ABD ve Ukrayna Temasları Sürüyor
Rusya-Ukrayna savaşı beşinci yılına girerken Trump yönetiminin savaşı sonlandırmaya yönelik diplomatik çabaları devam ediyor. ABD ve Ukrayna heyetleri 26 Şubat’ta Cenevre’de bir araya gelerek savaş sonrası yeniden inşa planları, güvenlik garantileri ve ekonomik destek paketleri gibi konuları ele aldı. Yaklaşık yedi saat süren temaslar, bir sonraki ABD-Rusya-Ukrayna üçlü turuna hazırlık niteliği taşıyor. Şubat başında Abu Dabi’de başlayan üçlü görüşmelerin ikinci turu Cenevre’de yapılmıştı. Müzakerelerden somut bir netice alınamasa da bazı teknik konularda ilerleme sağlandığı kaydedilmişti. Bir sonraki turun gelecek hafta Abu Dabi’de yapılması beklenirken heyetler Zelenskiy ve Putin’in katılacağı liderler düzeyinde bir zirvenin zeminini hazırlamaya çalışıyor.
Görüşmelerde Ukrayna heyetine, Başmüzakereci Rüstem Umerov liderlik ederken ABD tarafında Başkan Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner yer aldı. Temaslarda taraflar ikili görüşmelerin yanı sıra ev sahibi konumundaki İsviçreli yetkililerle de üçlü formatta istişarelerde bulunarak sürecin yalnızca teknik değil aynı zamanda diplomatik meşruiyet boyutunu da önemsendiğini gösterdi. Toplantı, Zelenskiy’nin bir gün önce Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde sağlanan eşgüdüm çerçevesinde organize edilirken görüşmelerin, Rusya’nın Ukrayna şehirlerine yönelik yoğun füze saldırılarının yaşandığı bir günde gerçekleşmesi dikkat çekti.
Müzakerelerde savaş sonrası yeniden inşa planları, güvenlik garantileri ve ekonomik destek paketleri ayrıntılı biçimde ele alındı. Ukrayna tarafı, olası bir anlaşmanın yalnızca çatışmaları durdurmakla sınırlı kalmaması gerektiğini, aynı zamanda altyapının onarımı, enerji sistemlerinin yeniden kurulması ve yatırım ortamının istikrara kavuşturulması için bağlayıcı ve takvime bağlanmış mekanizmalar içermesi gerektiğine vurgu yapıyor. ABD heyeti ise daha uygulanabilir ve aşamalı bir çerçeve üzerinde durarak güvenlik düzenlemeleri ile ekonomik teşviklerin birbirini tamamlayan bir paket hâlinde tasarlanmasına odaklanıyor.
Cenevre’deki ikili temaslar, Washington’ın Kiev ile müzakere pozisyonlarını netleştirip uyumlu hâle getirerek Rusya karşısında daha güçlü ve tutarlı bir zemin oluşturma stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor. Washington ve Kiev üçlü müzakere öncesinde pozisyonlarını senkronize etmeye çalışıyor. Taraflar yalnızca genel hedeflerde değil, teknik ayrıntılarda da ortak bir çerçeve oluşturmayı hedeflerken müzakere öncelikleri, kırmızı çizgiler ve diplomatik dil konusunda uyumlu hareket etmek istiyor. Bu durum, özellikle toprak bütünlüğü, güvenlik garantilerinin niteliği ve ekonomik destek paketinin kapsamı gibi hassas başlıklarda farklı mesajların ortaya çıkmasını önlemeyi amaçlıyor. Ortak ve tutarlı bir strateji geliştirilmesi, Rusya ile yapılacak üçlü toplantıda müzakere gücünü artırmayı ve Moskova’nın olası görüş ayrılıklarından yararlanma ihtimalini azaltmayı hedefliyor.
Trump yönetimi, savaşı kısa sürede sona erdirme vaadini dış politika önceliğine dönüştürerek müzakere sürecinde aktif ve görünür bir rol üstlenmiş durumda. Witkoff ve Kushner gibi özel temsilcilerin sahada yürüttüğü yoğun diplomasi, Beyaz Saray’ın süreci doğrudan yönlendirme arzusunu yansıtıyor. Trump’ın Zelenskiy ile yaptığı görüşmede sürecin hızlandırılması yönünde açık bir irade ortaya koyması, Haziran 2026’ya kadar somut ilerleme sağlama hedefiyle bağlantılı. Avrupa başkentlerinde temkinli yaklaşımlar bulunsa da ABD, baskı ve teşvik unsurlarını birlikte kullanarak tarafları uzlaşmaya yönlendirmeye çalışıyor. Bu yaklaşım, önceki müzakere turlarında yaşanan tıkanıklıkları aşmak için daha pragmatik, sonuç odaklı ve liderler düzeyini merkeze alan bir diplomatik formatı öne çıkarıyor.
