Trump’tan Savaşı Bitirme Sinyali
ABD ile İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonların ardından başlayan savaş ikinci haftasına girerken çatışmanın nasıl bir yöne evrileceği hâlâ belirsizliğini koruyor. Başkan Trump’ın son açıklamaları savaşın kısa sürede sona ermesini istediğini gösterse de sahadaki gelişmeler bunun kolay olmayacağını ortaya koyuyor. İran’ın füze ve insansız hava araçlarıyla verdiği karşılık, çatışmanın daha geniş bir bölgesel krize dönüşme riskini artırmış durumda. İran yönetimi askeri direnişi sürdürme ve savaşın maliyetini yükseltme stratejisi yürütürken İsrail ise çatışmanın ancak İran’ın askeri kapasitesini ciddi biçimde zayıflatacak somut sonuçlar doğurması halinde sona erebileceğini savunuyor. Trump yönetimi bir yandan İran üzerindeki askeri baskıyı sürdürmek isterken diğer yandan savaşın kontrolsüz biçimde tırmanarak daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşmesini engellemeye çalışıyor.
Trump, ABD basınına verdiği bir demeçte İran savaşının “çok yakında sona erebileceğini” belirterek ABD güçlerinin İran’da “hiçbir hedef bırakmadığını” söyledi. “İstediğim anda bitirebilirim” diyen Trump, İran donanmasının, hava savunma sistemlerinin ve askeri komuta yapısının büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini iddia etti. Bu söylem bir yandan iç kamuoyuna hızlı bir askeri başarı mesajı vererek artan maliyetler ve enerji fiyatları konusundaki kaygıları yatıştırmayı hedefliyor. Ancak Trump’ın aynı zamanda İran’ın saldırılarını sürdürmesi halinde “çok daha sert karşılık verebileceklerini” söylemesi operasyonların devam edebileceği mesajını da veriyor.
Uzmanlar Trump’ın çelişkili açıklamalarını bir yandan savaşın kontrol altına alındığı izlenimini yaratırken diğer yandan askeri baskı seçeneğini açık tutmaya yönelik bir siyasi iletişim stratejisi olarak değerlendiriyor. Bazı yorumculara göre bu yaklaşım, hem ABD kamuoyuna erken bir zafer anlatısı sunma hem de İsrail’in İran rejimine karşı daha kapsamlı askeri hedefler yönündeki beklentilerini tamamen dışlamama çabasını yansıtıyor. Savaşın ikinci haftasında petrol fiyatlarının hızla yükselmesi ve küresel piyasalarda oluşan baskı da Trump’ın iyimser söyleminin arkasındaki önemli faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Yapılan değerlendirmelere göre uzun süreli bir savaş ABD için hem askeri hem de siyasi açıdan önemli riskler barındırıyor. ABD’nin bölgedeki operasyonlarının uzaması, yüksek maliyetli mühimmat ve hava savunma sistemlerinin hızla tüketilmesi gibi askeri sorunların yanı sıra Washington’ın aynı anda birden fazla kriz bölgesinde askeri kapasite bulundurmasını da zorlaştırdığına dikkat çekiliyor. Enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar ve özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik riskleri küresel petrol fiyatlarını etkileyerek ekonomik baskıyı artırıyor. Bölgesel istikrarsızlığın tırmanması da Washington’da önemli bir endişe kaynağı olarak görülüyor. ABD yönetimi içinde yalnızca askeri operasyonlar değil, savaşın hangi siyasi ve diplomatik koşullar altında sonlandırılabileceği sorusu da giderek daha yoğun biçimde tartışılmaya başlanmış durumda.
Washington’daki tartışmalar savaşın nihai hedefi konusunda net bir stratejinin henüz ortaya konulamadığını gösteriyor. Yönetim içinde farklı yaklaşım ve önceliklerin bulunduğu görülüyor. Bazı danışmanlar İran’ın füze altyapısı, askeri tesisleri ve bölgesel askeri ağlarının ciddi biçimde zayıflatılması gerektiğini savunurken, diğer bazı çevreler daha sınırlı bir askeri hedefle İran’a karşı caydırıcılığın yeniden tesis edilmesinin yeterli olacağını düşünüyor. Bu görüş ayrılığı, savaşın nasıl ve hangi koşullar altında sona erdirileceği sorusunu belirsiz hale getiriyor.
