Amerikan Siyasetinden Lindsey Graham Geçti
Amerikan siyasetinin son yıllarda en tartışmalı isimlerinden biri olan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, 71 yaşında hayatını kaybetti. Ukrayna ziyaretinden döndüğü gece Washington’daki evinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Graham’ın ölümü, yalnızca bir senatörün kaybı değil Amerikan siyasetinin son çeyrek yüzyılını şekillendiren bir figürün sahneden çekilmesi anlamına geliyor. Graham, ölümünden yalnızca birkaç hafta önce South Carolina’da beşinci dönemi için Cumhuriyetçi parti ön seçimini kazanmıştı. Kariyeri boyunca Irak işgalini savunan, İsrail’e koşulsuz destek veren ve İran savaşının en büyük destekçilerinden biri olan Graham, Amerikan dış politikasının müdahaleci kanadının son dönemdeki en ikonik temsilcilerinden biriydi.
Graham’ın uzun siyasi kariyerinde birçok dönüm noktası da bulunuyor. South Carolina’dan 1994’te Temsilciler Meclisi’ne giren ve 2002’de Senato’ya geçen Graham, ilk yıllarında Demokratlarla birçok konuda uzlaşı yapan Cumhuriyetçi olarak ön plana çıktı. Graham’ın bu tutumu kendi partisi tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Trump’ın siyasete dahil olmasıyla bilrikte Graham’ın siyasi kariyeri farklı bir boyut kazandı. İlk başta Trump’a sert bir şekilde muhalefet eden Graham, zamanla Trump’ın yakın müttefiki oldu. 2016 Başkanlık seçimlerinde ilk defa aday olan Trump’ı “ırkçı, yabancı düşmanı ve bağnaz” olarak tanımlayan Graham, Trump’ın başkan seçilmesiyle birlikte söylemlerini geri aldı. Graham’ın bu değişimi Demokratlar ve Trump karşıtı muhafazakarlar tarafından sert biçimde eleştirildi. Ancak Graham eleştirilere kulak asmak yerine pragmatik bir siyaset anlayışı ile Trump’a desteğini her fırsatta yineledi. Son olarak South Carolina ön seçimlerini Trump’ın da desteğiyle kazanan Graham, Trump’a kutsallık atfeden açıklamalar yaparak dikkat çekmişti.
Graham’ın Trump’a yakınlaşmasının somut getirileri de oldu. Yargı Komitesi başkanlığı döneminde Senato iki yüzden fazla federal hakimi onayladı ve bu süreç Trump döneminin en kalıcı muhafazakar miraslarından birini oluşturdu. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan atamalarda da Graham’ın rolü kritikti. Trump’ın desteklediği ve aday gösterdiği hakimleri Senato’da güçlü bir şekilde savunarak onay süreçlerini takip etti. Bütçe Komitesi başkanlığında ise Trump’ın ikinci dönem vergi, göçmenlik ve harcama paketinin yasalaşması için aylarca süren müzakereleri yönetti. Graham’ın son dönemde görev yaptığı komitelerin kritik rolleri, parti içerisindeki ağırlığını artırmasına da vesile oldu.
Graham’ın iç politikadaki stratejik adımları olsa da kariyerinin merkezinde ABD dış politikası vardı. Irak işgalini savunan, Ukrayna’ya savaş sürecinde defalarca bizzat giden ve İran’a yönelik askeri operasyonun en büyük destekçilerinden biri olan Graham, Amerikan dış politikasının müdahaleci kanadını temsil eden simge isimlerden biriydi. Eski Hava Kuvvetleri avukatı olarak hem Irak’ta hem Afganistan’da görev yapan Graham’ın kariyeri, muhafazakar taban tarafından benimsenmesine de olanak sağladı. İsrail meselesi ise Graham’ın siyasi kimliğinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyordu. 2021 yılında Gazze’ye yönelik İsrail saldırılarının ardından Graham Tel Aviv’e giderek Netanyahu ile “İsrail için daha fazlası” yazan bir pankartla poz verdi ve akabinde bir milyar dolarlık ek ABD askeri yardımının önünü açtı. Netanyahu, Graham’ın ölümünün ardından yaptığı açıklamada senatörün zaman zaman ABD yardımını İsrail’in talep ettiğinden bile fazla tutmak için bizzat mücadele ettiğini açıkladı. Graham’ın İsrail savunuculuğu belirli dönemlerde ahlaki ve etik sınırları da aştı. Filistinlileri Nazilerle kıyaslayan ve Gazze’de nükleer silah kullanımını meşrulaştıran açıklamaları uluslararası hukuku yok saydığı ve İsrail’e koşulsuz bir destek verdiğini gösteriyor.
