ABD’den Ukrayna’da Kısmi Ateşkes Duyurusu
Ukrayna savaşını sonlandırma çabalarına hız veren Trump yönetimi, Rusya ile Ukrayna’nın kısmi ateşkes konusunda anlaşmaya vardıklarını duyurdu. Rus ve Ukraynalı yetkililer, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da ABD heyetiyle ayrı ayrı görüşmelerde bulunuyordu. ABD, tarafları doğrudan bir araya getirmeden, mekik diplomasisi yoluyla müzakereleri kolaylaştırmaya çalışırken görüşmelerde genel ateşkes, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliği ve tahıl koridorunun yeniden canlandırılması gibi konuların ele alındığı belirtiliyor. Kiev ve Moskova arasında ortak bir zemin bulmayı amaçlayan görüşmelerin detayları tam olarak açıklanmış değil. Görüşmelerden hızlı bir sonuç alınması beklenmezken tarafların pozisyonları arasındaki ciddi farklar nedeniyle, kapsamlı bir anlaşmaya varılıp varılamayacağı belirsizliğini koruyor.
ABD yönetimi hafta sonu başlayıp salı gününe kadar süren görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, Ukrayna ve Rusya’nın çatışmaların durdurulması ve Karadeniz’de güvenli seyrüseferin sağlanması konularında geçici bir anlaşmaya vardığını duyurdu. Açıklamada sınırlı ateşkesin ne zaman yürürlüğe gireceği belirtilmezken birçok detayın çözülemediği ve Kremlin’in anlaşmayı bazı Batı yaptırımlarının kaldırılması şartına bağladığı kaydedildi. Kapsamlı bir barış anlaşması hala uzak görünse de müzakereler üç yıldır devam eden savaşın barışçıl bir çözüme kavuşturulması yönünde atılan “doğru bir adım” olarak değerlendiriliyor.
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamalarda iki temel farklılığın altı çiziliyor. ABD, Rusya’nın gübre ve diğer tarım ürünlerini ihraç edebilmesi için dünya pazarlarına erişimine yardımcı olmayı kabul ederken Ukrayna konusunda ise savaş esirlerinin, sivil tutukluların ve kaçırılan çocukların takasını sağlama taahhüdünde bulunulduğu belirtiliyor. Kremlin’den yapılan açıklamada ise, anlaşmanın Rusya’nın tarım bankasına ve diğer bazı kurumlarına karşı yaptırımların kaldırılmasını içerdiği ve kısmi ateşkesin bu gerçekleşene kadar yürürlüğe girmeyeceği belirtildi. Rusya’nın uluslararası SWIFT sistemine erişiminin yeniden sağlanması yönünde uzun süredir devam eden bir talebi bulunuyordu.
Trump ve Putin arasında geçen hafta gerçekleşen telefon görüşmesinde, sınırlı bir ateşkes ve enerji altyapısına yönelik saldırıların durdurulması hususunda kısmen uzlaşma sağlanmıştı. Ancak Ukrayna’nın talep ettiği kapsamlı 30 günlük ateşkese Putin’den olumlu yanıt gelmemesi, Washington’ın Moskova ile nasıl bir yol izleyeceği konusunda soru işaretleri yaratmıştı. Bununla birlikte, ABD yönetimi “geçici ateşkes” sürecini başlatarak barış görüşmelerinin devamını sağlamayı amaçlıyordu. Ancak kısmi ateşkesin kabul edilmesine rağmen hafta boyunca saldırılara devam edildiği görüldü. Her iki taraf da birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçluyor.
ABD heyetinin başında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz bulundu. Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un da Rusya ile süren temasları hızlandırmak amacıyla Riyad’a gittiği belirtildi. Washington’ın öncelikle Karadeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini sağlayacak bir anlaşma ve 30 günlük daha kapsamlı bir ateşkes elde etmeyi hedeflediği ifade ediliyor. Trump yönetiminin Rusya’nın çekincelerine rağmen kısa süreli ateşkes yoluyla tarafların niyetini test etme fikrinde olduğu kaydediliyor. Trump, Putin ile doğrudan iletişime girerek hızlı bir barış elde edebileceğine inanırken bu yaklaşım Avrupa’da “Rusya’nın ödüllendirilmesi” olarak görülüyor ve Trump’a yönelik eleştirilerin artmasına neden oluyor.
Rusya heyetinde ise FSB görevlisi Sergey Beseda ve Grigory Karasin gibi istihbarat, diplomasi ve güvenlik alanlarında deneyimli isimlerin yer aldığı belirtildi. Putin, geçen hafta Trump’la yaptığı telefon görüşmesinde Ukrayna’nın kabul ettiği 30 günlük kapsamlı ateşkes önerisine mesafeli durmuş ve bunun yerine “enerji ve altyapı tesislerine yönelik saldırıları” geçici olarak durdurmayı kabul etmişti. Riyad görüşmelerinde Moskova’nın, SWIFT ödeme sistemine yeniden erişim ve Rus tarım bankası üzerindeki yaptırımların kalkması gibi konuları masaya getirdiği biliniyor. Rusya ayrıca Karadeniz’deki ihracatını sorunsuz gerçekleştirmek isterken, Ukrayna’ya yapılan silah sevkiyatının durdurulması talebini yineleyerek Batı’nın yaptırım politikalarından ciddi tavizler koparmaya çalışıyor.
