Seçim Öncesi İran Kararı
ABD’nin İran’a yönelik askerî hazırlıkları devam ederken Başkan Donald Trump, 3 Kasım’daki Kongre seçimlerden önce yeni bir saldırı düzenlenmeyeceğini açıkladı. 8 Ekim’de yapılan açıklama, Pentagonun İran’a karşı geniş çaplı askerî operasyon planları hazırladığına ilişkin haberlerin ardından geldi. Trump, Tahran’la yürütülen görüşmelerin verimli ilerlediğini belirtirken İran’ın nükleer silah sahibi olmasına izin vermeyeceklerini yineledi. Washington’ın bu yaklaşımı, seçimlere kadar diplomatik çözüm arayışına zaman tanırken İran üzerindeki askerî baskıyı sürdürmeyi ve olası bir saldırı seçeneğini açık tutmayı amaçladığını gösteriyor.
Pentagon’un, ABD Merkez Komutanlığından İran’a yönelik geniş çaplı bir askerî operasyon için hazırlıklarını tamamlamasını istediği belirtilirken olası saldırıların hedefleri arasında İran’ın enerji altyapısı, askerî üsleri ve nükleer tesisleri bulunuyor. Trump’ın ulusal güvenlik ekibiyle Camp David’de bir araya gelmesi ve İsrail Başbakanı Netanyahu’yla son günlerde iki kez görüşmesi, askerî seçeneklerin yönetimin gündeminde olduğunu gösteriyor. Ancak henüz bir saldırı kararı alınmış değil. Trump’ın ara seçimlerden önce saldırı düzenlenmeyeceğini açıklamasıyla birlikte, hazırlıkların seçim sonrasında kullanılabilecek askerî seçenekleri hazır tutmayı amaçladığı ileri sürülüyor.
Washington aynı zamanda Orta Doğu’daki askerî varlığını artırıyor. Yaklaşık dokuz bin denizci ve deniz piyadesini taşıyan yeni bir gemi grubunun bölgeye gönderilmesi ve üçüncü bir Amerikan uçak gemisinin Ekim sonunda bölgeye ulaşması bekleniyor. Sevkiyatın tamamlanmasıyla bölgedeki Amerikan deniz kuvvetleri personelinin sayısının 20 bini aşabileceği belirtiliyor. Bu askerî yığınağın ABD’nin hava operasyonları düzenleme, İran limanlarına yönelik ablukayı sürdürme ve bölgedeki üslerini koruma kapasitesini artırabileceği değerlendiriliyor. Washington’ın askerî varlığını güçlendirmesi, diplomatik görüşmeler sürerken İran üzerindeki baskıyı korumaya çalıştığı şeklinde yorumlanıyor.
Trump’ın seçim öncesinde İran’a saldırı düzenlememe kararında Amerikan iç siyasetinin de etkili olduğu belirtiliyor. Savaşın uzaması ve petrol fiyatlarının yükselmesi, 3 Kasım’daki Kongre seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti açısından risk oluşturuyor. Reuters/Ipsos anketine göre Amerikalıların yaklaşık yüzde 60’ı Trump’ın İran politikasını onaylamıyor. Artan benzin fiyatları da seçmenlerin ekonomik kaygılarını güçlendiriyor. Bu nedenle Trump’ın seçimlere kadar yeni bir askerî operasyonun siyasî ve ekonomik maliyetlerinden kaçınmak istediği değerlendiriliyor. Ancak mevcut durum seçim sonrasında saldırıların yeniden başlaması ihtimalini dışlamıyor.
İran yönetimi ise Amerikan saldırılarının yeniden başlaması ihtimaline karşı daha kapsamlı bir misillemeye hazırlanıyor. Medyaya yansıyan haberlere göre Tahran’ın muhtemel hedefleri arasında Amerikan askerî tesislerinin yanı sıra ABD operasyonlarına destek veren bölge ülkelerindeki üsler ve stratejik altyapılar da bulunuyor. Lübnan, Irak ve Yemen’deki İran bağlantılı silahlı gruplara da hazırlık yapmaları yönünde mesaj gönderildiği belirtiliyor.
İran’ın füze ve insansız hava araçlarıyla Amerikan güçlerini bölge genelinde tehdit etmesi, Washington’ın güvenlik önlemlerini artırmasına yol açıyor. Nitekim İngiltere’deki Amerikan B-1 bombardıman uçaklarının olası bir İran insansız hava aracı saldırısı endişesiyle başka üslere taşınması, bu tehdidin ciddiye alındığını gösteriyor. Tahran böylece ABD’nin askerî üstünlüğünü doğrudan dengeleyemese de olası bir savaşın maliyetini ve coğrafi kapsamını genişleterek caydırıcılık sağlamaya çalışıyor.
