat olarak görevine devam edeceğini belirtti.
Trump’ın Fed’in faiz oranlarını düşürmesi yönünde Jerome Powell üzerinde baskı kurduğu uzun süredir biliniyor. Faiz oranlarının yüksek seyretmesi, Trump açısından ekonomik büyümeyi yavaşlatma ve dolayısıyla seçimlerde dezavantaj yaratma riski taşıdığı için Powell’ın temkinli para politikası Beyaz Saray’da ciddi rahatsızlık yaratmıştı. Trump’ın Powell’a yönelik eleştirileri zamanla kurumsal sınırların ötesine geçerek kişisel bir boyut kazandı. 2025 yılı boyunca birçok kez Powell’ı aşağılayıcı ifadelerle hedef alan Trump, özellikle faiz indirimlerinin yetersiz kaldığını savunarak Fed yönetimini açıkça suçladı. Ancak ABD Anayasası’na göre bir Fed Başkanının görevden alınması yalnızca “görev ihmali, kötü yönetim ya da yasa dışı faaliyet” gibi gerekçelerle mümkün. Bu nedenle Powell hakkında başlatılan soruşturmanın sonucu, Trump’ın Powell’ı görevden alma planları açısından belirleyici bir eşik niteliği taşıyor.
Öte yandan Powell’ın Fed Başkanlığı görevi 2026 Mayıs’ında sona erecek olsa da, yönetim kurulu üyesi olarak 2028’e kadar görevde kalma hakkı bulunuyor. Bu durum, Trump açısından görevden alma girişimini daha acil ve stratejik hale getiriyor. Nitekim Trump, geçtiğimiz aylarda bir başka Fed üyesi olan Lisa Cook’u da görevden almaya çalışmış, Cook hakkında “kredi dolandırıcılığı” iddialarıyla soruşturma başlatılmasını sağlamıştı. Ancak bu girişim, mahkeme kararıyla durdurulmuş ve başkanın yetki sınırları bir kez daha yargı tarafından çizilmişti.
Powell hakkında başlatılan soruşturma, siyasi arenada da geniş yankı uyandırdı. Demokrat Senatör Elizabeth Warren, süreci “otoriter bir müdahale” olarak nitelendirerek Senato’yu Trump’ın Fed’e yönelik adaylarına karşı durmaya çağırdı. Demokratlara göre bu hamle, sadece Powell’ı değil, Merkez Bankası’nın kurumsal bağımsızlığını hedef alıyor. Cumhuriyetçi Parti içinde de bu girişime mesafeli yaklaşan isimler dikkat çekiyor. Senatör Thom Tillis, Adalet Bakanlığı’nın yürüttüğü soruşturmanın siyasi saiklerle başlatılıp başlatılmadığının araştırılması gerektiğini savunarak Kongre’ye çağrıda bulundu.
Soruşturmanın ardından ABD borsalarında düşüş yaşanırken, dolar da diğer para birimleri karşısında değer kaybetti. Bu durum, piyasanın Fed’in bağımsızlığına yönelik bu müdahaleyi ciddiye aldığını ve ekonomik istikrar açısından riskli gördüğünü ortaya koyuyor. Uzmanlar, yaşananların Powell’ın görev süresi sona erdiğinde istifa etmeme olasılığını artırdığını belirtiyor. Öte yandan Trump’ın, Powell’ın yerine atamak istediği ismin Kevin Hassett olabileceği bir süredir konuşuluyor. Ancak bu atamanın da Senato onayından geçmesi gerekiyor. Soruşturmaya karşı çıkan bazı Cumhuriyetçi senatörler, süreç tamamlanmadan Fed Başkanlığı için önerilecek hiçbir adayı desteklemeyeceklerini açıkladı. Bu durumda, Trump’ın aday göstereceği herhangi bir ismin Kongre’den onay alması şu an için pek olası görünmüyor.
2026 ara seçimleri yaklaşırken Trump, Fed meselesinde somut bir siyasi kazanım elde etmeyi hedefliyor. Artan fiyatlara rağmen 2026 yılının ekonomik açıdan bir toparlanma yılı olacağını savunan Trump ve Cumhuriyetçiler için seçim kampanyası sürecinde en büyük handikaplardan biri hâlâ ekonomi olarak öne çıkıyor. Enflasyonda kısmi bir durulma yaşansa da henüz hedeflenen %2 seviyesine ulaşılamamış olması ve yaşam maliyetindeki artış, kamuoyundaki memnuniyetsizliği beslemeye devam ediyor. Trump ise bu tablonun sorumluluğunu doğrudan Fed’in faiz politikalarına yükleyerek, kamuoyunu etkilemeye çalışıyor. Önümüzdeki süreçte bu söylemin daha da sertleşmesi ve Trump’ın daha radikal adımlar atması olası görünüyor. Ancak dikkat çekici olan nokta, Kongre’de Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olmasına rağmen Trump’ın Fed Başkanlığı ataması konusunda parti içinden dahi tam destek alamıyor olması. Bu durum, Trump’ın önerdiği herhangi bir ismin Kongre onay sürecinde ciddi engellerle karşılaşabileceğine işaret ediyor.