Savaşın uzama ihtimali, Trump açısından yalnızca askeri değil aynı zamanda önemli siyasi riskler de barındırıyor. ABD’de Irak ve Afganistan deneyimlerinden sonra uzun süreli Orta Doğu savaşlarına karşı güçlü bir toplumsal hassasiyet bulunuyor. Askeri harcamaların artması, enerji fiyatlarının yükselmesi veya Amerikan askerlerinin kayıp vermesi gibi gelişmelerin kamuoyunda hızla siyasi baskı yaratabileceği öngörülüyor. Bazı değerlendirmeler, Trump’ın son dönemde savaşın “yakında sona erebileceği” veya operasyonların beklenenden hızlı ilerlediği yönündeki açıklamalarını, bu olası siyasi maliyetleri sınırlamaya yönelik bir mesaj olarak yorumluyor.
Savaşın uzaması halinde askeri harcamalar ve operasyonun kapsamı gibi konuların Kongre’de daha yoğun biçimde tartışılması bekleniyor. Özellikle Demokrat Partili bazı Kongre üyeleri, yönetimin askeri operasyonları Kongre’den açık bir yetki almadan genişletmesini eleştiriyor ve savaşın maliyeti ile stratejik hedefleri konusunda daha fazla şeffaflık talep ediyor. Demokratlar ayrıca çatışmanın genişlemesinin ABD’yi yeni ve uzun süreli bir Orta Doğu savaşına sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor. Cumhuriyetçi kanatta ise İran’a karşı daha sert bir tutumu destekleyen isimler bulunmakla birlikte, savaşın maliyetinin hızla yükselmesi konusunda temkinli değerlendirmeler de dile getiriliyor.
New York Times’te yayımlanan bir analize göre İran savaşı ABD için beklenenden çok daha hızlı büyüyen bir maliyet yaratmaya başladı. Pentagon’un değerlendirmelerine göre çatışmanın ilk altı gününde ABD’nin askeri harcamaları yaklaşık 11,3 milyar dolara ulaştı ve operasyonların günlük maliyeti 1 milyar dolara yaklaşmış durumda. Bu harcamaların büyük bölümü yoğun hava operasyonları, hassas güdümlü mühimmatların kullanımı ve bölgeye sevk edilen askeri unsurların konuşlandırılmasından kaynaklanıyor. Ayrıca İran’ın nispeten düşük maliyetli İHA ve füze saldırılarına karşı kullanılan Patriot ve THAAD gibi gelişmiş hava savunma sistemlerinin çok daha pahalı olması, savunma harcamalarının hızla yükselmesine yol açan önemli bir unsur olarak gösteriliyor.
Savaşın ikinci haftasında ortaya çıkan tablo, Washington’ın askeri başarı iddiaları ile sahadaki belirsizlikler arasında karmaşık bir denge kurmaya çalıştığını gösteriyor. Trump yönetimi bir yandan İran üzerinde askeri baskıyı sürdürerek stratejik üstünlük sağlamayı hedeflerken diğer yandan çatışmanın maliyetinin hızla yükselmesi ve bölgesel ölçekte genişleme riski nedeniyle savaşın daha fazla uzamasını istemiyor. Ancak İran’ın direniş stratejisi, İsrail’in daha kapsamlı askeri hedefleri ve Washington içindeki strateji tartışmaları savaşın kısa sürede sona ermesini zorlaştıran faktörler arasında yer alıyor. Bu nedenle önümüzdeki haftalarda çatışmanın askeri seyri kadar, tarafların savaşın siyasi ve diplomatik çıkış yolunu nasıl tanımlayacağı da krizin geleceğini belirleyen temel unsur olacak.