• Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact
  • info@setadc.org
    202-223-9885
    1025 Connecticut Ave NW
    Suite 410
    Washington, DC 20036
  • Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact

Göçmenler Kongre Seçimlerinin Gündeminde

SETA DC Posted On October 23, 2026
0


Kongre seçimlerine kısa bir süre kala göçmenlik meselesi, ekonomik koşullarla birlikte seçim gündeminin en belirleyici başlığı hâline gelmiş durumda. Son birkaç hafta içinde ICE ajanlarının New York’ta bir göçmeni silahla vurması, Somali kökenli Demokrat Temsilci Ilhan Omar’ın vatandaşlık sürecinde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla sınır dışı edilme ihtimalinin gündeme gelmesi ve Trump yönetiminin Microsoft gibi büyük teknoloji şirketlerini yeşil kart programından çıkarması, göçmenlik konusunu seçim kampanyasının merkezine taşıdı. 2024 Başkanlık seçimleri öncesinde ve sonrasında göçmenlik konusunda radikal söylemler ve kararlarla öne çıkan Trump için bu kez tablo farklı görünüyor. Göçmenlik politikasının yürütülme biçimine yönelik tepkiler, birçok kritik eyalette Cumhuriyetçiler açısından can sıkıcı sonuçlara neden olabilir..

ICE’ın seçim gündeminde olmasının arkasında kurumun Trump’ın ikinci döneminde geçirdiği dönüşüm yatıyor. 22 bin personele ulaşan ve yüzde 120’lik bir büyümeyle en çok fon alan federal kolluk kuvveti hâline gelen ICE, bu süreçte çok sayıda göçmenin gözaltında ölümünden ve silahlı müdahalelerden sorumlu tutuldu. Kurumun bugün yeniden gündemin merkezine oturmasının nedeni ise seçim sürecinde görev alabileceğine yönelik endişeler. 1865 tarihli federal yasa kamu görevlilerinin sandık başına silahlı güç getirmesini yasaklasa da “sandıkta huzuru sağlamak” gibi muğlak bir istisna içeriyor ve ön seçimler sırasında bazı bölgelerde ICE ajanlarının sandık merkezleri yakınında operasyon yürütmesi bu boşluğun fiilen sınandığını gösterdi. Trump’ın ICE’ın seçim günü sandıklarda görevlendirilebileceğini ima eden açıklamaları da bu endişeleri daha da artırıyor.

Bu endişelerin somut bir yansıması geçtiğimiz haftalarda New York’ta yaşandı. Dominik kökenli bir göçmenin beş yaşındaki oğlunun gözü önünde ICE ajanlarınca boynundan vurulması tartışmaları yeniden alevlendirdi. New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ve Vali Kathy Hochul eyaletteki ICE operasyonlarının durdurulmasını talep etse de Trump yönetiminden olumlu bir yanıt alamadı. Yönetimin taviz vermeden sürdürdüğü bu göçmenlik politikası seçimler öncesinde Cumhuriyetçiler için ciddi bir risk de barındırıyor. Son kamuoyu araştırmalarına göre seçmenlerin yaklaşık yüzde 53’ü göçmenlik politikalarında Trump yönetiminin fazla ileri gittiğini düşünürken bu oran bağımsız seçmenlerde yüzde 60’a, Hispanik seçmenlerde ise üçte iki seviyesine çıkıyor. Bu tablo, özellikle kritik eyaletlerde bağımsız ve Hispanik seçmenlerin oyuna ihtiyaç duyan Cumhuriyetçi Senato ve Temsilciler Meclisi adayları için beklenmedik sonuçlar doğurabilir.

Göçmenlik politikasının yeniden gündeme gelmesinde bir diğer etken, Minnesota’nın Demokrat Kongre üyesi Ilhan Omar’a yönelik düzenlenen operasyon oldu. Geçtiğimiz haftalarda İç Güvenlik Bakanlığı ajanları Omar’ın Washington’daki evine şafak baskını düzenleyerek pasaportuna, telefonuna, bilgisayarlarına ve not defterlerine el koydu. Soruşturmanın odağında Omar’ın ABD vatandaşlığını nasıl kazandığı sorusu yer alıyor. ABD’de bir göçmen vatandaşlığa kabul edildiğinde 18 yaşından küçük çocukları da otomatik olarak vatandaş oluyor. Omar’in, 2000 yılında babası vatandaş olduğunda 18 yaşında olduğu iddia ediliyor. Bu iddiaların doğrulanması hâlinde Omar’ın mevcut vatandaşlığının yargıya taşınması gündeme gelebilir.

Ancak iç savaştan kaçarak ABD’ye gelen Somalililerin büyük bölümünün o dönemde nüfus kaydı bulunmadığı için iddianın ispatlanması pek mümkün görünmüyor. Nitekim benzer bir iddia Biden döneminde de incelenmiş ancak yeterli kanıt bulunamadığı gerekçesiyle soruşturma düşmüştü. Seçime kısa bir süre kala aynı iddianın yeniden gündeme getirilmesi ve sürecin ev baskınıyla yürütülmesi, operasyonun siyasi motivasyonlarla yapılmış olabileceği endişesini güçlendirdi. Trump baskınla “hiçbir ilgisi” olmadığını söylese de iddiaların doğru çıkması hâlinde Omar’ın yalnızca sınır dışı edilmekle kalmayıp “hapse de girebileceğini” belirtti. Başkan Yardımcısı JD Vance ise daha daha önce herhangi bir kanıt sunmaksızın Omar’ın “kesinlikle” sahtecilik yaptığını öne sürmüştü.

