Kongre Ön Seçimlerinde Son Viraj
2026 Kongre Seçimleri ön seçim takviminin son haftalarına girilirken Alaska, Wyoming ve Florida’da düzenlenen seçimler hem Demokrat Parti’nin ilerici kanadının yükselen ivmesini hem de Trump’ın Cumhuriyetçi Parti üzerindeki etkisinin sınırlarını bir kez daha gözler önüne serdi. Bu üç eyaletteki sonuçlar Kasım ayındaki genel seçimlerin seyrini belirleyecek kritik sinyaller taşıyor. Kamuoyu araştırmaları yarışın başa baş geçeceğine işaret etse de Cumhuriyetçilerin Senato’da avantajını koruyabileceği ve Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu ele geçirebileceği öngörülüyor. Trump’ın son iki yılına girilirken Kongre’nin Cumhuriyetçilerin elinde kalması halinde yönetimin çok daha agresif adımlar atması beklenirken olası bir Demokrat zaferinde partinin ilerici kanadı 2028 seçimleri öncesinde çok daha güçlü bir konuma yerleşebilir.
Alaska bu hafta en dikkat çekici Senato yarışlarından birine ev sahipliği yaptı. Eyalet uzun yıllardır Cumhuriyetçilerin kalesi olarak bilinse de 2022’den bu yana üçüncü kez Kongre çoğunluk dengesini etkileyebilecek bir yarışa dönüştü. Mevcut Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan ile eski Demokrat Temsilci Mary Peltola arasındaki mücadelede Peltola rakibine yaklaşık 7 bin oy fark atarak ön seçimden zaferle ayrıldı. Alaska 2008’den bu yana Senato’ya Demokrat göndermemiş olsa da Peltola’nın 2022 ile 2025 arasındaki Temsilcilik döneminde eyalet genelinde sevilen bir siyasetçi olması yarışın son ana kadar çekişmeli geçeceğini gösteriyor.
Amerikan yerel siyasetini de etkisi altına alan İsrail meselesi Alaska’daki ön seçimlerde de gündem de yer aldı. Senatör Sullivan İsrail’e güçlü destek ve İran’a sert tutumla bilinen bir isim. AIPAC Sullivan kampanyasına yüklü miktarda bağış yaparak dikkat çekti. Ancak ilginç olan Peltola’nın da İsrail yanlısı bir sicile sahip olması ve İsrail’e yakın lobi gruplarının Peltola’yı da desteklemiş olması. Michigan ve Minnesota’da İsrail meselesinin Demokratların ilerici ile merkez kanatları arasındaki temel ayrışma hattı olduğu düşünüldüğünde Alaska’nın bu konuda iki partili bir uzlaşı noktasına dönüşmesi dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.
Florida’da ise en çarpıcı sonuç Demokratların Senato ön seçiminden geldi. Eski ulusal güvenlik yetkilisi Alexander Vindman, 2019’daki Trump azil duruşmasındaki net duruşuyla ulusal çapta tanınmış bir isim olmasına rağmen ilerici aday Angie Nixon’a yenildi. Vindman’ın bağış toplamda Nixon’ı on altı kat geride bırakmasına rağmen bu yenilgiyi tatması, geçtiğimiz haftalarda Michigan’da yaşanan tablonun benzerini bir kez daha gözler önüne serdi. Nixon’ı Kongre üyesi Ilhan Omar ve Rashida Tlaib gibi isimler destekledi. Bu zafer Michigan’daki El-Sayed ve Florida’daki diğer ilerici adayların seçim zaferleriyle birleşince ilerici hareketin yakaladığı ivmenin sürdüğünü açıkça ortaya koyuyor.
