Kristi Noem Görevden Alındı
ABD Başkanı Donald Trump, İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem’i görevden alarak yerine Cumhuriyetçi Senatör Markwayne Mullin’i aday gösterdi. Bu karar, Trump’ın ikinci döneminde kabinede yapılan ilk büyük değişiklik olarak dikkat çekti. Trump, sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı açıklamada Noem’in görev süresini övse de İç Güvenlik Bakanlığı’nın başına Oklahoma Senatörü Markwayne Mullin’i getirmek istediğini duyurdu. Önümüzdeki haftalarda Senato’nun onay vermesi halinde Mullin’in yeni bakan olarak göreve başlaması bekleniyor. Ancak bu değişikliğin Trump yönetiminin göç politikasında radikal bir dönüşüm yaratması beklenmiyor. Mullin’in iletişim tarzı açısından Noem’den farklı bir yaklaşım benimsemesi muhtemel olsa da, Trump’a yakın bir profil çizerek mevcut göç politikasını sürdürmesi öngörülüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem’i görevden alması, Trump yönetiminde son iki yılda yaşanan en dikkat çekici siyasi yükseliş ve düşüş hikâyelerinden biri oldu. South Dakota’nın eski valisi olan Noem, bir dönem Cumhuriyetçi Parti içinde başkan yardımcılığı için adı geçen güçlü figürlerden biri olarak görülürken, Trump’ın ikinci döneminde görevden alınan ilk kabine üyesi oldu. Trump, Noem’in Batı Yarımküre’de güvenlik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan “Shield of the Americas” adlı yeni girişimde özel temsilci olarak görev yapacağını da açıkladı. Trump yönetimi bu girişimi, Latin Amerika’da uyuşturucu kartelleriyle mücadele etmek, göç akınlarını kontrol altına almak ve Çin’in bölgedeki etkisini sınırlamak amacıyla geliştirilen daha geniş kapsamlı bir güvenlik stratejisinin parçası olarak tanımlıyor.
Noem’in görevden alınması, Kongre’de geçtiğimiz günlerde iki gün süren sert oturumların ardından geldi. Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi senatörler, bakanın yönetim tarzı ve bazı tartışmalı kararları nedeniyle yoğun eleştiriler yöneltirken, Noem’in verdiği yanıtlar birçok senatör tarafından tatmin edici bulunmadı. Tartışmaların merkezinde Minneapolis’te yaşanan ve iki ABD vatandaşının hayatını kaybettiği olay yer aldı. Göçmen operasyonları sırasında federal güvenlik güçleri tarafından vurulan Renee Good ve Alex Pretti’nin ölümü ülke genelinde protestolara yol açmıştı. Noem’in başlangıçta bu kişileri “yerli teröristler” olarak nitelendirmesi ve yerel yetkililerin olay yerinde inceleme yapmasına izin vermemesi hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi siyasetçiler tarafından sert biçimde eleştirildi.
Noem görev süresi boyunca Trump’ın göç politikalarını agresif biçimde uygulayan en görünür figürlerden biri olarak öne çıktı. Bakanlığı döneminde sınır güvenliği operasyonlarını sık sık sosyal medya üzerinden duyurması ve göçmen operasyonlarında sahada görüntü vermesi dikkat çekti. Ancak bu yüksek görünürlük bazı federal güvenlik görevlileri ve kamuoyu tarafından “fazla gösterişli” bulunarak eleştirildi. Özellikle El Salvador’daki bir hapishaneyi ziyaret ettiği sırada taktığı yaklaşık 50 bin dolar değerindeki Rolex saat ve çektiği tanıtım videoları sosyal medyada geniş tartışmalara yol açtı.