Kiev yönetimi, egemenlik ve toprak bütünlüğü konularında herhangi bir tavize açık olmadığını net biçimde ortaya koymuş durumda. Zelenskiy, Cenevre görüşmelerinin sürece daha güçlü bir hazırlık zemini sağladığını belirterek bir sonraki üçlü turun mart başında Abu Dabi’de yapılmasının planlandığını duyurdu. Ukrayna, kalıcı ve bağlayıcı güvenlik garantileri, Rus birliklerinin tam çekilmesi ve kapsamlı bir yeniden inşa finansman programı talep ediyor. Putin ile doğrudan bir liderler zirvesi, özellikle toprak statüsü ve güvenlik mimarisi gibi en zor başlıkların çözümü için gerekli görülüyor. Umerov’un ekonomik ve güvenlik alanlarında somut ilerleme sağlandığı yönündeki açıklamaları, sürecin teknik düzeyde ilerlediğini gösterse de olası bir anlaşmanın iç meşruiyeti için referandum seçeneğinin gündemde tutulması dikkat çekiyor. Kiev, sahadaki Rus askeri baskısına rağmen direncini koruyarak Avrupa ülkelerinin siyasi ve askeri desteğini almaya çalışıyor.
Rusya cephesinde ise diplomasi ile askeri baskı eş zamanlı ilerliyor. Moskova, müzakereler sürerken Ukrayna şehirlerine yönelik drone ve füze saldırılarını artırarak sahadaki üstünlüğünü koruma ve müzakere masasında elini güçlendirme stratejisi izliyor. Kremlin’in son tarih kabul etmeyen yaklaşımı, zamanın kendi lehine işlediği yönündeki değerlendirmesine dayanıyor. Donbas ve diğer işgal altındaki bölgelerdeki statükonun korunması, Ukrayna’nın NATO ile ilişkilerinin sınırlandırılması ve tarafsızlık talepleri, Moskova’nın temel pozisyonunu oluşturuyor. Bu maksimalist yaklaşım, diplomatik sürecin ilerlemesini zorlaştırırken, askeri gerçeklik ile siyasi çözüm arayışı arasındaki gerilimi de artırıyor.
Mart başında yapılması planlanan Abu Dabi üçlü toplantısı, müzakere sürecinin yönünü belirleyebilecek kritik bir eşik olarak görülüyor. Zelenskiy, bu turun başarılı geçmesi hâlinde liderler düzeyinde doğrudan bir Zelenskiy-Putin görüşmesine zemin hazırlayabileceğini ifade ediyor. Bu sayede güvenlik garantileri ve toprak statüsü gibi siyasi karar gerektiren başlıkların ele alınmasının mümkün olabileceği düşünülüyor. Görüşmelerden somut ilerleme çıkması durumunda sınırlı bir ateşkes ve yeniden inşa çerçevesine ilişkin ilkeler üzerinde uzlaşma ihtimali bulunuyor. Ancak Rusya’nın sahadaki askeri performansı müzakere gücüne dönüştürme yaklaşımı ve işgal altındaki bölgelerin statüsüne ilişkin talepleri sürecin önündeki temel engeller olmaya devam ediyor.
Gelinen aşamada Cenevre temasları, savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabaların tamamen tıkanmadığını, ancak kırılgan ve çok katmanlı bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. ABD’nin hızlandırılmış ve lider odaklı diplomasi yaklaşımı, Ukrayna’nın güvenlik ve egemenlik hassasiyetleri ile Rusya’nın sahadaki askeri kazanımları koruma stratejisi arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Önümüzdeki Abu Dabi toplantısı, teknik müzakerelerin siyasi karara evrilip evrilemeyeceğini test edecek. Eğer taraflar asgari müştereklerde buluşabilirse sınırlı bir ateşkes ve yeniden inşa çerçevesi mümkün olabilir. Ancak kalıcı barış, yalnızca çatışmanın dondurulmasına değil, yeni ve sürdürülebilir bir güvenlik mimarisinin inşasına bağlı olacak. Sürecin başarısı, askeri baskının diplomatik iradeyi gölgeleyip gölgelemeyeceğine bağlı olarak şekillenecek.