Vance İsrail’i Hedef Aldı
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in bir podcast yayıncısıyla gerçekleştirdiği üç saatlik röportaj, birçok açıdan Amerikan kamuoyunun gündemine oturdu. Röportajın en dikkat çeken başlıklarından birini tartışmalı Epstein dosyası hakkındaki açıklamalar oluşturdu. Vance, Epstein’ın Mossad ya da CIA ajanı olabileceğini açıkça ifade etti. Bunun yanı sıra İsrailli bazı yetkililerin Amerikan kamuoyunu etkilemek için aktif biçimde çalıştığını öne sürdü. Son dönemde İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve İran savaşının da etkisiyle Amerikan kamuoyunda artan İsrail karşıtlığı Vance’in açıklamarıyla birlikte siyaset gündemindeki yerini korumaya devam ediyor.
Vance, Epstein’ın İsrail ya da ABD istihbarat birimleriyle bağını kanıtlayan herhangi bir belge olmadığını belirtse de mevcut verilerden bu yönde bir çıkarım yaptığını söyledi. Trump’ın göreve gelmesiyle birlikte seçim vaadi olarak sunduğu Epstein dosyalarının kamuoyuyla paylaşılma süreci geçtiğimiz yıl ciddi tepkilere yol açmış ve sürecin sonunda Adalet Bakanı Pam Bondi görevinden ayrılmıştı. Belirli aralıklarla açıklanan toplamda 3,5 milyon belgenin hiçbirinde Epstein’ın herhangi bir istihbarat kuruluşuyla doğrudan çalıştığına dair bir bilgi yer almıyor. Buna karşılık 2020 tarihli bir FBI notu, bir kaynağın Epstein’ı “Mossad için eğitilmiş bir ajan” olarak tanımladığını aktarıyor. Kamuoyuna açılan dosyalar aynı zamanda Epstein’ın eski İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak ve Mossad eski çalışanı Yoni Koren ile uzun süreli e-posta yazışmaları yaptığını, Koren’in 2012’deki kanser tedavisinin Epstein tarafından finanse edildiğini de ortaya koyuyor.
Röportajın bir diğer dikkat çeken bölümü Pam Bondi’nin Adalet Bakanlığı’ndaki sürecine ilişkin eleştirler içermesiydi. Vance, Bondi’nin Epstein’ın müşteri listesinin ellerinde olduğunu söylemesinin asılsız çıkmasını ve medya kuruluşlarına Epstein dosyaları adı altında dağıtılan içeriklerin zaten kamuoyunca bilinen konulardan oluşmasını ciddi bir iletişim hatası olarak nitelendirdi. Sürecin iletişim yönetimi konusunda çok büyük hatalar yaptıklarını kabul eden Vance, daha hassas davranmaları gerektiğini de açıkça ifade ederek öz eleştirisini ortaya koydu.Vance’in bu açıklamaları kritik önem taşıyor. Epstein bağlantılarına dair spekülasyonlar yıllardır kamuoyunda yer bulsa da mevcut başkan yardımcısının İsrail istihbaratını bu bağlamda doğrudan anması son derece alışılmadık bir durum olarak dikkat çekiyor.
Vance, röportajda ayrıca İsrail hükümetinin bazı üyelerini İran savaşını sürdürmek amacıyla Amerikan kamuoyunu manipüle etmeye çalışmakla suçladı. İsrail hükümeti içinde güvendiği isimler bulunduğunu belirtirken bazı kişilerin “iyi finanse edilmiş ve rafine bir kampanya” yürüttüğünü iddia etti. Bu kampanyanın hedefinin ABD’nin İran ile sürdürdüğü müzakere sürecini rayından çıkarmak olduğunu ve buna dair somut kanıtların mevcut olduğunu da vurguladı. Bu açıklama Vance’in İsrail’e yönelik son dönemdeki sert söylemler serisinin yeni bir halkasını oluşturuyor. Haziran ayında Vance, ABD’nin İran ile uzattığı ateşkes anlaşmasını eleştiren İsrailli siyasetçilere “dünyanın herhangi bir yerinde sahip olduğunuz tek güçlü müttefikinize saldırmayın” uyarısında bulunmuştu.
