Papa’dan Yapay Zeka Manifestosu
Papa XIV. Leo’nun kamuoyuna duyurduğu ilk genelge olan “Muhteşem İnsanlık” başlıklı belge, yapay zekanın insan hayatındaki rolüne ilişkin devam eden tartışmalara yeni bir sayfa açtı. Genelge, yapay zekanın yol açtığı işsizlikten otonom silahlara, güç tekelleşmesinden çocukların dijital istismarına uzanan kapsamlı bir alanda Kilise’nin tutumunu net çizgilerle ortaya koyuyor. Genelgenin en temel vurgusu, teknolojiyi şekillendirenlerin sınırlı sayıda kişi ve kurumdan oluşurken sonuçlarını taşıyanların milyarlarca insan olduğu gerçeği üzerine kuruluyor. Genelgenin sunumunda Papa’nın yanında Anthropic’in kurucu ortağı Christopher Olah’ın oturması ve büyük teknoloji şirketlerinin bu belgeye gösterdikleri tepkiler de ayrıca dikkat çekici noktalar oluşturdu.
Papa’nın genelgeyi bu dönemde açıklamasının arka planı da dikkat çekiyor. Leo, belgeyi 135 yıl önce kaleme alınan “Rerum Novarum”un yıl dönümünde imzaladı. 1891’de Papa XIII. Leo tarafından yazılan bu metin, Sanayi Devrimi’nin yarattığı sosyal kırılmalara karşı Kilise’nin tutumunu net biçimde ortaya koymuş ve işçi haklarının savunulmasında dönemin en güçlü ahlaki referanslarından birini oluşturmuştu. Günümüz papası da aynı çizgiyi takip ederek Sanayi Devrimi’nin insanlar için yeni güç dengeleri ve sömürü biçimleri doğurduğu gibi yapay zekanın da bugün benzer bir eşikte durduğunu vurguluyor. Leo’nun bu tarihsel analoji üzerine kurduğu çerçeve, genelgeyi salt teolojik bir metinden çıkararak doğrudan siyasi ve ekonomik bir belge niteliğine taşıyor.
Genelgenin merkezinde insanlık onurunun korunması yer alıyor. Papa, yapay zekanın insan zekasıyla özdeşleştirilmemesi gerektiğini açık bir dille vurguluyor. Papa ayrıca en sert mesajlarından birini ekonomi alanına yöneltiyor. Leo, yapay zekanın yarattığı işsizlik riskini temel bir adalet meselesi olarak ele alıyor. Dijital ekonominin ürettiği yeni çalışma biçimlerine özellikle dikkat çekerek veri etiketleme gibi işlerde asgari ücretle çalışan gençlere ve nadir toprak elementlerini tehlikeli koşullarda çıkaran çocuklara atıfta bulunuyor.
Savaş meselesi ise belki de genelgenin en tartışmalı boyutunu oluşturuyor. Leo, otonom silah sistemlerini ve algoritmalara dayalı hedef belirleme süreçlerini açıkça reddederek yapay zekanın savaşı normalleştirme riskine karşı uyarıyor. ABD ordusunun İran operasyonlarında kullandığı yapay zeka araçlarına ve İsrail bağlantılı Lavender ile Gospel gibi hedef belirleme sistemlerine yapılan dolaylı göndermeler bu uyarıya somut bir zemin kazandırıyor.
Güç yoğunlaşması meselesi de genelgenin odak noktalarından birini oluşturuyor. Papa, yapay zeka altyapısının ve veri kaynaklarının birkaç şirketin elinde toplanmasını insanlığa yönelik ciddi bir tehdit olarak tanımlıyor. Bu tür bir gücün birkaç kişinin elinde toplandığında şeffaflıktan uzaklaşmaya ve kamuoyu denetiminden kaçmaya başladığı uyarısı hem tekil şirketlere hem de yapay zeka konusunda yeterli düzenleme yapamayan hükümetlere yönelik olarak yorumlanabilir.
Genelgenin içeriği kadar sunumu için düzenlenen program da dikkat çekti. Törendeki en göze çarpan isim yapay zeka şirketi Anthropic’in kurucu ortağı Christopher Olah oldu. Vatikan’ın bir teknoloji şirketi yöneticisini bu denli resmi ve sembolik bir toplantıya davet etmesi istisnai bir durum olarak yorumlanıyor. Olah konuşmasında sektör içi gerilimleri açıkça dile getirerek ticari baskı, jeopolitik rekabet ve hırs gibi motivasyonların doğru kararları nasıl saptırabileceğini kabul etti. Bu itirafın arka planında somut bir gerilim yatıyor. Anthropic, Claude modelinin otonom silah sistemlerinde kullanılmaması ve Amerikan vatandaşlarının gözetlenmesine başvurulmaması koşuluyla ABD Savunma Bakanlığı ile karşı karşıya gelmişti. Pentagon bu koşulları reddederek şirketi tedarik zinciri riski olarak nitelendirmişti. Bu anlaşmazlık Anthropic’i Trump yönetiminin teknoloji politikalarıyla açık bir çatışma içinde konumlandırırken aynı zamanda Vatikan ile organik bir yakınlaşmanın zeminini de hazırladı.
