Yapay Zeka Yatırımları Artıyor
Son yıllarda büyük bir hızla büyüyen ve gelişen yapay zekâ sektörü, ABD ekonomisindeki büyümenin önemli bir kısmını oluşturuyor. Yapay zekânın ekonomik büyümeye etkisinin arka planında, sektörün küresel ölçekte giderek genişleyen etki alanı kadar, birbirleriyle yoğun rekabet hâlinde olan büyük teknoloji şirketlerinin karşılıklı olarak yaptıkları yüksek tutarlı yatırımlar da yer alıyor. Yapay zekâ sektörünün en kritik aktörlerinden biri olan OpenAI’nin 100 milyar dolarlık yeni bir yatırım turu için farklı şirketlerle görüşmeler yürüttüğüne dair haberlerin ardından, Amazon’un şirkete yaklaşık 50 milyar dolarlık bir yatırım yapmayı değerlendirdiği de kamuoyuna yansıdı. Sektörün büyümesi açısından kısa vadede bu yatırımların olumlu etkiler yarattığı düşünülse de, büyük şirketlerin birbirlerine yatırım yapmasıyla ortaya çıkan bu büyümenin yapay ve sürdürülebilirlikten uzak olabileceği, hatta bir “yapay zekâ balonu” oluşturduğu yönündeki eleştiriler de giderek daha fazla dile getiriliyor.
OpenAI, 2026’nın son çeyreğinde halka arz planlarını hızlandırarak teknoloji dünyasında büyük ses getirmeye hazırlanıyor. 500 milyar dolarlık mevcut değerlemesiyle Wall Street bankalarıyla gayriresmî görüşmeler yürüten şirket, aynı zamanda finansal yapılanmasını da güçlendiriyor. Ancak bu süreçte ChatGPT markasına yönelik tüketici ilgisinin azalması, Google gibi rakiplerin baskısı altında uygulamanın performansını artırma çabaları ve Elon Musk’ın açtığı, 134 milyar dolarlık tazminat talebini içeren dava şirketin yasal ve kurumsal imajını tehdit ediyor. OpenAI, donanım ve altyapı alanındaki dev yatırımlarını sürdürebilmek için ciddi bir sermaye ihtiyacıyla karşı karşıya. Şirketin yalnızca 2025-2029 döneminde donanım ve altyapıya 115 milyar dolar harcamayı planladığı, toplam uzun vadeli finansal taahhütlerinin ise 1.4 trilyon dolara ulaştığı belirtiliyor.
Bu doğrultuda OpenAI, Microsoft, Nvidia, Amazon, SoftBank ve Orta Doğu’daki bazı egemen varlık fonları dâhil olmak üzere büyük yatırımcılarla yaklaşık 100 milyar dolarlık yeni bir fon bulmak için görüşmeler yürütüyor. Bu turun başarıyla tamamlanması hâlinde, şirketin değerlemesinin 750 milyar doları aşabileceği tahmin ediliyor. Mevcut durumda 500 milyar dolarlık piyasa değeriyle OpenAI, SpaceX ve ByteDance gibi özel dev firmalarla aynı ligde yer alıyor. Her ne kadar şirketin gelirleri hızla artsa da OpenAI henüz kârlı değil. En büyük gider kalemini ise bilgi işlem gücüne yönelik dev altyapı yatırımları oluşturuyor. Bu nedenle şirketin sermaye arayışının önümüzdeki dönemde de devam etmesi bekleniyor.
