Trump’ın “Komünist” Dostu Mamdani
Demokrat Parti’nin ilerici sol kanadının en görünür yüzü haline gelen New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, yoğun bir haftayı geride bıraktı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York’a gelen ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşme, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile giderek sertleşen söz düellosu ve şehrin sorunlarına yönelik attığı somut adımlar Mamdani’yi bir kez daha ulusal gündemin merkezine taşıdı. Trump ve Cumhuriyetçilerin aylardır Demokrat Parti’nin sözde “komünizme” kaydığının simgesi olarak gösterdiği Mamdani, bir yandan Beyaz Saray ile kontrollü bir ilişki sürdürürken diğer yandan sol çizgisinden taviz vermeyen bir profil çiziyor. Bu ikili tutum hem New York siyaseti hem de Demokratların ara seçim stratejisi açısından dikkat çekici sinyaller veriyor.
BM Genel Kurulu için New York’a gelen Trump, daha önce Beyaz Saray’da iki kez ağırladığı Mamdani’nin davetini kabul ederek şehrin sorunlarını görüşmek üzere belediye başkanıyla bir araya geldi. Görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını birlikte yanıtlayan iki lider, konut ve göç başta olmak üzere pek çok konuyu ele aldıklarını açıkladı. Mamdani hangi partiden olursa olsun herkesle çalışmaya hazır olduğunu ve tek önceliğinin New Yorklulara somut hizmet sunmak olduğunu yinelerken, Trump Mamdani’nin iyi bir belediye başkanı olmasını umduğunu söyledi. Seçim kampanyası boyunca Mamdani’yi hedef alan Trump’ın bu ılımlı dili, ara seçim kampanyasında Demokratları “inançsız komünistler” olarak nitelendiren söylemiyle çelişmesi dikkat çekti.
Görüşmenin merkezinde New York’un uzun süredir gündeminde olan büyük ölçekli konut projesi yer aldı. Yaklaşık 73 hektarlık bir demiryolu sahasının üzerine binlerce konut inşa edilmesini öngören proje, milyarlarca dolarlık federal finansmana ihtiyaç duyuyor. Mamdani, Beyaz Saray ekibiyle proje konusunda yeni bir planlama yapılması konusunda anlaştıklarını açıkladı. Trump da projenin başarı şansı olabileceğini, ancak çok sayıda federal onay ve muhtemelen federal kaynak gerektireceğini belirterek destek ihtimalini açık bıraktı. Somut bir taahhüt içermese de bu açıklamalar, hayat pahalılığını siyasetinin merkezine koyan Mamdani için önemli bir kazanım olarak değerlendirilebilir.
Göç ise görüşmenin bir diğer kritik başlığıydı. Mamdani, göçmen New Yorkluların güvenliği konusundaki görüşlerini Trump’a ilettiğini ve göçmenlerin şehrin ekonomisi açısından önemini vurguladığını söyledi. Trump yönetiminin iptal ettiği Geçici Koruma Statüsü (TPS) meselesini de gündeme getiren Mamdani, bu statünün geri verilmesinin şehir için bir öncelik olduğunu açıkça ifade etti.
Görüşmenin ardından CNN’e bir röportaj veren Mamdani, ara seçimler ve Demokrat Parti hakkında dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Partinin seçmen için neyin önemli olduğunu gözden kaçırdığını ve ulusal düzeyde mücadele hırsının azaldığını savunan Mamdani, New Yorkluların konut, çocuk bakımı ve hayat pahalılığı konusunda yaşadığı sıkıntıların ülke genelindeki işçi sınıfının sorunlarıyla aynı olduğunu vurguladı. Bu nedenle hayat pahalılığına odaklanan bir siyasetin ulusal ölçekte de karşılık bulacağını, mevcut yaşam standartları göz önüne alındığında ilerici kanadın savunduğu politikaların seçmen katılımını artırabileceğini öne sürdü. Adayların yalnızca Trump yönetimine karşı durmakla yetinmemesi gerektiğini belirten Mamdani, muhafazakârların demokratik sosyalizme yönelik söylemini Amerikan siyasetinin eski bir korku tüccarlığı geleneği olarak niteledi.
