Gazze İstikrar Gücü İçin Mali Kaynak
Trump yönetimi, Gazze’de kurulması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü için 206 milyon dolarlık ilk büyük finansman paketini hazırladığını duyurdu. Washington, bu hamle ile İsrail ile Hamas arasındaki görüşmeler sonuçlanmadan çok uluslu gücün altyapısını ve operasyonel kapasitesini oluşturmaya başlıyor. Ancak finansman, planın önündeki temel siyasi engeli ortadan kaldırmış değil. İsrail, ordusunu çekmeden önce Hamas’ın tamamen silahsızlanmasını isterken Hamas, silah bırakma sürecinin başlayabilmesi için saldırıların durmasını ve İsrail birliklerinin geri çekilmesini şart koşuyor. Dolayısıyla Amerikan kaynağı, uzlaşmanın sağlandığını değil, Washington’ın anlaşma ihtimaline karşı sahadaki hazırlıkları hızlandırdığını gösteriyor.
Açıklanan kaynak, Uluslararası İstikrar Gücü için ayrılan ilk kayda değer Amerikan finansmanı niteliğinde. Dışişleri Bakanlığı, paranın gücün araç, teçhizat, altyapı ve operasyon giderlerinde kullanılacağını bildirdi. Ancak kuvvetin Gazze’ye ne zaman konuşlandırılacağı, kaç askerden oluşacağı ve toplam maliyetinin ne kadar olacağı henüz açıklanmadı. Bu belirsizlikler, Washington’ın siyasi anlaşma tamamlanmadan önce gerekli askerî ve lojistik altyapıyı hazırlamaya çalıştığını gösteriyor.
Bu hazırlık, Amerikan muharip birliklerinin doğrudan Gazze’ye gönderileceği anlamına gelmiyor. Trump yönetimi; finansman, komuta, istihbarat ve lojistik desteğin büyük ölçüde ABD tarafından sağlandığı, sahadaki asker ihtiyacının ise katılımcı ülkelerce karşılandığı çok uluslu bir yapı kurmayı planlıyor. Böylece Washington, Gazze’de oluşturulacak yeni güvenlik düzeninin yönlendirilmesinde merkezî konumunu korurken Amerikan askerlerinin doğrudan çatışmaya girme ihtimalini azaltmayı amaçlıyor. Bu model aynı zamanda olası kayıpların ve uzun süreli bir askerî konuşlanmanın Amerikan kamuoyunda doğurabileceği siyasi maliyeti sınırlama arayışını yansıtıyor.
Tahsisatın ayrıntıları, Washington’ın yalnızca diplomatik bir çerçeve oluşturmadığını, sahada kullanılacak askerî yapıyı da hazırlamaya başladığını gösteriyor. Yaklaşık 6 milyon dolarlık kısımla dokuz Amerikan zırhlı personel taşıyıcısının uluslararası gücün kullanımına uygun hâle getirilmesi planlanıyor. Araçların ilk kullanıcılarının Arnavutluk ve Kosova birlikleri olması bekleniyor. Kaynağın bir kısmı ayrıca Gazze içinde kuvvetin konuşlanacağı bir üs kurulmasına ayrılacak. Bununla birlikte yönetim, gücün toplam maliyetini ve Amerikan finansmanının hangi düzeye kadar çıkabileceğini henüz açıklamadı. Dolayısıyla 206 milyon dolarlık paket, tam kapsamlı bir bütçeden çok, siyasi uzlaşma sağlanması hâlinde konuşlandırmayı hızlandıracak başlangıç sermayesi niteliği taşıyor.
Finansman kararı, Jared Kushner’ın 16 Ağustos’ta Mısır’da Hamas’ın siyasi liderleriyle yaptığı görüşmenin hemen ardından geldi. Hamas temsilcileri, daha önce kabul ettiklerini açıkladıkları silahsızlanma yol haritasına bağlı kaldıklarını, Gazze’nin yönetimini teknokratlardan oluşan Filistinli bir yapıya devretmeye hazır olduklarını ve kurulacak yeni yönetimde herhangi bir rol talep etmediklerini bildirdi. Washington ise bu sözlü taahhütleri olumlu fakat yetersiz buluyor. Amerikan yönetimi; tünellerin kapatılması, silah depolarının tasfiye edilmesi, roket ve ağır silahların teslimi ile Hamas’ın askerî komuta altyapısının dağıtılması gibi dışarıdan denetlenebilecek somut adımlar atılmasını istiyor. Bu nedenle görüşmelerdeki asıl mesele Hamas’ın silahsızlanmayı kabul edip etmediğinden çok, bu sürecin hangi takvimle, kimlerin denetiminde ve İsrail’in çekilmesiyle nasıl eş güdümlü yürütüleceği üzerinde yoğunlaşıyor.
