ABD Irak’tan Çekildi
ABD, Irak’ta 23 yılı aşan askerî angajmanın ardından 30 Eylül’de ülkedeki son büyük askerî üssünü kapatarak çekilme sürecini tamamladı. Washington’ın 2003’ten bu yana Irak’taki askerî varlığına yaklaşık 1,7 trilyon dolar harcadığı tahmin ediliyor. Çekilme, yalnızca IŞİD’e karşı 2014’te başlayan 12 yıllık görevin sona ermesi değil, ABD’nin Irak’taki uzun ve maliyetli askerî döneminin de kapanışı anlamına geliyor. Bundan sonraki dönemde güvenlik sorumluluğu büyük ölçüde Bağdat yönetimine geçerken ABD, savunma ve istihbarat iş birliğini dışarıdan sürdürmeye çalışacak.
ABD’nin Irak’tan çekilmesi, Trump yönetiminin yeni aldığı bir karar değil. Sürecin temeli, Washington ile Bağdat arasında Biden yönetimi döneminde varılan anlaşmayla atılmıştı. Buna göre IŞİD’e karşı 2014’te başlatılan Operasyon kapsamındaki askerî görev aşamalı biçimde sona erdirilecek ve ilişkiler daha sınırlı bir ikili savunma ortaklığına dönüştürülecekti. Trump yönetimi de bu takvimi devam ettirdi. Son Amerikan askerleri ve askerî teçhizatın 30 Eylül’de Erbil Hava Üssü’nden ayrılmasıyla Irak’taki 12 yıllık IŞİD karşıtı görev tamamlandı.
Çekilme, ABD’nin bölgedeki askerî faaliyetlerinin tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. IŞİD’e karşı müşterek görev gücünün merkezi Ürdün’e taşınırken Suriye’deki operasyonların bölgesel ortaklarla birlikte sürdürülmesi planlanıyor. Washington böylece Irak içindeki doğrudan askerî varlığını sona erdirirken Bağdat’la eğitim, istihbarat ve savunma iş birliğine dayalı yeni bir ilişkiye geçiyor. Bu değişim aynı zamanda ABD’nin uzun süredir kaynaklarının bir bölümünü Asya’ya kaydırma hedefiyle uyumlu olsa da İran, Gazze ve Yemen’deki çatışmalar Washington’ın Orta Doğu’dan bütünüyle uzaklaşmasını zorlaştırıyor.
Trump, çekilmenin ardından yaptığı açıklamada kararı hem ABD hem de Irak açısından bir başarı olarak sundu. Sürecin başarılı biçimde tamamlandığını belirten Trump, Irak’taki uzun süren Amerikan askerî varlığını “çok pahalı bir cehennem yolculuğu” olarak nitelendirdi ve ABD’nin yıllar önce “çok kötü kararlarla” bu çıkmaza sürüklendiğini söyledi. Çekilmeyi aynı zamanda IŞİD’e karşı elde edilen başarının bir sonucu olarak gösteren Trump, Irak Başbakanı Ali el-Zaidi’ye de övgüde bulunarak ülkenin güvenlik sorumluluğunu bundan sonra kendi yönetimi altında sürdürebileceğine ilişkin beklentisini dile getirdi. Trump, çekilmeyi yalnızca askerî bir görevin sona ermesi değil, ABD’nin Irak’taki uzun ve maliyetli müdahale döneminin sonu olarak göstermeye çalıştı.
Irak yönetimi de Amerikan askerlerinin çekilmesini ülkenin güvenlik sorumluluğunu kendi başına üstlenmesi açısından önemli bir aşama olarak görüyor. Başbakan Ali el-Zaidi, koalisyon görevinin sona ermesinin terörle mücadelenin de sona erdiği anlamına gelmediğini vurguladı. Bağdat, ABD ve diğer koalisyon ülkeleriyle istihbarat paylaşımı, eğitim ve askerî destek alanlarında iş birliğini sürdürmeyi planlıyor. Washington da Irak’taki doğrudan askerî varlığını sona erdirirken ilişkileri ikili savunma ortaklığı üzerinden devam ettirmek istiyor. Yeni süreçte iki ülke arasındaki ilişki Irak güvenlik güçlerinin IŞİD tehdidini ne ölçüde kendi imkânlarıyla kontrol edebileceğine ve ihtiyaç duyulduğunda Amerikan desteğinin ne kadar etkili biçimde sağlanabileceğine bağlı olacak.
