• Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact
  • info@setadc.org
    202-223-9885
    1025 Connecticut Ave NW
    Suite 410
    Washington, DC 20036
  • Publications
    • Books
    • Opinions
    • Analyses
    • Reports
  • Events
  • About
    • SETA DC
    • People
  • US-Türkiye Relations
  • Washington Gündemi
  • Contact

Trump’tan Seçmenlere Para Vaadi

SETA DC Posted On September 11, 2026
0


2026 Kongre Seçimlerine kısa bir süre kala Kongre aritmetiğini korumak isteyen Cumhuriyetçiler birçok farklı koldan seçim stratejisi yürütmeye devam ediyor. Geçtiğimiz yıl seçim bölgelerinin yeniden belirlenmesi yoluyla Temsilciler Meclisi için 6 ila 10 koltuk avantajı elde eden parti, bu avantajı kısa sürede gölgeleyen iki gelişmeyle karşı karşıya. İran savaşının ortaya çıkardığı ekonomik maliyet ve Trump’a duyulan güvendeki düşüş, parti içinde alarm zillerinin çalmasına yol açtı. Trump parti içi ön seçimlerden itibaren Cumhuriyetçi adaylara doğrudan destek vererek kampanyalarda yer aldı ve desteklediği adaylar ön seçimlerden galibiyetle ayrıldı. Ancak kamuoyu araştırmaları seçimin bıçak sırtında geçeceğini gösteriyor. Bu tablo karşısında Cumhuriyetçiler, normal şartlarda yalnızca başkanlık seçimi yıllarında toplanan ulusal parti kongresini ara seçim öncesinde düzenleme kararı aldı. Kongrede Trump’ın savaşı bitirme vaadinin yanı sıra seçimi kazanmaları hâlinde her Amerikalıya 5 bin dolar ödeyeceğini açıklaması ise tartışmaların odağına oturdu.

Seçimler öncesinde yapılan son kamuoyu araştırmaları, seçmenlerin Kongre adaylarından en büyük beklentisinin ekonomi alanında olduğunu ortaya koyuyor. Yaşam maliyeti ve artan fiyatlar gündemin başında yer alırken ekonominin genel durumu, vergiler, yönetimde etik ve reform, göç, sağlık ve dış politika bu sıralamayı takip ediyor. Ekonominin seçmenin odağında olması Cumhuriyetçiler için büyük bir dezavantaj olarak görülse de partinin manevra yapabileceği bir alan hâlâ mevcut. Zira araştırmalara göre seçmenler her iki partinin ekonomi politikalarına da benzer oranda güven duyuyor ve hiçbir parti bu alanda belirgin bir üstünlük kuramamış durumda.

Yaşam maliyeti kaygısındaki artışın en önemli nedenlerinden biri enerji fiyatları. İran ile girilen savaşın vaat edildiği gibi kısa sürmemesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik endişeleri nedeniyle yavaşlayan tanker sevkiyatlarının ortaya çıkardığı küresel enerji krizi ABD’yi doğrudan etkiledi. Yapılan araştırmalara göre Amerikalılar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşından bu yana geçen altı ayda benzin ve dizel için 100 milyar dolar ek ödeme yaptı. Ülke genelindeki yaklaşık 131 milyon hane esas alındığında bu yük, hane başına ortalama 763 dolara denk geliyor. Benzin fiyatı galon başına ortalama 2,98 dolardan 4,15 dolara çıkarak yüzde 39, dizel ise ortalama 3,67 dolardan 5,90 dolara yükselerek yüzde 60’ın üzerinde arttı ve bu artış 50 eyaletin tamamında hissediliyor. Akaryakıt zammı yalnızca araç kullanan vatandaşları değil, enerjiye bağımlı lojistik firmalarını da vurdu. Petrol ve doğal gazın gübreden soğuk depolamaya, ambalajdan kamyon nakliyesine kadar gıda zincirinin her aşamasına girmesi nedeniyle bu artış başta market rafları olmak üzere hemen her üründe fiyat artışına dönüştü.

Bu tablonun siyasi maliyeti doğrudan Beyaz Saray’a yazılıyor. Savaş ABD kamuoyunda başından beri destek görmedi ve Amerikalıların çoğunluğu akaryakıt fiyatlarındaki artıştan Trump’ı sorumlu tutuyor. Trump ise suçu “fahiş fiyat” uyguladığını iddia ettiği petrol şirketlerine yöneltmeye çalışıyor. Ocak 2025’te yüzde 52 onayla göreve başlayan Trump’a duyulan güven bugün yüzde 30 seviyelerinde seyrediyor ve bu düşüşün başlıca nedeni olarak İran savaşı ile bunun tüketicilere yansıyan ekonomik etkileri gösteriliyor. Cumhuriyetçi Parti içinde yükselen savaş karşıtı söylemler de bu tabloya eklenince olası bir seçim kaybı Trump yönetimine çok ağır bir darbe indirebilir. Temsilciler Meclisi’ni koruma ihtimali zaten zayıf görülen Cumhuriyetçiler için Senato da giderek riskli hâle geliyor. Michigan, Wisconsin, Texas ve Georgia gibi kritik eyaletlerdeki Demokrat ön seçimlere katılım oranları, Demokrat seçmenin Cumhuriyetçilere kıyasla çok daha hareketli olduğunu gösteriyor.