Bu sürecin arka planında başka aktörler de yer alıyor. ABD basınına yansıyan haberlere göre Meta, Google ve Amazon temsilcileri genelge yayınlanmadan önce Vatikan’da lobi faaliyetleri yürüttü. Düzenlenen kapalı kapı toplantılarında şirket temsilcileri yapay zekanın etik ve sorumlu biçimde geliştirilebileceği mesajını vermeye çalıştığı iddia ediliyor. Genelge karşısında teknoloji dünyasının büyük bölümü ise sessizliğini korudu. Sam Altman, Elon Musk ve Mark Zuckerberg kamuoyu önünde herhangi bir değerlendirme yapmadı.
Eski Beyaz Saray yapay zeka danışmanı David Sacks, Papa’nın devlet müdahalesine çağrısına itiraz ederek güvenlik adı altında hükümetlere yapay zeka gelişimi üzerinde kapsamlı bir güç verilmesi halinde bunun vatandaşları sansürlemek, gözetlemek ve kontrol etmek için kullanılmasının engellenemeyeceğini savundu.Twitter kurucusu Jack Dorsey ise teknolojik altyapının geniş kitlelere açılması çağrısına destek verdiğini açıkladı.
Geçtiğimiz aylarda gündeme gelen Palantir CEO’su Alex Karp imzalı manifesto bu gerilimin diğer ucunu temsil ediyor. Şirketin “The Technological Republic” başlıklı 22 maddelik metninde yapay zeka destekli silahlar stratejik bir zorunluluk olarak sunulmuş ve caydırıcılığın bundan böyle yazılım ve yapay zeka üzerinden kurulacağı savunulmuştu. Leo’nun hiçbir algoritmanın savaşı ahlaki olarak kabul edilebilir kılamayacağı uyarısı tam da Palantir’in Pentagon’un başlıca yüklenicisi olarak faaliyet gösterdiği alana yönelik. İki belge yan yana okunduğunda yapay zekanın değerler üzerinden de tartışıldığı görülüyor. Palantir, şu ana kadar Papa’nın genelgesine yönelik herhangi bir açıklama yapmadı.
Trump yönetiminden genelgeye dair birbirinden farklı değerlendirmeler yapıldı. Kendisi de Katolik olan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, genelgeyi “derin anlamlar taşıdığını” söyleyerek olumlu karşılarken İçişleri Bakanı Doug Burgum, teknolojik gelişmeler ve yapay zeka alanındaki tartışmalarda Papa’nın rolü olmadığını söyleyerek sert bir çıkış yaptı. Aynı belgeye yönelik bu denli zıt tepkiler, yönetim içindeki görüş ayrılıklarını açıkça gözler önüne serdi. Bu gerilimin siyasi bir bedeli olup olmayacağı ise yakından takip ediliyor. Trump 2024 seçimlerinde Katolik seçmenlerin yüzde 55’inin oyunu almıştı. Göç, İran savaşı ve şimdi de yapay zeka konularında Vatikan ile tekrarlayan çatışmaların bu seçmen tabanında yaratabileceği aşınma, özellikle ara seçimlere doğru Cumhuriyetçiler için hesaba katılması gereken bir risk olarak öne çıkıyor.
“Muhteşem İnsanlık” başlıklı genelge, yapay zeka alanında devam eden tartışmalara yeni bir cephe açtığını gösteriyor. Genelgenin zamanlaması ve Sanayi Devrimi ile kurulan tarihsel benzerlik, Papa’nın bu alanda önümüzdeki dönemde de aktif bir tutum sergileyeceğine işaret ediyor. Teknoloji şirketleri ise kendilerine yönelik eleştirilere karşı Papa ile açık bir çatışmaya girmekten kaçınıyor. Anthropic’in Pentagon’un yapay zekayı savaş sahasında ve gözetleme amaçlı kullanma girişimlerine itiraz etmesi, Palantir kurucusunun yapay zekayla birlikte yeni bir caydırıcılık anlayışının şekillendiğini ilan etmesi ve şimdi Papa’nın bu tartışmanın tam merkezine oturması, meselenin yalnızca teknik ya da ekonomik bir sorun olmadığını ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte yapay zeka tartışmalarının ahlaki, etik ve dini boyutlarıyla çok daha yoğun biçimde gündemde kalmaya devam edeceği görünüyor.



