Geçtiğimiz aylarda başlayan İran’a karşı ABD ve İsrail’in ortak yürüttüğü savaşa da çok büyük destek veren Graham, bu pozisyonu nedeniyle de birçok kesim tarafından eleştirilmişti. İran operasyonuna yönelik Kongre’den ve muhafazakar Cumhuriyetçi isimlerden tepkiler gelse de Graham Trump yönetiminin en başından itibaren makul davrandığına yönelik bir söylem benimsemişti. ABD basınına yansıyan haberlere göre de Graham, Trump’ı İran’a yönelik askeri operasyona ikna eden isimler arasında yer alıyordu.
Graham’ın ölümüne gelen tepkiler de dikkat çekiciydi. Trump, Graham’ı “tanıdığım en iyi insanlardan ve senatörlerden biri” ve “gerçek bir Amerikan vatanseveri” olarak tanımladı. Senato Çoğunluk Lideri John Thune Graham’ın federal yargı, ulusal savunma ve South Carolina üzerindeki etkisinin “nesiller boyu hissedileceğini” söylerken eski Başkan George W. Bush, Graham’ın Amerikan değerlerini anlayarak hareket eden önemli bir senatör olduğunu ifade etti. Eski Başkan Biden ise Graham ile çoğu zaman anlaşamadığını ancak her zaman ortak bir zemin inşa edebildiklerini belirterek taziye mesajı yayınladı.
Uluslararası arenada da Graham’a yönelik birçok taziye mesajı yayınlandı. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski, Graham’ı “özgürlüğün gerçek bir savunucusu” olarak nitelendirdi. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Graham’ı “NATO’ya güçlü bir şekilde inanan ve Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşını sona erdirmek için aktif biçimde çalışan” bir isim olarak andı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “sonuna kadar Ukrayna’nın özgürlük mücadelesini destekledi” ifadelerini kullanırken Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb ve Alman Şansölye Merz de taziye mesajları yayınladı. Graham, Cumhuriyetçi Parti’nin giderek daha korumacı ve içe kapanık bir çizgiye kaymasına rağmen Avrupa ile ABD arasındaki ittifakın korunmasında somut ve sürekli bir rol oynamış biri olarak dikkat çekiyordu.
Graham’ın ani ölümünün ardından Trump, kardeşi Darline Graham Nordone’u göreve ataması için South Carolina Valisi’ne çağrıda bulundu ve vali bu talebi hızla yerine getirdi. Nordone, herhangi bir resmi siyasi deneyimi bulunmayan biri olarak Ocak 2027’ye kadar sürecek geçici görevine başladı. Bu atama Cumhuriyetçilerin Senato çoğunluğunu korumak açısından kritik bir önem taşıyor. Graham’ın ölümü ve Senatör McConnell’in uzun bir süredir sağlık sorunları nedeniyle oturumlara katılamaması Cumhuriyetçilerin Senato’daki çoğunluğunu riske atıyordu. Nordone’un atanmasıyla Cumhuriyetçiler çoğunluğu en azından 20226 Kongre Seçimlerine kadar güvence altına alındı.
Cumhuriyetçi Parti içinde önemli bir ağırlığı olsa daLindsey Graham, giderek sorgulanmaya başlanan bir konumun temsilcisiydi. İran savaşının kamuoyunda karşılık bulmadığı, genç Cumhuriyetçi seçmenlerin askeri müdahalelere ve İsrail’e koşulsuz desteğe giderek daha mesafeli durduğu bir ortamda Graham’ın temsil ettiği çizgi parti içinde de tartışmalı hale gelmişti. Bu çizginin önümüzdeki yıllarda Amerikan dış politikasında ne kadar yer tutacağı ise Graham’ın mirasından çok daha geniş bir tartışmanın konusu olmaya devam edecek.



















