• Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact
  • info@setadc.org
    202-223-9885
    1025 Connecticut Ave NW
    Suite 410
    Washington, DC 20036
  • Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact

ABD’den Filistin’in BM Üyeliğine Veto

SETA Foundation Posted On April 19, 2024
0


Gazze’deki insani krizin çözümü için daha fazla çaba göstermesi için uluslararası baskı gören ABD, Filistin’in Birleşmiş Milletler’e tam üyeliğinin yolunu açacak olan ve geniş destek gören bir karar tasarısını veto etti. BMGK geçici üyesi Cezayir’in desteklediği karar tasarısının 15 üyeli Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylamasında ABD aleyhte oy kullanırken 12 ülke lehte ve 2 ülke de çekimser yönde oy kullandı. Filistin’in üye olarak kabul edilebilmesi için Güvenlik Konseyi’nin en az dokuz üyesinin onayını alması ve veto edilmemesi, ardından da Genel Kurul’da üçte iki çoğunluğa ulaşması gerekiyordu. 

193 üyeli BM Genel Kurulu’na “Filistin Devleti’nin BM üyeliğine kabul edilmesini” tavsiye eden ve İsrail’in de şiddetle karşı çıktığı karar tasarısını engelleyen ABD, İsrail-Hamas çatışmasının başladığı 7 ekimden bu yana, İsrail’i uluslararası baskıdan korumak için Güvenlik Konseyi’ndeki veto yetkisini dördüncü kez kullanmış oldu. Washington yönetimi sadece bir kez, Gazze politikasına yönelik iç ve dış baskıların arttığı geçen mart ayında bir ateşkes kararını veto etmek yerine çekimser kalmıştı.

Amerikan basınında çıkan haberlere göre İsrail’e verdiği destek nedeniyle uluslararası arenada giderek yalnızlaşan ABD’nin veto yetkisini kullanmak zorunda kalmamak için oylama öncesinde Filistin’den kararı geri çekmesini istediği belirtiliyor. Axios gazetesinin haberine göre Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın bu yıl teklifi gündeme getirmesinin ardından Biden yönetimi Abbas’ı teklifi rafa kaldırmaya ikna etmeye çalıştı ancak başarılı olamadı. Filistin Yönetimi Eylül 2011’de BM’deki statüsünü yükseltmek için başvuruda bulunmuş ancak destek eksikliği ve herhangi bir başvuruyu veto edeceğini söyleyen ABD’nin baskısı nedeniyle başvurusunu geri çekmişti. Biden yönetimi, BM üyeliğinden önce Filistinliler ile İsrail arasında müzakere edilmiş bir anlaşma olması gerektiğini savunuyor.

Veto hakkını kullanmamak için diğer üye devletleri karar tasarısına “hayır” oyu vermeye ikna etmeyi uman ABD bu konuda umduğunu bulabilmiş değil. ABD’nin böyle bir kararı veto etmesi, özellikle de Gazze’deki savaşın ortasında, Biden’ın uluslararası alanda ve kendi partisi içinde sert eleştirilere maruz kalmasına neden olacağı öngörülüyor.

ABD’nin vetosunu sert bir dille eleştiren Abbas, “ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’ndeki vetosu adaletsiz, ahlaksız ve uluslararası toplumun iradesine aykırıdır” şeklinde konuşarak “ABD’nin politikası İsrail’i Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da Filistin halkına karşı yürüttüğü soykırım savaşını sürdürmeye teşvik etmektedir ifadelerini kullandı.

Abbas hükümeti ile Biden yönetimi arasında gerginlik ve güvensizliğin son yıllarda giderek arttığı belirtiliyor. Filistin Devlet Başkanı, Biden yönetiminin İsrail-Filistin çatışmasında iki devletli çözümü zorlamak için hareket etmediğini düşünüyor. İsrail ve Filistin Yönetimi’nin 1990’ların başında iki devletli bir çözümü hedefleyen bir barış süreci başlatan Oslo Anlaşmalarını imzalamasından bu yana Filistin devletinin kurulması konusunda ilerleme kaydedilemedi.

Filistin Yönetimi yıllardır Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi’nden oluşan bir devlet arayışında. Filistin’in BM’ye tam üyeliği, uzun süredir bir ulus-devlet arayışında olan Filistin Yönetimi için sembolik de olsa önemli bir zafer olacaktı. Filistin’in başvurusu kabul edilmiş olsaydı, yeni statü oy hakkı ve Güvenlik Konseyi’nde dönüşümlü koltuk da dahil olmak üzere BM üyeliğinin ayrıcalıklarını getirecekti. 2011’deki ilk başarısız üyelik teklifinin ardından BM Genel Kurulu Filistin’in statüsünü “üye olmayan gözlemci devlet” statüsüne yükseltme kararı almıştı. Filistin, Genel Kurul’da oy kullanamıyor ancak Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi BM organlarında yer alabiliyor.

