• Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact
  • info@setadc.org
    202-223-9885
    1025 Connecticut Ave NW
    Suite 410
    Washington, DC 20036
  • Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact

ABD’den Maduro Operasyonu

SETA DC Posted On January 9, 2026
0


ABD’nin 3 Ocak’ta Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu askeri bir operasyonla yakalaması, uluslararası hukukun sınırlarını zorlayan bir eylem olarak dünya gündemine oturdu. Birçok ülke operasyonu egemenlik ilkesinin ihlali olarak kınarken bunun Birleşmiş Milletler Şartı’na aykırı olduğu belirtildi. Çin, Rusya ve Latin Amerika hükümetleri gibi aktörler Washington’un eylemini yasadışı güç kullanımı olarak değerlendirirken bazı Batılı liderler ise Maduro’nun demokratik meşruiyetini sorgulayarak daha temkinli açıklamalarda bulundu ve uluslararası hukuka uygun çözüm arayışlarının önemine vurgu yaptılar. Trump yönetimi, Maduro’yu federal mahkemede yargılamayı planlarken Maduro ise hâlâ Venezuela’nın yasal başkanı olduğunu iddia ediyor. Bu durum, uluslararası toplumda hem hukuksal meşruiyet hem de güvenlik ve diplomasi ekseninde ciddi tartışmalar doğuruyor.

Maduro’yu uzun süredir “narko-terör” ve uyuşturucu kaçakçılığı ile ilişkilendiren Trump yönetimi bu yakalamayı bölgesel güvenliğe katkı olarak sunuyor. Operasyon, sadece lider değişikliği değil, ABD’nin Latin Amerika’daki güvenlik stratejisinin radikal bir genişlemesi olarak değerlendiriliyor. Washington’un bölgedeki kartel ağlarına, terör listelerine ve sınır güvenliğine ilişkin stratejik önceliklerini yeniden şekillendiren bu hamle bölgesel güç dengelerini sarsarken küresel güvenlik mimarisinde de yeni belirsizlikler üretmiş oldu.

Maduro’ya yapılan operasyon, sadece ABD ile Venezuela arasındaki bir kriz olarak değil, büyük güçler arasındaki küresel rekabetin yeni bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Rusya ve Çin, ABD’nin bu adımını açık biçimde egemen bir devlete müdahale olarak nitelendirerek sert şekilde eleştirdi. Bu tepkiler, Washington’un attığı adımın yalnızca Latin Amerika’yı değil, küresel güç dengelerini de etkilediğini gösteriyor. ABD’nin Venezuela hamlesi, Kuzey ile Güney arasındaki ilişkilerde Washington’un gerektiğinde güç kullanmaktan çekinmeyen bir aktör olduğunu yeniden ortaya koyarken, diğer büyük ülkeleri de kendi çıkarlarını korumak için benzer sert adımlar atmaya teşvik edebilecek bir örnek oluşturuyor.

Maduro’nun yakalanması, ABD’nin Batı Yarımküre’yi tarihsel olarak kendi etki alanı olarak tanımlayan yaklaşımının güncellenmiş bir versiyonu olan “yeni Monroe Doktrini” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. 19. yüzyılda Avrupa müdahalesini dışlamayı hedefleyen klasik Monroe Doktrini, Soğuk Savaş boyunca ideolojik bir çerçeve kazanmıştı; bugün ise güvenlik, enerji ve büyük güç rekabeti ekseninde daha müdahaleci bir biçimde yorumlanıyor.

Trump yönetiminin Nicolás Maduro’yu yakalama hamlesi, Washington’un Batı Yarımküre’de rejimlerin meşruiyetini fiilen belirleme yetkisini kendinde gördüğüne işaret ediyor. Bu durum, Trump döneminde ABD dış politikasının, Latin Amerika’yı yalnızca diplomatik etkileşim alanı değil, doğrudan müdahale edilebilir bir jeopolitik arka bahçe olarak konumlandırdığını gösteriyor. Egemenlik ilkesini zorlayan bu yaklaşım, Monroe Doktrini’nin savunmacı köklerinden uzaklaşıp, güç projeksiyonuna dayalı yeni bir bölgesel düzen tasavvuruna evrildiği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

Bu yaklaşımın en kritik sonuçlarından biri, büyük güçlerin kendi bölgesel etki alanlarını benzer biçimde tanımlayarak müdahaleci politikaları meşrulaştırmasına emsal oluşturma riskidir. ABD’nin Batı Yarımküre’de egemenlik sınırlarını fiilen esneten tutumu, Rusya’nın yakın çevresinde, Çin’in ise Doğu Asya ve Güney Çin Denizi’nde benzer argümanlarla hareket etmesine zemin hazırlayabilir. Bu tür bir norm aşınması, uluslararası sistemde “küresel kurallar” yerine “bölgesel güç hukuku”nun belirleyici hâle gelmesine yol açma potansiyeli taşır. Müdahalenin gerekçesi ister güvenlik, ister terörle mücadele, isterse rejim meşruiyeti üzerinden kurulsun, sonuçta ortaya çıkan tablo büyük güçlerin kendi coğrafyalarını yarı-egemen alanlar olarak tanımladığı daha parçalı ve istikrarsız bir uluslararası düzen riskini artırmaktadır.

