• Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact
  • info@setadc.org
    202-223-9885
    1025 Connecticut Ave NW
    Suite 410
    Washington, DC 20036
  • Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact

Yeni Sosyal Medya Düzenlemesi mi Geliyor? 

SETA DC Posted On February 20, 2026
0


Uzun süredir ABD kamuoyunun gündeminde yer alan sosyal medya şirketleri, 2026 itibarıyla kritik bir dönemece girdi. Haklarında açılan davalar nedeniyle yeniden tartışmaların odağına yerleşen şirketler, iş modellerini temelden etkileyebilecek bir hukuki süreçten geçiyor. Meta, Instagram, Snapchat, TikTok ve YouTube gibi platformlar  genç kullanıcılar üzerinde bağımlılık yarattıkları ve ciddi ruh sağlığı sorunlarına yol açtıkları iddialarıyla mahkeme karşısına çıktı. Los Angeles’ta başlayan dava, sosyal medya platformlarını yalnızca içerik aracı değil, tasarımı itibarıyla zarar üreten bir “ürün”ün üreticisi olarak konumlandıran yeni bir hukuki yaklaşımı gündeme taşıdı. TikTok ve Snapchat uzlaşı yolunu tercih ederek süreci sonlandırırken, YouTube hukuki statüsü gereği farklı bir konumda olduğunu savundu. Tartışmaların merkezinde ise daha önce de yoğun eleştirilere maruz kalan Meta yer alırken CEO Mark Zuckerberg mahkemede şirket politikalarını savunmayı sürdürdü.

Birleştirilen davaların temel argümanı, sosyal medya platformlarının sigara ya da kumar makineleri gibi bağımlılık yaratacak biçimde tasarlandığı yönünde. Algoritmik öneriler, otomatik oynatılan videolar ve bildirim sistemleri gibi özelliklerin, kullanıcıları platformda daha uzun süre tutmak amacıyla bilinçli olarak kurgulandığı iddia ediliyor. Davacı taraf, bu tasarım tercihlerinin gençlerde depresyon, anksiyete, yeme bozuklukları ve hatta intihar düşüncelerine varan sonuçlar doğurduğunu savunuyor. Bu yönüyle davalar, 1990’larda tütün şirketlerine karşı açılan ve sektörün hukuki çerçevesini değiştiren süreçlerle kıyaslanıyor.

Sosyal medya şirketlerine karşı açılan bu sürecin ilk davası, çocuk yaşta YouTube, Instagram, TikTok ve Snapchat kullanmaya başlayan 20 yaşındaki bir kadının iddialarına dayanıyor. Davacı, küçük yaşta platformlara bağımlı hâle geldiğini ve bunun ruh sağlığını olumsuz etkilediğini ileri sürüyor. Avukatları ise özellikle Instagram ve YouTube’un “dijital kumarhane” mantığıyla tasarlandığını ve bağımlılık yaratan kullanıcı davranışlarından kâr elde ettiğini iddia ediyor.

Davada geçtiğimiz hafta ifade veren Instagram CEO’su Adam Mosseri ise “Güvenlik ile ifade özgürlüğü arasında her zaman bir denge vardır” diyerek şirketin yaklaşımını savundu. Mosseri, Instagram’ın gençleri korumaya yönelik olarak yetişkin içerik kısıtlamaları ve gece bildirimlerini susturma gibi araçlar geliştirdiğini belirtti. Güvenliğin uzun vadeli iş modelinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Mosseri, şirketin aşırı sansürcü olmadan güvenliği sağlamaya çalıştığını ifade etti. Meta CEO’su Mark Zuckerberg de bu hafta Los Angeles’ta devam eden davada ifade verdi. Davacı tarafın avukatı, Meta’nın gençleri platformda daha uzun süre tutmaya yönelik bilinçli bir strateji izlediğini iddia etti. Zuckerberg ise geçmişte “ekranda geçirilen süre” odaklı hedeflerin bulunduğunu kabul etmekle birlikte, şirketin zaman içinde yaklaşımını değiştirdiğini savundu.

Davanın sonucu yalnızca Meta açısından değil, tüm teknoloji sektörü için yüksek risk barındırıyor. Jürinin Meta aleyhine karar vermesi halinde şirketin tazminat ödemek zorunda kalabileceği ve sosyal medya devlerinin bugüne kadar dayandığı temel hukuki savunmanın,  yani sorumluluğun platformda değil kullanıcıda olduğu argümanının ciddi biçimde boşa çıkabileceği belirtiliyor. Halihazırda ABD genelinde Meta, TikTok, Google ve Snapchat’e karşı açılmış yaklaşık 1.600 benzer dava bulunuyor. Bu dava, söz konusu dosyalar için emsal teşkil edebilir ve sosyal medya platformlarının ürün sorumluluğu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkin yeni bir içtihat oluşturabilir.

