• Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact
  • info@setadc.org
    202-223-9885
    1025 Connecticut Ave NW
    Suite 410
    Washington, DC 20036
  • Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact

ABD ve İsrail’den İran’a Saldırı

SETA DC Posted On March 6, 2026
0


İsrail ve ABD, Tahran ile Washington arasında devam eden diplomatik temaslara rağmen 28 Şubat Cumartesi günü, İran’a yönelik kapsamlı bir askeri operasyon başlattı. Resmi olarak ilan edilmese de fiilen bir savaşa dönüşmüş olan operasyon kapsamında İran’ın çeşitli askeri ve stratejik tesisleri hedef alınırken, düzenlenen hava saldırılarında İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in de aralarında bulunduğu çok sayıda üst düzey yetkili hayatını kaybetti. Saldırılara karşılık veren İran, İsrail’e doğrudan füze saldırıları düzenlerken ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi Körfez ülkelerindeki bazı hedefleri de füzelerle vurdu. Karşılıklı saldırılar gerilimi hızla tırmandırırken çatışmanın bölge geneline yayılabileceğine dair endişeler artıyor.

ABD’nin İran’a yönelik saldırı kararı birkaç temel gerekçeyle açıklanıyor. Trump yönetimi operasyonu öncelikle İran’ın nükleer programını ve balistik füze kapasitesini durdurmaya yönelik “önleyici bir güvenlik hamlesi” olarak sundu. Beyaz Saray’a göre Tahran’ın nükleer silaha yaklaşması ve bölgedeki ABD güçleri ile müttefiklerine yönelik tehditleri askeri müdahaleyi gerekli kıldı. Trump’ın açıklamalarında İran rejiminin zayıflatılması ve rejim değişikliği ihtimalinin ima edilmesi, operasyonun yalnızca askeri tesisleri hedef alan sınırlı bir saldırıdan daha geniş siyasi amaçlar taşıdığı yorumlarına yol açmış durumda.

ABD’nin İsrail ile birlikte hareket etmesinin bir diğer nedeni olarak, Tel Aviv’in planladığı operasyonun İran tarafından ABD askerlerini hedef alabilecek misillemeleri tetikleme riski gösteriliyor. Bu nedenle Washington’un hem müttefikini desteklemek hem de olası bir çatışmanın seyrini daha yakından kontrol edebilmek amacıyla operasyona doğrudan katılmayı tercih ettiği değerlendiriliyor. Bazı uzmanlar, Trump yönetiminin askeri gücü yalnızca sahadaki hedefleri vurmak için değil, İran üzerinde daha geniş bir siyasi baskı oluşturmak amacıyla kullandığını düşünüyor.

ABD’nin İran’a yönelik geniş çaplı bir kara harekâtı başlatıp başlatmayacağı konusu ise belirsizliğini koruyor. Trump böyle bir olasılığın olduğunu reddetmiyor. Ancak, İran gibi büyük bir ülkeye doğrudan kara kuvvetleriyle müdahale etmenin hem askeri hem de siyasi açıdan son derece maliyetli olacağı vurgulanıyor. Yaklaşık 90 milyon nüfusa sahip, geniş coğrafyaya ve güçlü bir askeri yapıya sahip olan İran’a yönelik olası bir kara operasyonunun uzun süreli ve yüksek kayıplı bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığı belirtiliyor. Ayrıca İran’ın düzenli ordusunun yanı sıra Devrim Muhafızları ve ona bağlı milis ağları aracılığıyla hem ülke içinde hem de bölgede geniş bir direniş kapasitesine sahip olması kara harekâtını daha da zorlaştırıcı unsurlar olarak öne çıkıyor.

Kara harekâtından çekinen Trump yönetiminin İran’a yönelik baskı stratejisi kapsamında Irak ve İran’daki bazı Kürt gruplarla temas hâlinde olduğu ve bu grupların Batı İran’da olası bir hareketlilikte rol oynayıp oynayamayacağının değerlendirildiği belirtiliyor. Başkan Trump’ın bazı Kürt liderlerle doğrudan görüşmeler yaptığı ve Washington’un silah ve hava desteği gibi seçenekleri tartıştığı belirtilse de Kürt grupların İran’ın olası misillemeleri ve geçmişte ABD ile kurulan ittifakların sürdürülebilirliğine dair belirsizlikler nedeniyle temkinli davrandığı ifade ediliyor. ABD’nin İran’a karşı doğrudan geniş çaplı bir kara savaşından ziyade bölgesel aktörler, özel operasyonlar ve dolaylı baskı araçları üzerinden yürütülen daha sınırlı bir strateji izleme ihtimali yüksek görülüyor. Ancak böyle bir yaklaşımın Türkiye, Irak ve Suriye gibi bölge ülkelerinin güvenlik kaygılarını artırabileceği vurgulanıyor.