ABD’nin çekilme kararının temel gerekçelerinden biri, Irak güvenlik güçlerinin IŞİD tehdidini artık büyük ölçüde kendi imkânlarıyla yönetebilecek kapasiteye ulaştığı değerlendirmesi oldu. ABD Merkez Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper, IŞİD’in bugün Irak devletinin güvenliğini tehdit edecek ölçekte bir güç olmadığını belirtti. Ancak örgütün zayıflamış olması, saldırı düzenleme kapasitesinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Bu nedenle yeni dönemde asıl sorumluluk Irak ordusu ve güvenlik kurumlarına geçecek. Çekilmenin başarısı da Bağdat’ın IŞİD hücrelerini takip etme, istihbarat toplama ve olası saldırılara dışarıdan doğrudan askerî destek olmadan karşılık verme kapasitesiyle ölçülecek. ABD ise gerektiğinde istihbarat, eğitim ve bölgesel askerî imkânlarla Irak’a destek vermeyi sürdürecek.
ABD askerlerinin çekilmesi tamamlanırken Irak hükümetinin İran’a yakın silahlı grupları devlet denetimi altına alma hedefi henüz gerçekleşmiş değil. Bağdat başlangıçta bu grupların 30 Eylül’e kadar silah bırakmasını ve sürecin Amerikan çekilmesiyle birlikte tamamlanmasını hedefliyordu. Ancak Kataib Hizbullah ve Harakat el-Nujaba gibi güçlü grupların buna karşı çıkması üzerine Başbakan Ali el-Zaidi silahsızlanma hedefini Haziran 2027’ye erteledi. Bazı İran yanlısı grupların Amerikan çekilmesini kendi başarıları olarak sunması da hükümetin önündeki sorunun yalnızca askerî değil, siyasi olduğunu gösteriyor. Yeni dönemde Bağdat açısından temel sınav silahlı gruplar üzerindeki denetimi merkezi hükümette toplamak olacak. Aksi hâlde Amerikan çekilmesi, Irak’taki çok merkezli güvenlik yapısının devam etmesine yol açabilir.
ABD’nin Irak’taki askerî görevinin sona ermesi, IŞİD’e karşı bölgesel operasyonların tamamen bittiği anlamına gelmiyor. CENTCOM’a göre müşterek görev gücü faaliyetlerini bundan sonra Ürdün merkezinden sürdürecek ve Suriye’deki IŞİD unsurlarına karşı operasyonlar devam edecek. Böylece Washington, Irak’taki doğrudan askerî varlığını sona erdirirken bölgedeki operasyon ve müdahale kapasitesini korumayı amaçlıyor. Ancak bu yeni model, Irak içinde sürekli asker bulundurmaktan farklı olarak daha fazla istihbarat paylaşımı, bölgesel koordinasyon ve ortak ülkelerin desteğine dayanacak. Bu nedenle sistemin başarısı, tehditlerin ne kadar hızlı tespit edilebildiğine ve gerektiğinde bölgedeki Amerikan kuvvetlerinin ne kadar süratli harekete geçebildiğine bağlı olacak.
ABD’nin Irak’tan çekilmesi, 12 yıllık askerî görevin sonunu getirirken ülkenin güvenlik yükünü daha büyük ölçüde Bağdat’a bırakıyor. Yeni dönemde asıl soru, Irak güvenlik güçlerinin IŞİD tehdidini kontrol altında tutup tutamayacağı ve hükümetin İran’a yakın silahlı gruplar üzerindeki denetimini ne ölçüde artırabileceği olacak. Washington ise doğrudan askerî varlık yerine istihbarat, eğitim, savunma iş birliği ve bölgedeki kuvvetleri üzerinden etkisini sürdürmeye çalışacak. Bu nedenle çekilmenin başarılı olup olmadığı, Amerikan askerlerinin ülkeden ayrılmış olmasından çok Irak devletinin güvenliği kendi kurumlarıyla sağlayabilmesi ve ihtiyaç hâlinde dış desteği etkili biçimde kullanabilmesiyle ölçülecek.



