Cumhuriyetçilerin bu tabloya verdiği yanıt, Amerikan siyasetinde eşi görülmemiş bir hamle oldu. Parti bu hafta Dallas’ta bir “ara seçim kongresi” düzenledi. Normalde aday belirleme sürecini taçlandıran ulusal kongreler, bu kez herhangi bir aday gösterme işlevi olmaksızın devasa bir miting ve bağış toplama etkinliğine dönüştürüldü. Cumhuriyetçi Ulusal Komite etkinliği “Amerikan siyasi tarihinde bir ilk” olarak tanıtırken, Trump’ın Haziran sonunda apar topar duyurduğu bu yüksek maliyetli organizasyon partinin içinde bulunduğu sıkışmışlığı gözler önüne seriyor. İki gece boyunca 100’ü aşkın konuşmacının yer aldığı programda vergi indirimleri, yaşam maliyeti, sağlık hizmetlerinde erişilebilirlik, göç, sınır politikası ve yerli üretim öne çıktı.

Kongrede konuşan Trump, ağırlıklı olarak iç politika, sınır güvenliği ve ekonomi üzerinden bir başarı anlatısı kurdu. Biden döneminde ülkenin hem siyasi hem ekonomik olarak kötü durumda olduğunu ve kendi göreve gelişiyle ABD’nin toparlandığını savunan Trump, “açık sınır” politikasına son verdiklerini ve son aylarda düzensiz göçmen geçişini sıfırladıklarını öne sürdü. Demokratları “solcu komünistler” olarak niteleyip tabanına birlik çağrısı yapan Trump, ara seçimlerin en kritik konularından biri olan İran savaşına ise kısaca değindi. Savaşı kazanır kazanmaz petrol fiyatlarının düşeceğini söyleyen Trump, Hürmüz Boğazı’ndaki ticareti kontrol ettiklerini belirterek boğazın adının “Trump Boğazı” olarak değiştirilmesini önerdi. Mevcut Venezuella yönetimiyle yapılan petrol anlaşması sayesinde benzin fiyatlarını belli oranda kontrol altında tuttuklarını da ileri sürdü.

Kongre’de Trump’ın Cumhuriyetçilerin hem Temsilciler Meclisi’ni hem Senato’yu korumaları hâlinde her yetişkin ABD vatandaşına 5 bin dolar ödeme vaadi ise tartışmalara neden oldu. “Ülkemiz o kadar çok para kazanıyor ki bu sözü yalnızca ben verebilirim” diyen Trump, ödemeyi bir şirketin hissedarlarına dağıttığı temettüye benzetti ve “Cumhuriyetçiler kazanırsa siz de bizimle kazanırsınız” dedi. Paranın nasıl, ne zaman ve hangi kaynaktan ödeneceğine dair tek bir ayrıntı vermeyen Trump, yalnızca ödemenin ABD içinde harcanması gerektiğini söyledi. Yaklaşık 270 milyon yetişkinin bulunduğu ülkede “Trump temettüsü” olarak adlandırılan bu vaadin maliyeti, idari giderler hariç 1,3 trilyon dolara ulaşıyor. Başkan Yardımcısı JD Vance kaynağın gümrük vergisi gelirleri olacağını söylese de Vergi Politikası Merkezi’nin projeksiyonuna göre gümrük vergileri 2026 ile 2036 arasındaki on yılda toplam 1,7 trilyon dolar gelir getirecek. Bu nedenle faturanın günün sonunda ulusal borca yazılma ihtimali konuşuluyor. Ağustos’ta 40 trilyon dolarla tarihi zirveye ulaşan borç, Kongre Bütçe Ofisi’nin öngördüğünden iki yıl erken bu seviyeye geldi. 2020’den bu yana her beş ayda bir trilyon dolar artan borcun yıllık faiz yükü 1,1 trilyon dolarla savunma harcamalarını geçmiş durumda.

Vaadin hukuki zemini de belirsiz. ABD’de oy kullanma biçimini etkilemeye yönelik ödemeler yasak olsa da uzmanlar, ödemenin oy tercihine bakılmaksızın herkese yapılacak olması ve önce para verip sonra oy istemek biçiminde işlemeyeceği için kampanya vaadinin yasal görünebileceğini belirtiyor. Ancak bu nitelikte tek seferlik bir ödemenin yapılabilmesi için Kongre’nin onayı gerekiyor. Trump’ın geçmiş vaatleri de inandırıcılığı zayıflatıyor. İkinci döneminin başında Elon Musk’ın yönettiği Hükümette Verimliliği Artırma Departmanı (DOGE) aracılığıyla yapılacak tasarruftan vatandaşlara pay verileceği söylenmiş, Kasım 2025’te ise gümrük gelirlerinden kişi başı en az 2 bin dolar ödeneceği duyurulmuştu. Her iki vaat de bugüne kadar hayata geçmedi. Bu şartlar altında Trump’ın son vaadinin de uygulanmaktan çok seçmeni konsolide etme amacı taşıdığı söylenebilir.

