Ön Seçimlerde Rekabet Devam Ediyor
2026 Kongre seçimlerine giden yolda bu hafta düzenlenen ön seçimler birçok eyalette kritik sonuçlar ortaya koydu. Maine’de Demokrat Parti’nin ilerici kanadını temsil eden Graham Platner Demokrat Senato ön seçimini ezici bir farkla kazanarak ara seçimlerde Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins ile karşılaşmaya hak kazandı. California’da bir haftalık gecikmenin ardından valilik ön seçiminin sonuçları kesinleşti. South Carolina’da valilik yarışında Trump’ın desteklediği adaylar ikinci tura yükselirken Senato ön seçimlerinde mevcut Senatör Lindsey Graham beklenenden rahat bir zafer elde etti. Her eyaletin sunduğu tablo kendi içinde farklı bir hikaye anlatsa da bu sonuçlar 2026 Kongre seçimlerine giden yolda her iki parti için de önemli ipuçları taşıyor.
Maine’de Platner’ın elde ettiği zafer beklenmedik bir sonuç olarak yorumlansa da sürecin arka planına bakıldığında tablo daha anlaşılır bir hal alıyor. Başlangıçta ilerici Demokratların desteklediği bir isim olarak öne çıkan Platner, rakibi Maine Valisi Janet Mills’in Nisan ayında anket sonuçlarının kötü seyretmesi üzerine yarıştan çekilmesiyle birlikte partinin ana akım kanadının desteğini de kazandı. Platner ön seçimi yaklaşık yüzde 72 oranında bir oyla tamamladı. Bernie Sanders ve Elizabeth Warren gibi ilerici isimlerin yanı sıra Senatör Chuck Schumer da seçim gecesi yaptığı açıklamada Platner’a desteğini bildirdi. Daha önce ciddi bir siyasi deneyimi bulunmayan Platner bu sonuçların ardından kısa sürede Maine siyasetinin merkezine yerleşti.
Platner’ın kampanyası boyunca kullandığı dil ve siyasi söylemler dikkat çekti. Devlet destekli sağlık sigortası, ücretsiz eğitim ve zenginlere yönelik servet vergisi gibi ilerici politikaların savunuculuğunu yapan Platner aynı zamanda yükselen yaşam maliyetleri ve konut sorunlarına odaklanan kampanya stratejisi belirledi. Ancak en dikkat çekici tutumu İsrail meselesinde ortaya çıktı. Kampanya web sitesinde İsrail’in Gazze’deki saldırılarını açıkça kınayan Platner, Amerikan vergi mükelleflerinin parasının Gazze’deki açlığı finanse etmek için kullanıldığını belirtti. Seçildiği takdirde Amerika’nın ulusal çıkarlarıyla örtüşmeyen hiçbir savaşa onay vermeyeceğini taahhüt eden Platner’in bu tutumu İsrail ile birlikte yürütülen İran Savaşı’na yönelik eleştiri olarak da yorumlandı.
Platner’ın ön seçim zaferinin ardından Cumhuriyetçiler ve İsrail’e yakın lobi grupları harekete geçti. Platner’ın evli olduğu dönemde birden fazla kadınla yazışmalar yaptığı ileri sürülürken siyasi şiddeti çağrıştıran eski sosyal medya paylaşımları, farklı gruplara yönelik hakaret içeren yorumları ve Nazi sembolünü andıran dövmesi de gündeme taşındı. Ön seçimlerden hemen önce ise birkaç kadın, Platner’ın kendilerine yönelik rahatsız edici ve fiziksel tehdit içeren davranışlar sergilediğini öne sürdü. Platner bu iddialara doğrudan yalanlayıcı bir üslupla yanıt vermek yerine geçmişte zor bir dönemden geçtiğini kabul ederek bazı hatalar yaptığını ancak bu hatalardan ders aldığını ifade etti. Demokrat rakibi Mills yarıştan çekilmiş olmasına karşın seçmenlerin yaklaşık yüzde 30’unun farklı adaylara oy vermesi Platner’a yönelik çekincelerin partinin tabanında da karşılık bulduğunu gösteriyor. İddiaların ardından bazı Demokratlar Platner’ın yarıştan çekilmesi gerektiğini dile getirdi. Platner’e yöneltilen iddialar ve ilerici kanadın temsilcisi olması nedeniyle Senato Demokratlarının kampanya ekibi şu an için yalnızca sembolik düzeyde destek sunuyor. Cumhuriyetçiler ise Maine yarışı için 42 milyon dolar harcamaya hazırlanıyor.