Florida’daki Temsilciler Meclisi ön seçimleri ise Demokratlar için karışık bir tablo sundu. İlerici adayların bazı bölgelerde öne çıkmasına karşın merkeze yakın isimlerin de farklı seçim bölgelerinde galip gelmesi, Demokratlar arasındaki ilerici ile merkez çekişmesinin ulusal ölçekte devam ettiğini gösteriyor. Cumhuriyetçi cephede ise Trump destekli Byron Donalds valilik adaylığını rahat bir zaferle aldı. Kasım’da Donalds’ın galip gelmesi halinde Florida tarihinde ilk kez bir siyahi vali göreve gelecek. Cumhuriyetçilerin her seçim sürecinde ağırlığını artırdığı Florida’da Donalds’ın valilik yarışını kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Ön seçimlerde parti içi rekabetler sürerken genel tablo da 2026 Kongre seçimlerinin son derece çekişmeli geçeceğine işaret ediyor. Senato’da Cumhuriyetçiler şu an 53 koltuğa sahip ve Demokratlar çoğunluğu ele geçirebilmek için en az 4 koltuk kazanmaları gerekiyor. Beraberlik durumunda Başkan Yardımcısı JD Vance’in oyu Cumhuriyetçilere üstünlük sağlayacağından Demokratların fiilen hâkimiyet kurabilmesi için 51 koltuğa ihtiyacı var. Kasım ayında 34 Senato koltuğu için yarış düzenlenecek. Kamuoyu araştırmalarına göre Alaska, Maine, Michigan ve Ohio Senato seçimlerinde kaderini belirleyecek dört kritik eyalet olarak öne çıkıyor. Georgia, North Carolina ve New Hampshire nispeten çekişmeli olmakla birlikte Demokratlar lehine görünürken Iowa, Texas ve Nebraska Cumhuriyetçiler lehine seyrediyor.
Demokratların Senato’da çoğunluğu ele geçirebilmesi için Maine ve Michigan’a ek olarak Alaska, Ohio ya da Texas gibi Cumhuriyetçilere daha yakın görünen eyaletlerden en az birini de almaları gerekiyor. Ancak bu aşamada tablo Cumhuriyetçilere belirgin bir avantaj sunuyor. Demokratların lehine seyretmesi beklenen herhangi bir eyalette yaşanacak bir kayıp Senato çoğunluğu hedefini fiilen boşa çıkarabilir. Alaska’da Peltola’nın anketlerde önde görünmesi Demokratlar için umut verici bir sinyal olsa da eyaletin uzun süredir süregelen Cumhuriyetçi sicili temkinli olmayı gerektiriyor.
Temsilciler Meclisi’nde tablo Demokratlar lehine daha elverişli görünüyor ancak yeniden çizilen seçim haritaları bu avantajı önemli ölçüde azaltabilir. Çoğunluk için gereken 218 koltuğa ulaşmak isteyen Demokratların başabaş geçmesi beklenen seçim bölgerlerinde önemli bir üstünlük kurması gerekiyor. Geçen yılki valilik seçimlerinde Demokratların sergilediği güçlü performans, Trump’ın düşük onay oranları ve yüksek yakıt ile gıda fiyatlarının ortaya çıkardığı seçmen hoşnutsuzluğu genel iklimi Demokratlar lehine şekillendiriyor. Ancak özellikle Cumhuriyetçilerin kontrolündeki eyaletlerde seçim bölgelerinde yapılan değişiklikler bu dinamiği dengeleyecek yapısal olarak Cumhuriyetçiler lehine sonuçlar üretebilir.
Cumhuriyetçilerin Kongre avantajını bu seçimlerde de koruması halinde Trump’ın artık yeniden aday olamayacağı son dönemi çok daha agresif politikalara sahne olabilir. Demokratların elde edeceği bir zafer ise Trump yönetimini belirli noktalarda sınırlandırmanın yanı sıra parti içi liderlik krizinin yaşandığı bu dönemde ilerici kanada güçlü bir özgüven aşılayabilir. Olası bir Demokrat zaferinde belirleyici olacak eyaletlere bakıldığında ilerici sol kanadın desteklediği adayların kritik rolleri öne çıkıyor. Bu tablo 2028 başkanlık yarışı öncesinde ilerici kanadın parti içindeki ağırlığının çok daha belirgin biçimde hissedileceğine işaret ediyor.
Kasım ayındaki Kongre seçimleri her iki partinin de geleceğini belirleyecek kritik bir etkiye sahip. Ön seçim sonuçları Demokratların ilerici kanadının ciddi bir ivme yakaladığını gösterse de bu ivmenin genel seçimlerde karşılık bulup bulmayacağı hâlâ yanıt bekleyen en kritik soru. Florida’da Nixon’ın ve Michigan’da El-Sayed’in katılacakları seçimde sergileyecekleri performans hem Senato dengeleri hem de 2028’e giden süreçte parti içi güç dağılımı açısından belirleyici olacak. Cumhuriyetçiler ise mevcut yapısal avantajlarına karşın Trump’ın düşük onay oranları ve ekonomik hoşnutsuzluğun ortaya çıkardığı rüzgara karşı durmaları gerekecek. Bu iki büyük tablonun Kasım ayındaki kesişimi sadece 2026 seçimlerinin değil 2028 başkanlık yarışının da temel parametrelerini şekillendirecek bir etkiye sahip olabilir.



