OpenAI, daha önce Microsoft ve Nvidia gibi teknoloji devlerinden önemli fonlar aldı. Microsoft, 2019 yılında 1 milyar dolarlık bir yatırım yaparak, karşılığında OpenAI ile bulut bilişim hizmetleri alanında büyük bir sözleşme imzaladı. Nvidia ile ise geçen yıl sonunda 100 milyar dolarlık bir çip tedariği ve yatırım anlaşması gerçekleştirildi. Ancak söz konusu anlaşma, Nvidia cephesindeki çekinceler nedeniyle şimdilik askıya alınmış durumda. Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın, OpenAI’nin iş modelinde yeterli mali ve kurumsal disiplin bulunmadığı gerekçesiyle anlaşmadan geri adım atmayı değerlendirdiği iddia ediliyor. Huang’ın daha önce de OpenAI’ye yönelik eleştirel bir tutum sergilediği, özellikle Google’ın Gemini uygulaması ve Anthropic’in Claude Code gibi rakip ürünlerin piyasada yarattığı baskının, OpenAI’nin uzun vadeli sürdürülebilirliğini zorlaştırdığını düşündüğü belirtiliyor. Bu çerçevede Nvidia’nın geri adımı, OpenAI’nin uzun vadeli büyüme planları açısından önemli bir darbe olarak değerlendirilebilir. Nvidia her ne kadar OpenAI’nin en büyük müşterilerinden biri olmaya devam edeceğini ve farklı biçimlerde finansal destek sunmayı sürdüreceğini ifade etse de, anlaşmanın resmiyet kazanmaması yatırımcılar nezdinde ciddi bir belirsizlik yaratmış durumda.
OpenAI’nin 100 milyar doları aşan yeni bir fonlama turu yürüttüğü, Amazon’un 50 milyar dolar ve SoftBank’in 30 milyar dolarlık yatırım yapmayı değerlendirdiği belirtiliyor. Şirketin halka arzı da, finansal sürdürülebilirliğini kamuoyuna göstermek açısından kritik bir dönüm noktası olabilir. ChatGPT ile geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşan OpenAI’nin bugün 800 milyondan fazla kullanıcısı bulunuyor. Bu kitlenin yalnızca %6’sı, aylık 20 dolarlık ücret karşılığında daha gelişmiş sürümü tercih ediyor. Şirket, gelirlerini artırmak amacıyla ücretsiz sürümde reklam göstermeye başladı ve sağlık ile finans gibi sektörlere yönelik kurumsal çözümler geliştirmeye odaklandı. Bu çeşitlendirme stratejisi, şirketin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.
Şirketin halka arz sürecini hızlandırmasının bir diğer nedeni, sektördeki en güçlü rakibi Anthropic ile rekabet. OpenAI’nin eski çalışanları tarafından kurulan Anthropic, yeni finansman turuyla değerlemesini 10 milyar doların üzerine çıkarmayı hedefliyor. Özellikle yapay zekâ destekli kodlama aracı “Claude Code”un artan popülaritesi, şirketin satışlarını katlamasını sağladı. Anthropic’in de 2026 sonunda halka açılabileceğine dair söylentiler, iki şirketten hangisinin önce adım atacağının stratejik bir avantaj yaratacağı yorumlarını beraberinde getiriyor.
50 milyar dolarlık yatırım tamamlanırsa, Amazon yatırım turuna en büyük katkıyı sağlayan şirket olabilir. Amazon CEO’su Andy Jassy’nin, OpenAI CEO’su Sam Altman ile doğrudan yürüttüğü müzakereler henüz net bir sonuca ulaşmamış olsa da, bu dev yatırımın sektördeki rekabeti daha da kızıştıracağı öngörülüyor. Amazon daha önce OpenAI’nin rakiplerinden Anthropic’e yatırım yapmış ve Indiana’da bu şirket için 11 milyar dolarlık bir veri merkezi kampüsü kurmuştu. Amazon’un OpenAI’ya yönelik yatırım hamlesi, yalnızca bir finansal yatırım olarak değil, aynı zamanda küresel ölçekte yapay zekâ altyapısında hegemonya kurma çabası olarak da okunabilir. OpenAI ile derinleşen ilişkiler, Amazon’a Alexa gibi ürünlerinden bulut hizmetlerine kadar pek çok alanda stratejik avantaj sağlayabilir.
OpenAI etrafında şekillenen yatırım, halka arz ve rekabet dinamikleri, yapay zekâ sektörünün yalnızca teknolojik değil aynı zamanda finansal ve jeopolitik bir güç alanına dönüştüğünü gösteriyor. Dev yatırımlar kısa vadede büyümeyi desteklerken, sürdürülebilirlik, kârlılık ve kurumsal disiplin konularındaki soru işaretleri giderek belirginleşiyor. OpenAI’nin halka arz süreci, yalnızca şirketin geleceğini değil, yapay zekâ sektöründe oluşabilecek olası bir balonun sınırlarını da test edecek kritik bir eşik niteliği taşıyor.