Los Angeles’taki davanın ardından benzer nitelikte başka dosyaların da görülmesi bekleniyor. Binlerce bireysel dava arasından seçilen güçlü örnekler, “emsal” niteliği taşıyacak şekilde gruplanmış durumda. Şirketler savunmalarını iki temel hat üzerine kuruyor. İlk olarak, teknoloji kullanımı ile bağımlılık arasında bilimsel olarak kanıtlanmış net bir nedensellik ilişkisi bulunmadığını savunuyorlar. İkinci olarak ise 1996 tarihli İletişim Ahlakı Yasası’nın 230. Maddesi’ne dayanarak, kullanıcı içeriklerinden ve bunların sonuçlarından hukuken sorumlu tutulamayacaklarını ileri sürüyorlar. Meta, davacının ruh sağlığı sorunlarının aile içi koşullarla bağlantılı olduğunu iddia ederken YouTube ise kendisini bir “sosyal medya şirketi” değil, bir video platformu olarak tanımlayarak hukuki konumunu farklılaştırmaya çalışıyor. Eğer jüri, platform tasarımının bizzat zarara yol açtığına hükmederse, şirketler ilk kez içerikten bağımsız olarak ürün tasarımı üzerinden sorumlu tutulabilir. Bu durum, sosyal medya şirketlerinin uzun yıllardır dayandığı hukuki koruma kalkanını zayıflatabilir ve yeni bir düzenleme dalgasını tetikleyebilir. Özellikle algoritmaların ve kullanıcı etkileşimini artıran tasarım unsurlarının yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir.

Sürecin mali boyutu da oldukça yüksek risk barındırıyor. Davacıların talep ettiği tazminatlar ve olası toplu davalar, şirketler için milyarlarca dolarlık bir yük anlamına gelebilir. Platform tasarımında zorunlu değişikliklere gidilmesi, reklam gelirine dayalı mevcut iş modellerini doğrudan etkileyebilir. Kullanıcıların platformda geçirdiği sürenin azalması, bu şirketlerin temel gelir dinamiklerini sarsabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor. Davanın dikkat çeken boyutlarından biri de toplumsal yankısı oldu. Mahkeme salonunda, çocuklarını sosyal medya nedeniyle kaybettiklerini ifade eden ebeveynler yer aldı. Adliye önünde toplanan aileler ise platformların algoritmik içerik dağıtımını değiştirmesi gerektiğini savunarak şirketlerin daha fazla sorumluluk üstlenmesini talep etti.

Sosyal medya bağımlılığı davaları, teknoloji sektörünün yalnızca hukuki değil, aynı zamanda etik ve ekonomik çerçevesini de yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Davacıların önemli bir zafer elde etmesi halinde bu karar, milyonlarca benzer başvurunun önünü açabilir ve sosyal medya şirketlerini kullanıcı politikaları, algoritmik tasarım ve platform sorumluluğu konusunda köklü değişikliklere zorlayabilir. Verilecek karar, yalnızca Meta için değil, küresel teknoloji sektörünün gelecekteki hukuki ve düzenleyici çerçevesi açısından da belirleyici olabilir.




You may also like
Doğumla Vatandaşlık Yargının Gündeminde
April 3, 2026
Krallara Hayır Protestoları
April 3, 2026
Washington’ın Nükleer Çelişkisi
April 3, 2026
  • Recent

    • “Strategic Implications of the Iran War” panel...
      March 30, 2026
    • ‘Any Given Sunday’: The clash of nationalism and multiculturalism...
      February 11, 2026
    • America’s Search for a Grand Strategy
      January 2, 2026
    • Türkiye Messages From the Trump-Netanyahu Press Conference
      December 30, 2025
    • A Window of Opportunity in Türkiye-U.S. Relations
      December 19, 2025
    • The End of the American Century? Interdependence, Soft...
      June 9, 2025
    • Trump-Netanyahu Relationship Takes a Turn for the Worse
      May 30, 2025
    • Why Is Trump Bypassing Israel?
      May 30, 2025
    • Israel’s plan to involve the United States in the occupation...
      May 30, 2025
    • Private Roundtable With Turkish Deputy FM Nuh Yılmaz
      May 20, 2025

  • Washington Gündemi

    • Doğumla Vatandaşlık Yargının Gündeminde
      April 3, 2026
    • Krallara Hayır Protestoları
      April 3, 2026
    • Washington’ın Nükleer Çelişkisi
      April 3, 2026
    • İran Savaşı Transatlantik İttifakı Zorluyor
      April 3, 2026
    • Mahkeme Sosyal Medya Şirketlerini Suçlu Buldu 
      March 27, 2026
    • Bütçe Krizi Havalimanlarını Etkiledi
      March 27, 2026
    • ABD Küba Üzerindeki Baskıyı Artırıyor
      March 27, 2026
    • ABD Kara Harekâtına Hazırlanıyor
      March 27, 2026
    • 2026 Tehdit Değerlendirme Raporu Yayınlandı
      March 20, 2026
    • İran Savaşı Cumhuriyetçileri Bölüyor
      March 20, 2026



Stay Updated


© Copyright 2018-2022 SETA Foundation at Washington DC
Press enter/return to begin your search