• Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact
  • info@setadc.org
    202-223-9885
    1025 Connecticut Ave NW
    Suite 410
    Washington, DC 20036
  • Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact

Demokratlar Bölünüyor

SETA DC Posted On August 14, 2026
0


2026 Kongre seçimleri yaklaşırken partilerin ön seçim maratonları devam ediyor. Bu hafta beş eyalette düzenlenen ön seçimler Demokrat Parti içindeki ayrışmayı ve tartışmaları bir kez daha gündeme taşıdı. Geçtiğimiz hafta Michigan’da önemli bir zafer elde eden partinin ilerici sol kanadı kazandığı ivmeyi sürdürmeye çalışırken salıncak eyaletler arasında yer alan Wisconsin’de ilerici adayın mağlubiyeti partinin merkez kanadına önemli bir nefes aldırdı. Cumhuriyetçi Parti cephesinde ise Trump’ın gücünün sınırları yeniden sorgulanırken İsrail lobisinin ağırlığını kaybettiğine yönelik tartışmalar da kamuoyunun gündeminde yer almaya devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta Michigan Senato ön seçiminde ilerici aday El-Sayed’in zaferinin ardından gözler Wisconsin’e çevrilmişti. Wisconsin’deki valilik yarışında Demokraların ön seçimi partinin geleceği açısından önemli sinyaller verdi. Anketlerde önde giden sosyalist aday Francesca Hong, eyaletin yönetim kadrosunda yer alan David Crowley’e yüzde 0,4 gibi küçük bir farkla yenildi. Kasım’da Trump’ın desteğini alan Cumhuriyetçi Temsilci Tom Tiffany ile karşılaşacak olan Crowley’nin zaferi, Cumhuriyetçilerin 2024’te 30 bin civarında oyla kazandığı Wisconsin’de seçimlerin bıçak sırtında geçeceğine işaret ediyor. 

Hong’un seçim kampanyasını merkezinde ABD Göç ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) kaldırılması ve milyarderlere ek vergi gibi belirgin biçimde sola yakın duran politikalar yer alıyordu. Ancak El-Sayed’den farklı olarak Hong, Bernie Sander ve Alexandria Ocasio-Cortez’in desteğini alamadı. İlerici kanattan yeterli destek görememesi Hong’un yenilgisindeki önemli etkenlerden biri olarak değerlendiriliyor. Geçmişteki kamuoyu açıklamaları, özellikle polis müdahalelerini meşrulaştıran ifadeleri de Hong’un kampanyasını zora soktu.  El-Sayed’in saldırılara karşı ürettiği hızlı ve etkili karşı söylemleri geliştirme konusunda Hong aynı başarıyı gösteremedi. Partinin sol kanadında ise Sanders ve Ocasio-Cortez’in kampanya boyunca Hong’a destek vermemesi sonuçların ardından eleştirilerin odağında oldu. 

Minnesota’da ise Wisconsin’in tam tersi bir sonuç ortaya çıktı. Eyalet Vali Yardımcısı Peggy Flanagan, Demokrat Senato ön seçiminde Temsilci Angie Craig’i yaklaşık yüzde 20 farkla geride bıraktı. El-Sayed gibi devlet destekli sağlık sigortasını savunan ve İsrail’e askeri desteğin kısıtlanmasını talep eden Flanagan, Bernie Sanders ve Elizabeth Warren’ın desteğini aldı. Craig ise 2025’te Trump’ın göçmenlik politikalarına kısmi destek vermesi nedeniyle Demokrat taban tarafından yeterince sahiplenilmedi. Craig seçim kampanyasına başlarken bu kararından pişman olduğunu açıklasa da bu miras ön seçim boyunca peşini bırakmadı. Minnesota’da seçimlerin en belirleyici gündem maddesi göçmenlik meselesiydi. Geçen yıl sonunda Minneapolis’te yürütülen federal göçmenlik operasyonları sırasında iki Amerikan vatandaşının federal yetkililer tarafından öldürülmesi uzun bir süredir Minnesota siyasetinde belirleyici bir etkiye sahip. 