Trump’ın son dönemde yaptığı açıklamalarda Venezuela petrolü açık biçimde stratejik bir hedef olarak öne çıktı. Trump, Maduro’nun yakalanmasını yalnızca bir güvenlik ya da hukuk meselesi olarak değil, Venezuela’nın enerji kaynaklarının “yanlış ellerde” kullanılmasının engellenmesi olarak çerçeveledi ve ABD izin vermedikçe Caracas’ın petrol ihraç ederek gelir elde edemeyeceğini defalarca vurguladı. Bu söylem, Washington’un müdahalesinin arkasında enerji güvenliği, piyasa kontrolü ve jeopolitik rekabet gibi unsurların bulunduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Eleştirmenler, bu yaklaşımın rejim değişikliği söylemi ile ekonomik çıkarları iç içe geçirerek askeri müdahaleyi meşrulaştırma riski taşıdığına dikkat çekerken, destekçileri ise Venezuela petrolünün küresel piyasalar ve bölgesel istikrar açısından ABD denetiminde tutulmasının gerekli olduğunu savunuyor.

Dışişleri Bakanı Rubio’nun Maduro sonrası Venezuela için açıkladığı üç aşamalı plan ise Washington’un müdahale sonrası ekonomik ve siyasi kontrol stratejisini açıkça ortaya koyuyor. Birinci aşamada Venezuela’nın yaklaşık 50 milyon varil petrolü ABD’ye devredilerek piyasa fiyatından satılacak ve gelirler ABD’nin denetiminde tutulacak; bu kaynakların yolsuzluk yerine Venezuela halkın yararına kullanılacağı ileri sürüldü, bu da Washington’un ekonomik baskı aracını güçlendirecek bir başlangıç oldu. İkinci aşamada ise ülke ekonomisi Batılı şirketlere açılarak, ABD ve müttefiklerinin enerji ve altyapı sektörlerine erişimi kolaylaştırılacak. Rubio, bunun ulusal bir uzlaşma süreci ile birlikte muhaliflerin affını ve sivil toplumu yeniden yapılandırma fırsatını da getireceğini söyledi. Üçüncü aşama olarak tanımlanan “geçiş” sürecine ilişkin detaylar ise henüz belirsizliğini koruyor, ancak bu stratejinin hem ekonomik hem de siyasi alanlarda kapsamlı bir yeniden yapılandırmayı hedeflediği açıkça görülüyor

Maduro’nun yakalanması, ABD’nin Venezuela politikasının yalnızca hukuki ya da güvenlik temelli olmadığını, aynı zamanda enerji kaynakları, bölgesel güç dengeleri ve küresel rekabetle doğrudan bağlantılı olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Trump yönetimi bu hamleyi istikrar ve güvenlik söylemiyle gerekçelendirse de birçok ülke açısından bu adım egemenlik ilkesini zorlayan ve uluslararası hukuku tartışmalı hâle getiren bir müdahale olarak görülüyor. Operasyon, Latin Amerika’da ABD’nin rolüne dair soru işaretlerini artırırken, büyük güçler arasındaki gerilimi de besliyor. Venezuela’nın siyasi ve ekonomik geleceği belirsizliğini korurken, bu gelişme ile uluslararası sistemde güç kullanımını normalleştiren yeni tartışmaların önünü açılmış oldu.




You may also like
Sosyal Yardımlar Kesiliyor
January 3, 2026
2025’te ABD Ekonomisini Yapay Zekâ Sırtladı
January 3, 2026
Trump ve Zelenskiy Büyük Oranda Anlaştı
January 3, 2026
  • Recent

    • America’s Search for a Grand Strategy
      January 2, 2026
    • Türkiye Messages From the Trump-Netanyahu Press Conference
      December 30, 2025
    • A Window of Opportunity in Türkiye-U.S. Relations
      December 19, 2025
    • The End of the American Century? Interdependence, Soft...
      June 9, 2025
    • Trump-Netanyahu Relationship Takes a Turn for the Worse
      May 30, 2025
    • Why Is Trump Bypassing Israel?
      May 30, 2025
    • Israel’s plan to involve the United States in the occupation...
      May 30, 2025
    • Private Roundtable With Turkish Deputy FM Nuh Yılmaz
      May 20, 2025
    • “Beyond Alliance: Rethinking US-Türkiye Relations...
      May 20, 2025
    • Trump's first 100 days...
      May 5, 2025

  • Washington Gündemi

    • ABD’den Maduro Operasyonu
      January 9, 2026
    • Sosyal Yardımlar Kesiliyor
      January 3, 2026
    • 2025’te ABD Ekonomisini Yapay Zekâ Sırtladı
      January 3, 2026
    • Trump ve Zelenskiy Büyük Oranda Anlaştı
      January 3, 2026
    • Trump, Netanyahu’yu Mar-a-Lago’da Ağırladı
      January 3, 2026
    • Epstein Belgeleri Açıldı
      December 26, 2025
    • Muhafazakârlar Arasında Gerilim
      December 26, 2025
    • Ukrayna Barış Planında Mutabakat
      December 26, 2025
    • Gazze İçin Yeniden Yapılanma Vizyonu
      December 26, 2025
    • Trump’tan Ulusa Sesleniş Konuşması
      December 19, 2025



Stay Updated


© Copyright 2018-2022 SETA Foundation at Washington DC
Press enter/return to begin your search