Ukrayna heyetinde ise Savunma Bakanı Rüstem Umerov ve Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha bulundu. Yetkililerin ABD ile yaptığı görüşmelerde taleplerini ve kırmızı çizgilerini net biçimde ortaya koyduğu belirtiliyor. Ukrayna tarafı, tam bir ateşkes sağlanmadıkça Moskova’nın gerçekte ne kadar ciddi olduğunun test edilemeyeceğini savunuyor. Zelenski, Ukrayna’nın uluslararası tanınmış sınırlarından taviz vermeden barışa ulaşmak istediğini birçok kez dile getirmişti. Özellikle 30 günlük ateşkes döneminde Rusya’nın askerî gücünü yeniden yapılandırmasından endişe duyan Kiev, olası bir ateşkesin kalıcı barışa evrilmesi için Avrupalı müttefiklerin de sürece dahil edilmesinin şart olduğunu düşünüyor. Ukrayna yönetimi, ABD’nin tek başına Rusya ile anlaşarak Avrupa’yı devre dışı bırakma ihtimalinin kendi güvenlik çıkarlarını tehlikeye atacağından endişe duyuyor.
Avrupa cephesinin ise Trump yönetiminin Moskova ile uzlaşmacı bir tutum takınmasından rahatsızlık duyduğu belirtiliyor. Almanya, Fransa ve Polonya başta olmak üzere pek çok Avrupalı devlet, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, NATO genişlemesi ve Rusya’ya uygulanacak yaptırımlar konusunda ABD’den farklı bir çizgide yer alıyor. Avrupalılar, Rusya’yla barış müzakerelerinde “kayda değer” bir sonuç alınmadan yaptırımların hafifletilmesinin Putin’i cesaretlendireceği görüşünde. İngiltere Başbakanı Starmer ile Fransa Cumhurbaşkanı Macron, “Karadeniz’deki güvenliğin sağlanması ve ateşkesin korunması için” gerekirse sahada birlik oluşturulabileceğine dair sinyaller veriyor.
Suudi Arabistan’daki müzakerelerde elde edilen en somut başarı, Karadeniz üzerinden ticaret yollarının tekrar açılmasına yönelik prensip anlaşması oldu. Yapılan açıklamalarda, deniz taşımacılığının güvenliğini sağlamak, güç kullanımını engellemek ve sivil gemilerin askerî amaçlarla kullanılmasını önlemek için adımlar atılacağı duyuruldu. Ukrayna’nın bu çerçevede Karadeniz’de askerî operasyonları sınırlandırmayı kabul ettiği kaydedildi. Moskova bu kısıtlı anlaşmanın, kendi tarım ihracatını uluslararası pazarlara sorunsuz ulaştırmak adına önemli olduğunu vurgularken, Karadeniz üzerinden ticaretin istikrarlı biçimde devam etmesi için yaptırımların hafifletilmesi gerektiğinin de altını çiziyor. ABD tarafı ise “Rusya’nın saldırıları büyük ölçüde sonlandırması koşuluyla” tarım ürünlerinin küresel pazarlara erişimine yardımcı olabileceği mesajını veriyor.
Varılan kısmi mutabakatlar, tam kapsamlı ateşkese giden süreçte birer aşama olarak görülüyor. Rusya, enerji altyapılarına saldırıların durdurulmasına yönelik “geçici anlaşmayı” 18 Mart’ta devreye soktuğunu savunurken, Ukrayna tarafı Moskova’nın “gerçek niyetini” saklamak için çelişkili söylemler kullandığını belirtiyor. ABD yönetimi ise hem Rusya’nın hem de Ukrayna’nın elektrik santralleri, petrol rafinerileri ve nükleer tesisler gibi kritik altyapıları hedef almayacağına dair ayrı ayrı taahhütte bulunduğunu duyurdu. Ancak her iki tarafın da bu taahhütleri yerine getirmediği gözleniyor. Özellikle Sumy ve Kiev örneklerinde olduğu gibi insansız hava araçlarıyla saldırılar devam ediyor.
ABD ve Rusya’dan, Suudi Arabistan’daki müzakerelerin ardından ortak bir bildiri beklenirken, taraflar ayrı ayrı açıklamalar yaparak pozisyonlarını korumayı tercih etti. Putin, Karadeniz’deki sınırlı ateşkesi ve enerji tesislerine yönelik saldırıların askıya alınmasını kabul etmiş olsa da yaptırımların kaldırılması ve Ukrayna’ya silah akışının kesilmesi şartını yineledi. Trump ise “tüm seçenekleri değerlendirdiklerini” söyleyerek Rusya’nın tarım ihracatına kolaylık sağlanabileceğini belirtti. Washington müzakerelerde belli bir aşama kaydedildiğini savunsa da Avrupa, bu konuda henüz ikna olmuş değil. Birçok ülke, “tam bir ateşkes ve anlamlı bir barış anlaşması olmadan” Rusya’ya yönelik yaptırımların gevşetilmesini büyük bir hata olarak görüyor. Trump yönetimi bir an önce çatışmaların durdurulmasını hedefliyor ancak Ukrayna’nın NATO’ya üyelik arzusu ve Rusya’nın güvenlik kaygıları gibi konular masada durdukça, 30 günlük bir ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşüp dönüşmeyeceği belirsizliğini koruyor.