Cumhuriyetçi cephede ise Minnesota valilik ön seçimi Trump’ın gücünün sınırlarını gösteren çarpıcı bir örnek sundu. Trump’ın desteklediği işadamı Mike Lindell, Minnesota Temsilciler Meclisi Başkanı Lisa Demuth’a karşı girdiği yarışı kaybetti. 2020 seçimlerinin çalındığı iddiasının en bilinen savunucularından biri olan Lindell, Trump’ın desteğine rağmen seçmen tabanını kendine çekemedi. Demuth kasım ayında Demokrat aday Senatör Amy Klobuchar ile karşı karşıya gelecek. Kamuoyu araştırmalarına göre göçmenlik konusundaki tutum farklılıklarından ötürü Klobuchar seçimlerde güçlü bir konumda yer alıyor. 

Alabama ise Trump’ın zaferle ayrıldığı eyalet oldu. Seçim bölgelerinin yeniden çizildiği eyalette Trump destekli Rhett Marques, Cumhuriyetçi Parti’nin Temsilciler Meclisi adayı olma hakkını kazandı. Marques Kasım ayında ikinci dönemi için yarışan Demokrat Temsilci Shomari Figures ile karşılaşacak. Seçim bölgelerindeki değişik nedeniyle siyahi seçmenlerin yoğun olduğu bölgelerin dağıtılmasıyla Marques rakibine karşı belirgin bir avantajla başlıyor.

South Carolina’da ise Lindsey Graham’ın ölümüyle boşalan Senato koltuğu için ön seçim yapıldı. On aday arasından Graham’ın kız kardeşi Darline Graham yüzde 32,7 ile birinci çıkarken Temsilci Ralph Norman yüzde 24,7 ile ikinci oldu ve iki isim 25 Ağustos’ta düzenlenecek ikinci tur seçimlerine katılmaya hak kazandı. Trump’ın Darline Graham’a açıkça destek vermesi dikkat çekerken hiçbir siyasi geçmişi olmayan bir ismin yalnızca başkanın desteği ve aile bağıyla Senato koltuğuna aday olması Cumhuriyetçi parti içinde liyakat tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Ön seçimler sürerken El-Sayed’in Demokratların Michigan Senato adayı olması ve ABD tarihinin ilk Müslüman senatörü olma ihtimali Cumhuriyetçi gündemin odağına yerleşti. Trump bu hafta yaptığı açıklamada ilerici sola yakın adayları “cihadtçı” olarak nitelendirdi.  Trump geçen hafta da El-Sayed’i “Yahudi düşmanı” ve “İsrail düşmanı” olarak hedef almıştı. Bu söylem yalnızca Trump’la sınırlı kalmadı. Farklı eyaletlerden Cumhuriyetçi siyasetçiler El-Sayed’i terörist olarak itham ederken Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz El-Sayed’in Müslüman Kardeşler bağlantılı gruplarla ilişkili olduğunu ima etti. Amerikan Yahudi Komitesi adaylığı “endişe verici” bulurken El-Sayed’in seçim gecesi konuşmasında kullandığı “inşallah” ifadesi de muhafazakar Cumhuriyetçi hesaplar tarafından sosyal medyada bağlamından koparılarak hedef gösterildi.

El-Sayed bu saldırıları cevap vererek antisemitizm suçlamalarını reddetti. Yahudi Amerikalıların güvenliğine verdiği önemin kendi ailesinin güvenliğine verdiğinden farklı olmadığını söylediği açıklama önemli bir destek buldu. Kampanyasını kimlik politikasına değil eşitlik ve politika eksenine oturtmaya çalışan El-Sayed’in Kasım ayına kadar Cumhuriyetçi parti tarafından sürekli hedef alınacağını görülüyor. El-Sayed’in bu baskı karşısında izleyeceği strateji ve ortaya koyacağı söylemler seçim sonucunu doğrudan etkileyecek kritik etkenler olarak öne çıkıyor.