Uluslararası toplum yaşanan gelişmelere temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Avrupa Birliği ülkeleri gerilimin tırmanmaması gerektiğini vurgulayarak diplomatik çözüm çağrısında bulunurken, Rusya ve Çin saldırıları uluslararası hukuk açısından eleştirerek İran’ın egemenliğine yönelik askeri müdahalelerin bölgesel istikrarsızlığı artırabileceği uyarısını yaptı ve krizin çok taraflı müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini savundu. Orta Doğu’daki birçok ülke ise daha ihtiyatlı bir tutum benimseyerek İran’ın bölgesel faaliyetlerine dair güvenlik kaygılarını dile getirmekle birlikte, geniş çaplı bir askeri çatışmanın bölge ekonomisi ve enerji güvenliği üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Trump’ın İran’a yönelik saldırı kararı, seçim kampanyasında sıkça dile getirdiği “Amerika’yı yeni savaşlara sürüklememe” söylemiyle açık bir çelişki olarak değerlendiriliyor. Trump uzun süre ABD’nin Orta Doğu’daki “sonsuz savaşlarını” eleştirerek kendisini bu çatışmaları bitirecek bir lider olarak tanıtmıştı. Bu nedenle İran’a yönelik kapsamlı bir askeri operasyonun, üstelik Tahran ile Washington arasındaki diplomatik temaslar devam ederken başlatılması, Washington’daki birçok yorumcu tarafından Trump’ın önceki söylemleriyle uyumsuz bir adım olarak görülüyor. Bu gelişme, Trump yönetiminin dış politika yaklaşımında söylem ile uygulama arasındaki farkın giderek daha görünür hâle geldiği yönünde yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Tartışmaların önemli bir boyutu da kararın alınma biçimiyle ilgili. Operasyonun büyük ölçüde başkanlık yetkisine dayanarak ve Kongre’den savaş yetkisi alınmadan başlatılması, ABD’de anayasal yetki tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Demokrat ve bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri, savaş ilan etme yetkisinin Anayasa gereği Kongre’ye ait olduğunu vurgulayarak bu tür operasyonların yasama denetimi olmadan yürütülmesinin tehlikeli bir emsal oluşturabileceğini savunuyor. Ancak, Senato’da Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonlarını sınırlamayı amaçlayan bir “savaş yetkileri” tasarısı gündeme gelse de oylama başarısız oldu ve başkanın operasyonu sürdürmesinin önünde ciddi bir siyasi engel oluşmadı.

Yaşanan gelişmeler, Orta Doğu’daki güç dengelerini derinden etkileyebilecek yeni ve belirsiz bir dönemin kapısını aralamış görünüyor. İran’ın vereceği askeri karşılığın kapsamı, ABD ve İsrail’in operasyonun ölçeğini genişletip genişletmeyeceği ve bölgesel aktörlerin sürece nasıl dahil olacağı, savaşın yönünü belirleyecek başlıca faktörler arasında yer alıyor. Aynı zamanda enerji piyasaları, bölgesel ittifaklar ve uluslararası diplomatik girişimler de krizin seyrini şekillendirebilecek önemli değişkenler olarak öne çıkıyor. Bu nedenle mevcut tablo, kısa vadede hızlı bir çözümden ziyade askeri baskı, sınırlı çatışmalar ve diplomatik manevraların iç içe geçtiği daha uzun ve karmaşık bir sürecin ortaya çıkabileceğine işaret ediyor.  




You may also like
Pentagon ile Anthropic Arasında Kriz
March 6, 2026
Clinton Çifti Kongre’de İfade Verdi
March 6, 2026
ABD’nin Hava Savunma Mühimmatı Tükeniyor mu?
March 6, 2026
  • Recent

    • ‘Any Given Sunday’: The clash of nationalism and multiculturalism...
      February 11, 2026
    • America’s Search for a Grand Strategy
      January 2, 2026
    • Türkiye Messages From the Trump-Netanyahu Press Conference
      December 30, 2025
    • A Window of Opportunity in Türkiye-U.S. Relations
      December 19, 2025
    • The End of the American Century? Interdependence, Soft...
      June 9, 2025
    • Trump-Netanyahu Relationship Takes a Turn for the Worse
      May 30, 2025
    • Why Is Trump Bypassing Israel?
      May 30, 2025
    • Israel’s plan to involve the United States in the occupation...
      May 30, 2025
    • Private Roundtable With Turkish Deputy FM Nuh Yılmaz
      May 20, 2025
    • “Beyond Alliance: Rethinking US-Türkiye Relations...
      May 20, 2025

  • Washington Gündemi

    • Pentagon ile Anthropic Arasında Kriz
      March 6, 2026
    • Clinton Çifti Kongre’de İfade Verdi
      March 6, 2026
    • ABD’nin Hava Savunma Mühimmatı Tükeniyor mu?
      March 6, 2026
    • ABD ve İsrail’den İran’a Saldırı
      March 6, 2026
    • Trump’ın Birliğin Durumu Konuşması 
      February 27, 2026
    • Yapay Zekâ Yarışında Rekabet ve Bağımlılık
      February 27, 2026
    • Trump’tan Yeni Tarife Hamlesi
      February 27, 2026
    • ABD ve Ukrayna Temasları Sürüyor
      February 27, 2026
    • Yeni Sosyal Medya Düzenlemesi mi Geliyor? 
      February 20, 2026
    • Göç Politikası Bütçe Krizine Neden Oldu 
      February 20, 2026



Stay Updated


© Copyright 2018-2022 SETA Foundation at Washington DC
Press enter/return to begin your search