Trump Sahaya İndi
2026 Kongre seçimleri yaklaşırken ABD Başkanı Donald Trump görevdeki son iki yılında Cumhuriyetçilerin Kongre’deki üstünlüğünü korumak amacıyla sahaya inerek adaylara doğrudan destek vermeye başladı. Ön seçimler boyunca birçok isme açıkça destek açıklayarak yerel siyasete de etki etmeye çalışan Trump bu hafta Kongre aritmetiğini etkileyebilecek bir eyalet olan Michigan’a giderek ekonomi politikalarını savundu, yerli üretimi öne çıkardı ve Cumhuriyetçi adaylarla bir araya geldi. Kasım ayındaki seçimlerde Michigan’dan çıkacak sonuç, Kongre çoğunluğunu belirleyecek kritik yarışlardan biri olma özelliği taşıyor.
Michigan, Amerikan siyasetinde ve ekonomisinde hem tarihsel hem de sembolik açıdan kritik bir konum taşıyor. GM, Ford ve Stellantis gibi dev otomotiv şirketlerinin ana üssü olan eyalet, uzun yıllar boyunca ABD imalat sanayiinin kalbi oldu. Küreselleşmeyle birlikte 1980’ler ve 1990’larda fabrikaların kapanması ve milyonlarca üretim işinin yurt dışına kayması Michigan’ı sanayi bölgelerinin çöküşünün sembolüne dönüştürdü. Trump’ın “Önce Amerika” ve yeniden sanayileşme söylemi tam da bu tarihsel yara üzerine inşa edildi ve Trump siyasi kariyeri boyunca Michigan’ı gündeminin merkezinde tutmaya devam etti.
Salıncak eyaletler arasında yer alan Michigan son dönemde Amerikan seçimlerinde her zaman kritik bir rol oynamasıyla da dikkat çekiyor. 2024 başkanlık seçimlerinde yaklaşık 80 bin oy farkla Trump’ın kazandığı eyalet, 2026 Kongre seçimlerinde de belirleyici bir konuma sahip. Temsilciler Meclisi bağlamında mevcut dönemde yedi Cumhuriyetçi temsilciye karşılık altı Demokrat temsilci eyaleti temsil ediyor. Ancak 2026 ara seçimlerine yönelik anketler Demokratların iki temsilci daha fazla alabileceğine işaret ediyor. Bu senaryo gerçekleşirse Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu yeniden ele alabilmesinin yolu açılmış oluyor.
Senato seçimleri ise sadece Michigan’ın değil ülke gündeminin de önemli bir başlığı haline geldi. Mevcut Demokrat Senatör Gary Peters’ın yeniden aday olmayacağını açıklamasıyla boş kalan koltuk zorlu bir rekabete sahne olmaya başladı. Cumhuriyetçi tarafta daha önce kongre üyeliği yapmış olan Mike Rogers en güçlü aday olarak öne çıkarken Demokrat tarafta Temsilci Haley Stevens ile partinin ilerici kanadını temsil eden Abdul El-Sayed arasında çekişmeli bir ön seçim yarışı sürüyor. Partinin ilerici kanadından birçok ismin desteğini alan El-Sayed şimdilik Stevens’ın önünde görünüyor. Kasım ayındaki genel seçim anketleri ise yarışın son ana kadar devam edeceğini gösteriyor. Bu bağlamda değerlendirildiğinde Trump’ın Michigan’a özel önem atfederek kampanya sürecine doğrudan dahil olması, Demokratların elinde bulunan bu Senato koltuğunu Cumhuriyetçilere kazandırma çabasının bir parçası olarak yorumlanabilir.
Trump Michigan’da yaptığı konuşmasında kendi yönetimi döneminde önceki tüm dönemlerden daha fazla fabrika ve tesis inşa edildiğini öne sürdü. Ancak tarifelerin ortaya çıkardığı belirsizlik Michigan için özellikle ağır bir yük oluşturuyor. Eyalet ABD ile Kanada arasındaki en büyük ticaret kapılarından biri konumunda ve Trump’ın Kanada’ya yönelik ticaret savaşı bu ilişkiyi doğrudan zedeledi. Trump konuşmasında ekonomide iyi işler yapıldığını savunurken var olan sorunların sorumluluğunu Biden döneminin mirasına yükledi. Ancak mevcut ekonomik göstergeler bu tabloyu desteklemiyor. Resmi verilere göre ABD ekonomisi ikinci çeyrekte yavaşladı. Nisan ile Haziran arasında gayri safi yurtiçi hasıla yüzde 1,5 oranında büyürken bu rakam ilk çeyrekteki yüzde 2,1’in belirgin biçimde altında kaldı. Ticaret açığının genişlemesi ve enerji fiyatlarındaki dalgalanma bu yavaşlamanın iki temel nedeni olarak öne çıkıyor.