Trump’ın bu dönemde yaptığı bir diğer dikkat çekici açıklama İsrail lobisinin Washington’daki gücüyle alakalı oldu. Trump, muhafazakar Cumhuriyetçilere yakın bir medya kuruluşuna verdiği röportajda “yirmi beş yıl önce İsrail’in Washington’da güçlü lobi grubu vardı, şimdi durum çok farklı” ifadelerini kullandı. Aynı röportajda Demokrat Parti’nin merkez kanadının da artık İsrail karşıtı bir konuma yaklaştığını öne sürerek bu dönüşümden Demokratları sorumlu tuttu. Trump’ın bu açıklamaları daha geniş bir kamuoyu dönüşümünü de yansıtıyor. Son dönemde yapılan kamuoyu araştırmaları ABD’de İsrail’e desteğin özellikle Demokratlar arasında belirgin biçimde azaldığını ortaya koyuyor. Genç Cumhuriyetçiler arasında da İsrail’e koşulsuz destek anlayışının giderek zayıfladığı görülüyor. Bu tabloya ek olarak geçen hafta AIPAC’ın Michigan’da 30 milyon dolarlık harcamasına rağmen yenilgiye uğraması, İsrail lobisinin Amerikan siyasetindeki ağırlığına dair eleştirileri de gündeme getirdi.  

Bu hafta gerçekleşen ön seçimlerin ortaya koyduğu tablo, 2026 ara seçimlerinin çok daha derin bir ideolojik ve kimlik savaşının sahnesi olacağına işaret ediyor. Demokrat Parti’de ilerici kanat Michigan ve Minnesota’da kritik eyaletlerde zaferler kazanırken Wisconsin’deki yenilgi, ulusal ölçekte partinin sol kanadının sınırlarını gösteriyor. Cumhuriyetçi cephede ise Trump’ın desteklediği adaylar ön seçimleri kazanmaya devam ederken Minnesota’daki Lindell mağlubiyeti bu gücün artık tartışmasız olmadığını ortaya koyuyor. İsrail meselesi her iki partide de yeni ayrışma hatlarını belirginleştiriyor. Geçtiğimiz hafta AIPAC’ın Michigan’daki rekor harcamasına rağmen yenilgiye uğraması, Amerikan siyasetinde İsrail politikasının sorgulanmaya başladığını gösteriyor. 




You may also like
ICE’ın Görünmeyen Yüzü
August 14, 2026
Rusya’ya Yeni Yaptırım Hamlesi
August 14, 2026
Hürmüz’de Mücadele Devam Ediyor 
August 14, 2026
  • Recent

    • Allies in Ankara: Beyond the Post-Cold War Order, Navigating...
      July 15, 2026
    • Allies in Ankara: Türkiye’s Security Vision and Role...
      July 15, 2026
    • Ankara Summit: Türkiye's strategic weight in NATO's...
      July 9, 2026
    • The Iran dilemma between war and diplomacy
      June 13, 2026
    • Trump, caught between hawks and pragmatism in Iran...
      May 29, 2026
    • Panel on Middle East Developments and the Future of Türkiye–Japan...
      April 21, 2026
    • “Strategic Implications of the Iran War” panel...
      March 30, 2026
    • ‘Any Given Sunday’: The clash of nationalism and multiculturalism...
      February 11, 2026
    • America’s Search for a Grand Strategy
      January 2, 2026
    • Türkiye Messages From the Trump-Netanyahu Press Conference
      December 30, 2025

  • Washington Gündemi

    • ICE'ın Görünmeyen Yüzü
      August 14, 2026
    • Demokratlar Bölünüyor
      August 14, 2026
    • Rusya’ya Yeni Yaptırım Hamlesi
      August 14, 2026
    • Hürmüz’de Mücadele Devam Ediyor 
      August 14, 2026
    • Yapay Zeka Kontrol Altında Mı? 
      August 7, 2026
    • İsrail Lobisi Kaybetti
      August 7, 2026
    • Gazze Planı İsrail Engeline Takıldı
      August 7, 2026
    • Hürmüz'de Anlaşma Arayışı 
      August 7, 2026
    • Adalet Bakanı Atamasında Kriz 
      July 31, 2026
    • Trump Sahaya İndi
      July 31, 2026



Stay Updated


© Copyright 2018-2022 SETA Foundation at Washington DC
Press enter/return to begin your search