Filistin’in BM Büyükelçisi Riyad Mansur, tam üye statüsü teklifini “uluslar topluluğu arasında hak ettiğimiz yeri alma” çabası olarak tanımlamıştı. Oylamanın ardından bir konuşma yapan Mansur, “Kendi kaderimizi tayin etme hakkımız, anavatanımız Filistin’de özgür ve egemen bağımsız bir devlet olarak yaşamak için doğal bir haktır – tarihi bir haktır” ifadelerini kullandı.

Güvenlik Konseyi sürekli olarak Filistin-İsrail çatışmasına iki devletli bir çözüm bulunması çağrısında bulunuyor, ancak iki taraf arasındaki müzakerelerde bu sonuç elde edilebilmiş değil. ABD’nin BM Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield Tokyo’da yaptığı açıklamada yeni kararın iki devletli bir çözüme yaklaştırmayacağını savundu. Thomas-Greenfield, “Karar Filistin Yönetimi’nin BM üyesi olmasını öngörüyor. Şu anda Filistinliler kendi devletleri olması gereken toprakların önemli bir bölümünü kontrol edemiyorlar. Burası bir terör örgütü tarafından kontrol ediliyor” diyerek Hamas’a atıfta bulundu. ABD’nin BM Büyükelçi Yardımcısı Robert Wood da Amerikan vetosunun Filistin devletine karşı çıkıldığı şeklinde yorumlanmaması gerektiğini söyledi.

ABD’nin Filistin’in Birleşmiş Milletler’e tam üyeliğinin önünü açacak olan BM Güvenlik Konseyi kararını veto etmesi uluslararası toplumda eleştirilerin yükselmesine neden oluyor. Konsey üyelerinin çoğunluğu tarafından desteklenen veto kararı, İsrail’i uluslararası baskıdan korumaya yönelik bir hamle olarak görülüyor. ABD’nin vetosu Filistin hükümeti ile Biden yönetimi arasındaki ilişkileri de germiş durumda. Filistin hükümeti ABD’nin iki devletli bir çözüm için baskı yapmamasından dolayı hayal kırıklığına uğradığını ifade etti. Veto ayrıca uluslararası toplumun Gazze’deki insani krizi ele alma ve bölgede barış ve adaleti teşvik etme çabalarını baltalama olarak değerlendiriliyor.




You may also like
Kristi  Noem Görevden Alındı
March 13, 2026
Petrol Fiyatları Ekonomiyi Zorluyor
March 13, 2026
Küresel Enerji Krizine Çözüm Arayışları 
March 13, 2026
  • Recent

    • ‘Any Given Sunday’: The clash of nationalism and multiculturalism...
      February 11, 2026
    • America’s Search for a Grand Strategy
      January 2, 2026
    • Türkiye Messages From the Trump-Netanyahu Press Conference
      December 30, 2025
    • A Window of Opportunity in Türkiye-U.S. Relations
      December 19, 2025
    • The End of the American Century? Interdependence, Soft...
      June 9, 2025
    • Trump-Netanyahu Relationship Takes a Turn for the Worse
      May 30, 2025
    • Why Is Trump Bypassing Israel?
      May 30, 2025
    • Israel’s plan to involve the United States in the occupation...
      May 30, 2025
    • Private Roundtable With Turkish Deputy FM Nuh Yılmaz
      May 20, 2025
    • “Beyond Alliance: Rethinking US-Türkiye Relations...
      May 20, 2025

  • Washington Gündemi

    • Kristi  Noem Görevden Alındı
      March 13, 2026
    • Petrol Fiyatları Ekonomiyi Zorluyor
      March 13, 2026
    • Küresel Enerji Krizine Çözüm Arayışları 
      March 13, 2026
    • Trump’tan Savaşı Bitirme Sinyali
      March 13, 2026
    • Pentagon ile Anthropic Arasında Kriz
      March 6, 2026
    • Clinton Çifti Kongre’de İfade Verdi
      March 6, 2026
    • ABD’nin Hava Savunma Mühimmatı Tükeniyor mu?
      March 6, 2026
    • ABD ve İsrail’den İran’a Saldırı
      March 6, 2026
    • Trump’ın Birliğin Durumu Konuşması 
      February 27, 2026
    • Yapay Zekâ Yarışında Rekabet ve Bağımlılık
      February 27, 2026



Stay Updated


© Copyright 2018-2022 SETA Foundation at Washington DC
Press enter/return to begin your search