Trump yönetiminin hedefindeki Omar’a Demokratlardan destek gelirken eski Başkan Barack Obama da sürece tepki gösterdi. Obama, yasalara uyan seçilmiş bir yetkilinin üzerine federal hükümetin tüm ağırlığının sırf başkanı eleştirdiği için çökertildiğini söyleyerek meseleyi bir demokratik ilke sorunu olarak tanımladı. Adalet Bakanlığı’nın seçime 60 gün kala adaylara yönelik görünür adımlardan kaçınma yönündeki yerleşik teamülünün çiğnenmesi ise sürecin arkasındaki siyasi motivasyon tartışmalarını daha da öne çıkarıyor.

Benzer bir süreç Filistin’e destek veren aktivist Mahmoud Khalil’in davasında da sürüyor. Geçtiğimiz yıl Columbia Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisiyken Gazze protestolarının sözcülüğünü yapan Khalil gözaltına alınmış, üç ayı aşkın bir tutukluluğun ardından mahkeme kararıyla serbest bırakılmıştı. Trump yönetimi, Khalil’in protestolardaki rolünün ABD dış politikasına zarar verdiğini öne sürerek sınır dışı etmek istiyor. Alt mahkemeler bu tartışmayı bağımsız federal mahkemelerin değil, yürütmeye bağlı göçmenlik mahkemelerinin karara bağlaması gerektiğine hükmedince Khalil geçtiğimiz hafta davayı Yüksek Mahkeme’ye taşıdı. Karar aleyhine çıkarsa Khalil, Suriye ya da Cezayir’e gönderilme riskiyle karşı karşıya kalacak.

Yönetimin göçmenlik hamleleri yalnızca kaçak göçle sınırlı kalmıyor, yasal göçü ve iş dünyasını da kapsıyor. Geçtiğimiz hafta Başkan Yardımcısı Vance, Microsoft’u vize sistemini “en çok istismar eden” şirket olarak gösterdi ve şirketin 6 bin Amerikalıyı işten çıkarırken 6 bin 300 H1B vizesi ile yaklaşık 3 bin yeşil kart aldığını öne sürdü. Microsoft’un yanı sıra birçok büyük teknoloji ve bilişim şirketinin yabancı çalışanlarına yeşil kart sponsorluğu sağlayan programdan çıkarılması tepkiyle karşılandı. Ancak aynı uygulamanın Trump’la son dönemde yakın temas hâlinde olan diğer teknoloji devlerine yöneltilmemesi, kararın gerekçesine ilişkin çifte standart tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Seçime iki haftadan az bir süre kala ortaya çıkan tablo, göçmenlik meselesinin seçim atmosferinde yeniden ön plana çıkarıldığını ve köpürtüldüğünü gösteriyor. Cumhuriyetçiler, ICE operasyonlarını ve devam eden soruşturmaları yasa ve düzen çerçevesinde sunarak tabanlarını konsolide etmeye çalışırken Demokratlar, Omar baskınından New York’taki silahlı müdahaleye uzanan örnekleri güç istismarı olarak işleyip seçmeni harekete geçirmeyi umuyor. Federal yargının seçmenlere yönelik sorgulamaları durdurması ve Khalil davasının Yüksek Mahkeme’ye ulaşması, denetim mekanizmalarının tamamen devre dışı kalmadığına işaret ediyor. Ancak bu kararların seçime günler kala gelmesi ise pek masum görünmüyor. Bu bağlamda 3 Kasım’da sandıktan çıkacak sonuç, yalnızca Kongre aritmetiğini değil, Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını kalan iki yılda hangi sınırlar içinde sürdürebileceğini de belirleyebilir.




You may also like
Senato Savaşında Üç Kritik Cephe
October 23, 2026
İran Müzakerelerinde Seçim  Belirsizliği
October 23, 2026
Rusya Yaptırımları Askıya Alındı
October 23, 2026
  • Recent

    • Göçmenler Kongre Seçimlerinin Gündeminde
      October 23, 2026
    • Türkiye-U.S. Relations on the Eve of the Centennial...
      September 29, 2026
    • Abu Duhur attack: Israel's quest for regional supremacy
      August 25, 2026
    • Allies in Ankara: Beyond the Post-Cold War Order, Navigating...
      July 15, 2026
    • Allies in Ankara: Türkiye’s Security Vision and Role...
      July 15, 2026
    • Ankara Summit: Türkiye's strategic weight in NATO's...
      July 9, 2026
    • The Iran dilemma between war and diplomacy
      June 13, 2026
    • Trump, caught between hawks and pragmatism in Iran...
      May 29, 2026
    • Panel on Middle East Developments and the Future of Türkiye–Japan...
      April 21, 2026
    • “Strategic Implications of the Iran War” panel...
      March 30, 2026

  • Washington Gündemi

    • Senato Savaşında Üç Kritik Cephe
      October 23, 2026
    • İran Müzakerelerinde Seçim  Belirsizliği
      October 23, 2026
    • Rusya Yaptırımları Askıya Alındı
      October 23, 2026
    • Kongre Seçimlerinde Fon Savaşı
      October 16, 2026
    • Washington’ın Enflasyonla Mücadelesi
      October 16, 2026
    • Abluka İran Ekonomisini Zorluyor
      October 16, 2026
    • Trump ve Putin’den Dizel Anlaşması
      October 16, 2026
    • Senato Yarışında Gözler Michigan’da
      October 10, 2026
    • Paramount CNN’i Aldı
      October 10, 2026
    • Rusya’ya Yaptırım ve Pazarlık
      October 10, 2026



Stay Updated


© Copyright 2018-2022 SETA Foundation at Washington DC
Press enter/return to begin your search