Bu söylemin arka planında ABD ile İran arasında Haziran ayında imzalanan Mutabakat Muhtırası yatıyor. ABD bu mutabakat metnini hem ateşkesi sürdürmek hem de İran’ın nükleer programına dair müzakereler başlatmak için bir çerçeve olarak sunmuştu. İsrail ise İran’ın nükleer kapasitesinin tamamen tasfiye edilmesini ve rejim değişikliğini talep etmişti. Vance’in açıklamaları bu uyuşmazlığın artık kapalı kapılar ardında değil kamuoyu önünde tartışılmaya başlandığını gösteriyor.
Vance’in bu açıklamalarının zamanlaması ve platform tercihi de ayrı bir anlam taşıyor. Muhafazakar Cumhuriyetçi gençler arasında güçlü bir dinleyici kitlesine sahip olan Joe Rogan’ın podcast kanalına konuk olması, Vance’in bilinçli bir stratejik tercih yaptığını gösteriyor. Nitekim röportaj yayınlandıktan sonraki yirmi dört saat içinde bir milyonun üzerinde izlenerek geniş bir kitleye ulaştı. 2028 başkanlık yarışında Cumhuriyetçilerin öne çıkan adaylarından biri olarak görülen Vance geçtiğimiz aylarda da suikast sonucu hayatını kaybeden Charlie Kirk tarafından kurulan ve genç muhafazakarları örgütleyen Turning Point USA’nın konferansına katılmış ve bu platformda 2028 seçimleri için Cumhuriyetçi aday olarak öne çıkarılmıştı. Tüm bu tablo, Vance’in muhafazakar Cumhuriyetçi tabanını sağlamlaştırmaya çalıştığını gösteriyor.
Vance’in İsrail’e yönelik son açıklamaları, Cumhuriyetçi Parti içindeki Yahudi seçmen ve bağışçılar arasında ise ciddi bir rahatsızlık yaratırken 2028 başkanlık yarışı üzerine spekülasyonları da hızlandırdı. İsrail’e yakın lobi çevreleri Vance’e duyulan güvenin sarsıldığını açıkça ifade ederken Dışişleri Bakanı Marco Rubio bu boşluğu doldurmak için en güçlü aday olarak öne çıkıyor. Rubio’nun bu kesim nezdinde güç kazanmasının ardında İsrail’e koşulsuz desteği ve İran’a yönelik sert tutumu yatıyor. Yakın zamanda Biden yönetiminin Batı Şeria’daki aşırılıkçı İsrailli yerleşimci gruplarına uyguladığı kısıtlamaları kaldırmaya hazır olduğunu söyleyen Rubio, ayrıca Netanyahu dahil İsrailli liderler hakkında tutuklama kararları çıkaran Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni doğrudan hedef alacağını da açıkladı. Vance muhafazakar Cumhuriyetçi tabanını konsolide etmek için çalışmaya devam etse de İsrail’e yakın lobi gruplarının Rubio etrafında örgütlenerek Vance’e karşı açık bir kampanya yürütmesi, 2028 yarışındaki dengeleri değiştirebilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Tüm bu gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde Vance’in bu röportajı yalnızca güncel bir açıklama değil, çok katmanlı bir siyasi hesaplaşma olarak okunabilir. Epstein iddialarından İsrail’e yönelik suçlamalara, Trump yönetiminin iletişim hatalarına yönelik öz eleştiriden İran müzakerelerinin savunusuna uzanan bu üç saatlik konuşma, Vance’in 2028’e yönelik planlamasının ipuçlarını da barındırıyor. Vance bir yandan muhafazakar tabanı İran savaşı konusunda yanına çekmeye çalışırken öte yandan İsrail’e yakın lobi çevreleri ise Rubio etrafında örgütlenmeyi planlıyor.



