Hürmüz Boğazı çevresinde ticari gemilere yönelik saldırılar da son günlerde yoğunlaştı. Katar’ın kuzey açıklarında bir tanker birden fazla mühimmatla vurulurken 5 Ekim’de sona eren haftada bölgede en az 12 tankere saldırı düzenlendi. Bu, savaşın başlamasından bu yana kaydedilen en yüksek haftalık saldırı sayısı oldu. İran ayrıca Umman kıyılarına yakın alternatif geçiş güzergâhlarını kapatabileceğini duyurdu. Petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkması, Hürmüz’deki güvenlik sorununun bölgesel çatışmanın ötesinde küresel ekonomik sonuçlar doğurmaya devam ettiğini gösteriyor.
Hürmüz’deki gelişmeler, Washington’ın İran üzerindeki ekonomik baskısını da artırmasına yol açıyor. ABD, İran’ın petrol ihracatını sınırlandırmak amacıyla uyguladığı liman ablukasını sürdürürken 8 Ekim’de İran petrolü ve petrol ürünlerinin taşınmasında kullanılan 17 gemiye ve bunlarla bağlantılı kişi ve kuruluşlara yeni yaptırımlar getirdi. Washington, İran’ın enerji gelirlerini kısıtlayarak askerî faaliyetlerini finanse etmesini zorlaştırmayı hedefliyor. Tahran ise Amerikan ablukası devam ettiği sürece Hürmüz’deki geçişleri tamamen serbest bırakmaya yanaşmıyor. Böylece tarafların karşılıklı ekonomik baskı araçları, boğazın yeniden açılması konusunda anlaşmaya varılmasını güçleştiriyor.
Askerî hazırlıklara ve karşılıklı baskıya rağmen Washington ile Tahran arasındaki dolaylı diplomatik temaslar devam ediyor. Katar yönetimi, taraflar arasındaki görüşmeleri ilerletmek amacıyla mesaj alışverişinin ve diplomatik girişimlerin sürdüğünü açıkladı. Doha, Hürmüz’deki deniz trafiğinin yeniden normale dönmesini de olası bir anlaşmanın temel unsurlarından biri olarak görüyor. Ancak devam eden temaslar henüz ortak bir ateşkes metnine dönüşmüş değil. Tarafların temel taleplerindeki farklılıklar, diplomatik sürecin ilerlemesini zorlaştırıyor.
İran’ın sunduğu öneri, çatışmaların durdurulması karşılığında Amerikan liman ablukasının kaldırılmasını, en az 12 milyar dolarlık dondurulmuş İran varlığının serbest bırakılmasını ve petrol yaptırımlarında gevşemeye gidilmesini içeriyor. Washington ise İran’ın nükleer programının da anlaşmanın parçası olmasını ve uranyum zenginleştirme kapasitesinde önemli sınırlamalara gidilmesini istiyor. Trump’ın İran’ın son teklifini reddetmesine rağmen görüşmeleri “verimli” olarak nitelemesi, diplomatik kanalların henüz kapanmadığını gösteriyor. Bununla birlikte temel anlaşmazlık devam ediyor. İran, ekonomik ve askerî baskının azaltılmasını müzakerelerin ön şartı olarak görürken ABD, önemli tavizler verilmeden yaptırımları kaldırmak istemiyor.
Trump’ın ara seçimlerden önce İran’a saldırı düzenlenmeyeceğini açıklaması, Washington’ın askerî seçeneği terk ettiği anlamına gelmiyor. ABD, bölgedeki askerî varlığını ve ekonomik baskısını artırırken diplomatik görüşmeler yoluyla İran’dan taviz almaya çalışıyor. Tahran ise yaptırımların ve liman ablukasının kaldırılmasını isterken olası bir Amerikan saldırısına daha kapsamlı karşılık vermeye hazırlanıyor. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması hâlinde, 3 Kasım seçimlerinin ardından askerî operasyon seçeneğinin yeniden gündeme gelmesi bekleniyor. Trump’ın açıklaması kısa vadede çatışmaların genişlemesi riskini azaltırken ABD ile İran arasındaki temel anlaşmazlıkları çözmüş değil.



