Tartışmaları büyüten bir diğer olay ise Los Angeles’ta düzenlenen bir basın toplantısı sırasında yaşandı. Demokrat Senatör Alex Padilla’nın göç politikalarını protesto ederek Noem’e soru sormaya çalışması üzerine federal güvenlik görevlileri tarafından zorla dışarı çıkarılması ve kelepçelenmesi, Demokratlar tarafından otoriter uygulamaların bir örneği olarak nitelendirildi. Bu olay, Trump yönetiminin göç politikalarına yönelik eleştirilerin daha da artmasına neden oldu. Noem ayrıca yaklaşık 220 milyon dolarlık sınır güvenliği reklam kampanyası nedeniyle de Kongre’de yoğun bir sorgulamayla karşı karşıya kaldı. Kampanyada Noem’in at üzerinde yer aldığı tanıtım görüntülerinin kullanılması ve sözleşmelerin Cumhuriyetçi Parti ile bağlantılı bazı şirketlere verilmesi eleştirilere yol açtı. Noem, kampanyanın Trump tarafından onaylandığını söylemiş olsa da Trump böyle bir onaydan haberdar olmadığını açıkladı.
Kristi Noem’in İç Güvenlik Bakanlığı döneminde eleştirilerin yoğunlaştığı bir diğer alan ise Federal Acil Durum Yönetim Ajansı’nın (FEMA) afet yardımlarını yönetme biçimi oldu. Noem’in göreve geldikten sonra uygulamaya koyduğu ve 100 bin doların üzerindeki tüm sözleşme ve hibelerin doğrudan bakan onayına bağlanmasını zorunlu kılan kural, afet yardımlarının dağıtım sürecini ciddi biçimde yavaşlattı. Bu durum özellikle doğal afetlerden etkilenen eyaletlerde yerel yönetimlerin aylarca beklediği federal yardım ödemelerinin gecikmesine yol açtı. Kongre’deki oturumlarda bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de bu gecikmeleri sert biçimde eleştirerek, onay sürecini tamamlamış projelerin yalnızca Noem’in imzasını beklediğini dile getirdi.
Bu gecikmeler en belirgin şekilde 2024 yılında Norh Carolina’yı etkileyen Helene Kasırgası sonrasında ortaya çıktı. Eyaletteki Cumhuriyetçi senatörler, FEMA’nın milyarlarca dolarlık yardım ödemelerini geciktirmesine tepki gösterdi. Senato Demokratlarının yayımladığı bir rapor ise Noem’in getirdiği inceleme sürecinin büyük afet projelerini ortalama üç hafta geciktirdiğini ortaya koydu. Noem bu eleştirileri reddederek FEMA’nın giderek büyüyen ve verimsiz hale gelen bir bürokrasiye dönüştüğünü savundu ve harcamalar üzerinde daha sıkı denetim uygulanması gerektiğini ileri sürdü. Ancak afet yardımlarındaki gecikmeler, zaten çeşitli tartışmalarla karşı karşıya olan Noem üzerindeki siyasi baskıyı artırarak görevden alınmasına giden süreçte önemli bir faktör haline geldi.
Trump’ın İç Güvenlik Bakanlığı için aday gösterdiği Oklahoma Senatörü Markwayne Mullin, kariyerini Trump’a yakın bir müttefik olarak zirveye taşıyan isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Aslen bir iş insanı ve tesisat şirketi sahibi olan Mullin, 2012 yılında Kongre’ye seçildi. Üniversite diploması olmayan ve siyasete “vatandaş milletvekili” söylemiyle giren Mullin, ilk yıllarında Washington’daki siyasi elitlere karşı eleştirel bir duruş sergileyerek kendisini sistem karşıtı bir figür olarak konumlandırdı. Zaman içinde Mullin’in siyasi çizgisi Trump ile giderek daha güçlü bir ittifaka dönüştü. Özellikle Trump’ın Cumhuriyetçi Parti üzerindeki etkisinin artmasıyla birlikte Mullin, Kongre’de Trump’ın en sadık destekçilerinden biri haline geldi. 2020 seçimlerinin ardından Trump’ın seçimlerin çalındığı yönündeki iddialarını açık biçimde destekleyen Mullin, 6 Ocak 2021’de Kongre’de seçim sonuçlarının onaylanmasına karşı çıkan Cumhuriyetçi milletvekilleri arasında yer aldı.