Kongrenin dikkat çeken sürprizi ise Demokrat Pennsylvania Senatörü John Fetterman’dan geldi. Bir video kaydıyla kongreye seslenen Fetterman, Cumhuriyetçi adaylar için oy istedi. İsrail’e ve İran savaşına açık destek vererek partisinin ilerici kanadıyla çatışan Fetterman’ın Cumhuriyetçi kongresinde boy göstermesi Demokratların sert tepkisiyle karşılandı. Trump’ın geçtiğimiz yıl “en sevdiğim Demokrat” olarak andığı Fetterman, İsrail politikası nedeniyle Trump’a verdiği destekle kamuoyu araştırmalarında da farklı bir konuma yerleşti. Fetterman’ı onaylayan Pennsylvanialı Cumhuriyetçilerin oranı 2024’teki yüzde 25’ten yüzde 73’e çıkarken, Demokratlar arasındaki onayı yüzde 74’ten yüzde 22’ye geriledi. Fetterman parti değiştirmeyeceğini söylese de Demokrat Parti seçmenleri tarafından yeniden kabul görmesi mümkün görünmüyor. 2028’e kadar yeniden seçime girmeyecek olan Fetterman’ın bu çıkışı Cumhuriyetçiler için önemli bir seçim malzemesine dönüşmüş durumda.

Bütün bu gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde Cumhuriyetçilerin seçim bölgelerinin yeniden çizilmesiyle elde ettiği yapısal avantaj, savaşın ortaya çıkardığı enerji krizi ve pahalılık karşısında hızla eriyor. Seçmen ekonomiyi ve yaşam maliyetini gündemin merkezine koymuşken Trump yönetimin kalıcı çözüm önerisi sunamaması ise dikkat çekiyor. Bu tablo altında işini şansa bırakmak istemeyen Trump’ın, Kongre seçimlerinde doğrudan sahaya inerek çalışması da Cumhuriyetçi Parti’nin kamuoyu araştırmalarını ciddiye aldığını gösteriyor. Trump’ın tartışmalı nakit ödeme sözü Cumhuriyetçi seçmeni sandığa taşımayı başarsa bile, çekişmeli bölgelerde sonucu belirleyecek bağımsız seçmenin pahalılık kaygısına yanıt vermiyor. 




You may also like
Amerikan Tarihini Kim Yazacak?
September 11, 2026
Washington Ukrayna Diplomasisine Geri Dönüyor
September 11, 2026
İran Savaşında Nükleer Dosya Yeniden Açılıyor
September 11, 2026
  • Recent

    • Allies in Ankara: Beyond the Post-Cold War Order, Navigating...
      July 15, 2026
    • Allies in Ankara: Türkiye’s Security Vision and Role...
      July 15, 2026
    • Ankara Summit: Türkiye's strategic weight in NATO's...
      July 9, 2026
    • The Iran dilemma between war and diplomacy
      June 13, 2026
    • Trump, caught between hawks and pragmatism in Iran...
      May 29, 2026
    • Panel on Middle East Developments and the Future of Türkiye–Japan...
      April 21, 2026
    • “Strategic Implications of the Iran War” panel...
      March 30, 2026
    • ‘Any Given Sunday’: The clash of nationalism and multiculturalism...
      February 11, 2026
    • America’s Search for a Grand Strategy
      January 2, 2026
    • Türkiye Messages From the Trump-Netanyahu Press Conference
      December 30, 2025

  • Washington Gündemi

    • Trump’tan Seçmenlere Para Vaadi
      September 11, 2026
    • Amerikan Tarihini Kim Yazacak?
      September 11, 2026
    • Washington Ukrayna Diplomasisine Geri Dönüyor
      September 11, 2026
    • İran Savaşında Nükleer Dosya Yeniden Açılıyor
      September 11, 2026
    • Hegseth Cumhuriyetçilerin Hedefinde
      September 4, 2026
    • Seçim Gündemi: Veri Merkezleri
      September 4, 2026
    • Trump Ukrayna’nın Faturasını Avrupa’ya Çıkarıyor
      September 4, 2026
    • İran Savaşı Yeniden Tırmanıyor
      September 4, 2026
    • Ön Seçimlerin Galibi Trump 
      August 28, 2026
    • Meta'dan 17 Milyar Dolarlık Uzlaşı
      August 28, 2026



Stay Updated


© Copyright 2018-2022 SETA Foundation at Washington DC
Press enter/return to begin your search