Kushner’ın Netanyahu ile 17 Ağustos’ta yaptığı görüşmede ise temel anlaşmazlıklar giderilemedi. Netanyahu, Hamas bütün silahlarını teslim etmeden İsrail ordusunun Gazze’den çekilmeyeceğini ve kapsamlı yeniden inşa çalışmalarına izin verilmeyeceğini yineledi. Hamas ise silahsızlanma sürecini başlatmak için İsrail’in önce saldırıları durdurmasını ve birliklerini anlaşmada belirlenen hatta çekmesini istiyor. İsrail silahsızlanmayı, Hamas ise ateşkes ve askerî çekilmeyi ilk adım olarak görüyor. Taraflar silahsızlanma süreci ile Gazze’nin sağlık ve altyapı ihtiyaçlarını ele alacak iki çalışma grubu kurulmasını kabul etti; ancak bu gruplar hangi tarafın önce harekete geçeceği sorununa çözüm getirebilmiş değil.
Washington, taraflar arasındaki güvensizliği bağımsız denetim ve doğrulama mekanizmalarıyla aşmaya çalışıyor. Kushner, Hamas’ın görüşmelerde silahsızlanmaya hazır olduğunu açıkladığını ancak bu sözlerin tünellerin kapatılması, silahların teslim edilmesi ve askerî altyapının tasfiyesi gibi somut adımlarla kanıtlanması gerektiğini belirtti. Netanyahu ise silah teslim sürecinin Amerikalı bir general tarafından denetlenmesini istiyor. ABD’nin planına göre Hamas silahlarını aşamalı olarak teslim edecek; buna karşılık İsrail ordusu her aşamada Gazze’den biraz daha çekilecek ve yeniden inşa çalışmaları kademeli olarak başlatılacak. Sürecin her iki tarafın da yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini belirlemek için uluslararası denetim altında yürütülmesi öngörülüyor.
Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk uluslararası güce asker göndereceğini açıklarken Mısır ve Ürdün yeni Filistin polis teşkilatının eğitimini üstlenmeyi kabul etti. Uganda da asker gönderilmesini onaylayan ülkeler arasına katıldı. Ancak taahhütlerle operasyonel konuşlandırma arasında önemli bir mesafe bulunuyor. Askerlerin görev kuralları, İsrail ordusuyla koordinasyonları, Hamas’ın silahsızlanmayı reddeden unsurlarına nasıl müdahale edecekleri ve sivil kayıplardan kimin sorumlu tutulacağı henüz açıklığa kavuşmuş değil. Bu belirsizlikler, kuvvet katkısı sağlayan ülkeler için askerî olduğu kadar iç siyasi risk de yaratıyor.
Uluslararası gücün görevi yalnızca ateşkesi izlemekten ibaret olmayacak. Plan, güvenli bölgelerin genişletilmesini, insani yardımların korunmasını, Filistin polisinin eğitilmesini ve silahsızlanma ilerledikçe İsrail birliklerinin kademeli çekilmesini öngörüyor. Yeniden inşa da bu güvenlik takvimine bağlanıyor. Washington böylece Gazze’nin idaresi, güvenliği ve ekonomik toparlanmasını tek bir süreç içinde birleştirmeye çalışıyor. Fakat inşanın Hamas’ın tamamen silahsızlanmasına kadar ertelenmesi, sivil nüfusun acil barınma ve altyapı ihtiyaçlarını siyasi pazarlığın rehinesi hâline getirebilir.
206 milyon dolarlık finansman, Washington’ın Gazze planını hayata geçirme konusundaki kararlılığını gösterse de siyasi çıkmazı tek başına çözmeye yetmiyor. Uluslararası gücün konuşlandırılması, Hamas’ın silahsızlanması ile İsrail ordusunun çekilmesini birbirine bağlayan güvenilir ve denetlenebilir bir takvimin oluşturulmasına bağlı. Böyle bir uzlaşma sağlanmadığı sürece hazırlanan araçlar, üsler ve çok uluslu birlikler sahaya çıkamayabilir. Üstelik yeniden inşanın güvenlik şartlarına bağlanması, Gazze halkının acil ihtiyaçlarının belirsiz bir siyasi sürecin sonuna ertelenmesi riskini taşıyor.



