2023 yılında Senato’ya seçilen Mullin, kısa sürede Trump ile yakın ilişki kuran ve Beyaz Saray ile Cumhuriyetçi senatörler arasında bir tür aracı rolü üstlenen siyasetçilerden biri olarak öne çıktı. Trump’ın göç politikalarının güçlü bir savunucusu olan Mullin, sınır güvenliği ve sert göç uygulamalarına verdiği destekle MAGA hareketinin en sadık isimlerinden biri olarak görülüyor. Trump’ın Noem’i görevden almasının ardından Mullin’i İç Güvenlik Bakanlığı için aday göstermesi, sadakat ve siyasi yakınlığın Trump yönetiminde kabine atamalarında belirleyici olmaya devam ettiğini gösteren bir adım olarak değerlendiriliyor. Senato tarafından onaylanması halinde Mullin, Trump’ın göç politikalarının merkezinde yer alan ve federal güvenlik bürokrasisinin en büyük kurumlarından biri olan İç Güvenlik Bakanlığı’nın başına geçecek.
Kristi Noem’in görevden alınmasının ardından Trump yönetiminin göç politikalarında ciddi bir değişiklik olmasa da uygulanma noktasında kurum içi dengelerin yeniden şekillenmesi bekleniyor. Özellikle Beyaz Saray’ın sınırdan sorumlu çarı olarak görev yapan Tom Homan’ın, yeni İç Güvenlik Bakanı olması beklenen Senatör Markwayne Mullin ile daha yakın çalışması öngörülüyor. Homan ile Noem arasındaki ilişkiler son bir yıl boyunca oldukça gergin ilerlemişti. Göç politikalarının uygulanmasına ilişkin strateji konusunda iki isim farklı yaklaşımlar benimsemişti. Trump yönetiminin sert göç politikalarının mimarlarından biri olarak görülen Homan, daha sistematik ve hedef odaklı bir iç denetim stratejisini savunurken, Noem’in medya görünürlüğüne dayalı ve yüksek profilli operasyonlara dayanan yaklaşımını eleştiriyordu. Bu görüş ayrılıkları nedeniyle Homan birçok kritik karar sürecinden dışlanmış ve İç Güvenlik Bakanlığı içindeki üst düzey tartışmalara sınırlı ölçüde dahil edilmişti. Beyaz Saray yetkilileri Homan’ın rolünün değişmediğini vurgulasa da yeni dönemde İç Güvenlik Bakanlığı ile daha yakın çalışması bekleniyor.
Mullin’in adaylığının Senato tarafından onaylanması gerekiyor ve bu süreçte zorlu bir onay oturumu bekleniyor. Bazı Demokrat senatörlerin özellikle Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu’nun (ICE) uygulamaları ve genel göç politikaları konusunda Mullin’in nasıl bir yaklaşım izleyeceğine dair ayrıntılı açıklamalar talep etmeyi planladığı belirtiliyor. Onaylanması halinde Mullin, ABD tarihinde İç Güvenlik Bakanlığı’nı yöneten ilk Kızılderili kökenli siyasetçi olacak.Trump’ın Kristi Noem’i görevden alarak yerine Mullin’i aday göstermesi, ABD iç güvenlik politikasında köklü bir yön değişikliğinden ziyade yönetim içindeki siyasi dengelerin yeniden düzenlenmesi olarak değerlendirilebilir. Noem’in görevden alınmasına yol açan tartışmalar, Trump yönetiminin göç politikalarının uygulama biçimine yönelik eleştirileri artırmış olsa da, Mullin’in adaylığı mevcut politikanın devam edeceğine işaret ediyor. Bununla birlikte bu değişim, Trump yönetimin göç politikalarına yönelik var olan tepkiyi hafifletmek için stratejik bir adım olarak da görülebilir. Önümüzdeki dönemde Mullin’in Senato onay süreci ve İç Güvenlik Bakanlığı ile Beyaz Saray arasındaki koordinasyonun nasıl şekilleneceği, Trump yönetiminin göç ve güvenlik politikalarının uygulanmasında belirleyici olacak.