Röportajda dış politika ve medya başlıkları da öne çıktı. Netanyahu’yu savaş suçlusu ve Filistin halkına yönelik soykırımın mimarı olarak tanımlayan Mamdani, kampanya döneminde verdiği tutuklatma sözünü uygulamaya yasal yetkisi olmadığını kabul etti. Yine de Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama kararının uygulanması ve kimsenin hukukun üstünde olmaması gerektiğini savundu. Netanyahu ise BM kürsüsünde Gazze’de soykırım yapıldığı iddiasını reddederken Mamdani’yi de hedef aldı. Mamdani’yi antisemitizmle suçlayan Netanyahu, seçilmesinden bu yana pek çok Yahudinin New York’ta kendini güvende hissetmediğini iddia etti.
İsrail hükümetini hedef almasıyla ön plana çıkan Mamdani aslında Amerikan kamuoyunda yaşanan sosyolojik bir değişimi de gözler önüne seriyor. Bu değişimin bir yansıması olarak İsrail Başbakanı Netenyahu’nun BM Genel Kurulu’na hitap ettiği gün New York’ta çok sayıda protesto düzenlendi. Göstericilere yönelik polis müdahalesi yapılırken toplamda 103 kişinin gözaltına alındığı açıklandı. Gözaltına alınanlar arasında Oscar ödüllü oyuncu Susan Sarandon, Emmy ödüllü Hannah Einbinder, Mamdani’nin desteklediği Demokrat Kongre adayı Darializa Avila Chevalier ve Şehir Meclisi üyesi Chi Osse de yer aldı. Ünlü isimlerin ve siyasetçilerin de bu eylemlerde ön sırada yer alması İsrail karşıtlığının toplumda giderek daha fazla karşılık bulmaya başladığını da gösteriyor.
İsrail karşıtlığının yanı sıra şehrin problemlerine odaklı bir yönetim anlayışı izlemeye çalışan Mamdani, işçi sınıfını önceleyen uygulamalarla da dikkat çekti. Mamdani yönetimi bu hafta, ABD merkezli yemek teslimat şirketi DoorDash’in çalışanlarına şeffaf davranmadığını ve kazançlarından kesintiler yaptığını tespit ettiklerini açıkladı. Mamdani, şirket ile 131 milyon doları aşan bir uzlaşıya varıldığını açıkladı. Mamdani’nin ülke genelinde faaliyet gösteren bir şirkete karşı attığı bu adımın önümüzdeki dönemde başka eyaletlerde de örnek alınması muhtemel. Demokratların ilerici kanadı düşük gelirli kesimlere ve işçi sınıfına yönelik bu politikaları sürdürdükçe seçmen desteğinin artmaya devam etmesi şaşırtıcı olmayacaktır.
İlerici kanadın ulusal ölçekteki sınavı ise en net şekilde Michigan’da görülüyor. Eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Demokratların Senato çoğunluğu için mutlaka koruması gereken Michigan’da parti adayı Abdul El-Sayed ile birlikte Detroit’te kampanya etkinliğine katıldı. Harris’in 2024’te Michigan’da İsrail politikası nedeniyle Arap Amerikalı seçmenlerin desteğini kaybetmesi, bu ziyareti daha da anlamlı kılıyor. El-Sayed, 2024 seçiminin ortak zemin bulunamadığı için bu şekilde sonuçlandığını belirterek ekonomik sıkıntı içindeki seçmenler etrafında dayanışma çağrısı yaptı. El-Sayed, Kasım’da Trump’ın desteklediği eski Temsilci Mike Rogers ile karşı karşıya gelecek.
Bu tablo, Mamdani’nin Demokrat Parti içinde yeni bir güç merkezi olarak konumlandığını gösteriyor. Trump ile kurduğu dengeli ilişki, belediye başkanı olarak somut kazanımlar elde etme kapasitesini ortaya koyarken, Netanyahu ve basın özgürlüğü gibi başlıklardaki net tutumu ilerici tabanın desteğini canlı tutuyor. Demokratların ara seçimlerde ilerici ve merkez kanatlar arasındaki bölünmeyi yönetip yönetemeyeceği, Mamdani’nin New York’ta test ettiği hayat pahalılığı odaklı siyasetin ulusal ölçekte ne kadar karşılık bulacağıyla da doğrudan bağlantılı olacak.



