İran savaşının ekonomik yansımaları bu tabloya ayrı bir ağırlık katıyor. Seçmenler yalnızca tarife belirsizliğiyle değil İran savaşının ortaya çıkardığı genel ekonomik dalgalanmayla da baş etmek zorunda kalıyor. Artan benzin fiyatları bu durumun en somut göstergesi olarak görülüyor. İkinci çeyrekte benzin fiyatları Mayıs ayında galon başına 4,48 dolara kadar yükseldi. Haziran sonunda 3,96 dolara geri çekilen fiyatlar ateşkesin kalıcı hale gelememesiyle birlikte Temmuz boyunca tekrar yükseldi ve 4 doların üzerine çıktı. Bu tabloya yükselen gıda maliyetleri de eklenince enflasyonun temel göstergesi olan kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi Haziran ayında yıllık bazda yüzde 3,7 olarak ölçüldü. Fed bu ortamda faiz oranlarını yüzde 3,5 ile 3,75 arasında sabit tutmaya devam etti.
Ticaret açığı da ABD ekonomisi için kritik bir uyarı niteliği taşıyor. Mayıs ayında ticaret açığı bir önceki aya göre yüzde 42 artarak 77,6 milyar dolara ulaştı. İhracat yüzde 3,2 düşerek 317,7 milyar dolara gerilerken ithalat yüzde 3,3 artarak 395,3 milyar dolara çıktı. Bu açığı derinleştiren temel etkenlerden biri yapay zeka yatırım patlaması. ABD yarı iletken, telekomünikasyon ekipmanı ve endüstriyel donanım alımlarını hızla artırıyor ancak bu ithalat ağırlıklı yatırım dalgası ticaret dengesini olumsuz etkiliyor.
Michigan’daki Cumhuriyetçi adaylara verdiği destek, Trump’ın bu seçim sürecinde genel stratejisinin bir parçası olarak görülebilir. Trump’ın 2026 Kongre seçimlerinde desteklediği adayların sayısı ve performansı da dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Trump bu seçim sürecinde şimdiye kadar 307 aday için destek açıkladı ve desteklediği adayların yüzde 97’si ön seçimlerini kazandı. Kongre yarışlarında tablo daha da çarpıcı. Trump’ın desteklediği 170 kongre adayının tamamı ön seçimlerini kazandı. Senato yarışlarında Texas’ta Ken Paxton’ın John Cornyn’i, Louisiana’da Julia Letlow’un Bill Cassidy’nin koltuğunu alması ve Kentucky’de Thomas Massie’nin rakibinin galip gelmesi Trump’ın bu süreçteki en yüksek profilli ön seçim zaferlerinin başında geliyor. Eyalet düzeyinde ise Steve Hilton California’da, Vivek Ramaswamy Ohio’da ve Greg Abbott Texas’ta Trump’ın desteğiyle öne çıkan isimler arasında yer aldı. Ancak Trump’ın her desteği galibiyetle sonuçlanmadı. Georgia, Iowa ve South Carolina’da yaşanan önemli kayıplar da dikkat çekiyor. Bu istisnalara rağmen genel tablo Trump’ın parti üzerindeki nüfuzunu ve Cumhuriyetçi Parti’nin onun tarafından nasıl yeniden biçimlendirildiğini açıkça ortaya koyuyor.
2028 başkanlık seçimleri açısından da Michigan hayati bir önem taşıyor. Eyalet hem 2016 hem de 2024’te Trump’ın zaferine katkı sağlayan kritik bir salıncak eyalet konumunda. Ancak son yapılan kamuoyu araştırmalarına göre Trump’ın Michigan’daki onay oranı yüzde 33’e geriledi. Bu rakam seçimlerde aldığı yüzde 49,73 oranından bu yana yaşanan dramatik düşüşü gözler önüne seriyor. Tarifelerin yarattığı ekonomik belirsizlik, İran savaşının benzin fiyatlarına yansıması ve yavaşlayan büyüme rakamları bu düşüşün temel nedenleri olarak öne çıkıyor. Trump’ın ekonomik söylemi ile seçmenlerin günlük hayatta hissettikleri arasındaki derin uçurum seçimlerde Cumhuriyetçiler için ciddi bir risk unsuru oluşturuyor. Böylesi bir atmosferde düzenlenecek Kongre seçimlerinin sonucu hem Michigan’ın durumunu hem de Kongre aritmetiğini etkileyebilecek önemli bir basamak olarak görülüyor.



