Cumhuriyetçilerin eyaletteki adayı 5 dönemdir senatörlük yapan Susan Collins ise Maine seçmenlerinin çoğunluğunu oluşturan kadın seçmenler üzerinde güçlü bir tabana sahip. Ilımlı Cumhuriyetçi kimliğiyle Trump’tan rahatsız olan ancak Platner konusunda kararsız kalan seçmenler için cazip bir alternatif olabilir. Collins, Trump’a karşı gelen Cumhuriyetçi bir figür olarak görülse de Yüksek Mahkeme’ye yapılan atamalarda Trump’a verdiği destekle dikkat çekmişti. Maine 2024’te Trump’a karşı oy kullanan bir eyalet olması nedeniyle Demokratların Senato çoğunluğu hesabında kilit bir konuma oturuyor.
Geçtiğimiz hafta California’da düzenlenen ön seçimlerde ise oy sayımının gecikmeli tamamlanmasının ardından valilik yarışının ikinci finalistinin Trump destekli eski Fox News sunucusu Steve Hilton olduğu kesinleşti. Hilton ara seçimlerde Demokratların adayı ve Biden döneminin eski sağlık bakanı Xavier Becerra ile karşılaşacak. Kişisel servetinden 216 milyon dolardan fazla harcayan milyarder yatırımcı Tom Steyer ise üçüncü sırada kalarak finale kalamadı. Yirmi yıldır Cumhuriyetçilerin kazanamadığı eyalette Becerra favori olarak görülüyor. Hilton’un Trump desteği Cumhuriyetçi tabanı konsolide etmekte işe yarasa da California’da Trump’ın son derece düşük seyreden onay oranları genel seçimde Cumhuriyetçi siyasetçiler için ciddi bir engel oluşturuyor.
South Carolina ise Trump’ın desteklediği Vali Yardımcısı Pamela Evette valilik yarışında öne çıktı ancak salt çoğunluğu yakalayamadığı için yarış ikinci tura kaldı. Geçtiğimiz haftaki Iowa seçimlerinin ardından bir kez daha Trump desteğinin otomatik zafer garantisi olmadığı görüldü. Eyalet seçmenlerinin büyük bölümünün federal siyaset ile eyalet yönetimi arasında belirgin bir ayrım yaptığı görülüyor. Trump seçim gecesi Evette’yi arayarak ikinci tur için birlikte mücadele edeceklerini söyleyerek desteğini yineledi. Yarıştan elenenlerin ikinci tur tercihlerinin belirleyici olabileceği bu mücadele Trump’ın eyalet siyaseti üzerindeki nüfuzunun bir kez daha sınanacağı kritik bir sahne olarak yorumlanabilir.
South Carolina’da Senatör Lindsey Graham ise farklı bir sınavdan geçti. MAGA tabanıyla hiçbir zaman tam olarak bütünleşemeyen Graham için ön seçimlerin zorlu geçmesi bekleniyordu. Graham’a destek veren lobi grupları rakibi Mark Lynch aleyhine milyonlarca dolarlık reklam harcaması yaparken yapay zeka sektörüyle bağlantılı gruplar da Graham lehine yaklaşık 300 bin dolar harcadı. Graham kampanyasının bu süreçte toplamda 18 milyon dolar harcadığı belirtiliyor. Graham oyların yüzde 58’ini alarak ikinci tura kalmadan ön seçimi tamamladı. Ara seçimlerde ise Graham’ın karşısında yaklaşık 8 milyon dolar bağış toplayan Demokrat aday Annie Andrews yer alacak. Cumhuriyetçilerin uzun süredir kontrolünde olan eyalette Graham’ın 2026 Kongre seçimlerinden zaferle ayrılması bekleniyor.
Bu haftanın tablosu 2026 Kongre seçimlerine giden yolda hem fırsatları hem de riskleri net biçimde ortaya koydu. Demokratlar açısından Maine bir kilit taşı olmayı sürdürüyor ancak Platner’ın geçmişine ilişkin iddialar ve bu çerçevede şekillenen seçim kampanyası partinin önüne ciddi sorular koyuyor. İlerici kanadın temsilcisi olarak yarışa başlayan Platner’ın Kasım’da da galip gelmesi Demokratların Senato çoğunluğunu ele geçirme yolunda önemli bir etkiye sahip olabilir. Olası Platner zaferi, 2028 Başkanlık seçimleri öncesinde Alexandria Ocasio-Cortez önderliğindeki ilerici kanadın parti içinde daha fazla alan kazanmasına da zemin hazırlayabilir. Cumhuriyetçiler ise seçimlerde Trump desteğinin net bir garanti olmadığını bir kez daha gördü ancak parti içindeki disiplin büyük ölçüde korunuyor. Önümüzdeki aylarda her iki parti de özellikle bağımsız seçmenleri kazanma mücadelesinde atacağı adımlarla ön plana çıkabilir.



















