İsrail Seçimlerinin Washington’a Yansımaları
İsrail’de 27 Ekim’de yapılan seçim, ülkeyi zorlu bir hükümet kurma sürecine taşırken Washington’ın Gazze planının geleceğini de belirsizleştirdi. Oyların büyük bölümünün sayıldığı tabloda Başbakan Benjamin Netanyahu yanlısı blok 53, Gadi Eisenkot çevresindeki muhalefet 48, Arap partileri ise 19 sandalyeye ulaştı. Hiçbir blok tek başına hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeyi elde edemedi. Trump yönetimi açısından ortaya çıkan temel sorun, Gazze’de silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi ve uluslararası güvenlik gücü kurulması gibi kararları üstlenebilecek istikrarlı bir hükümetin henüz oluşmaması. Koalisyon görüşmelerinin uzaması, bu başlıklarda ilerleme sağlanmasını daha da zorlaştırabilir.
Likud seçimden en büyük parti olarak çıkmasına rağmen Netanyahu’nun dinî ve aşırı sağcı ortaklarıyla birlikte 61 sandalyeye ulaşamaması, mevcut koalisyonun desteğinin gerilediğini gösteriyor. Ancak bu sonuç, Netanyahu’nun başbakanlığının sona erdiği anlamına gelmiyor. Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un parti temsilcileriyle yapacağı görüşmeler ve hükümet kurabilecek çoğunluğun kim tarafından sağlanabileceği belirleyici olacak. Netanyahu bir muhalefet partisini koalisyona çekmeye çalışabilir, milletvekili geçişlerinden yararlanabilir veya ulusal birlik hükümeti önerebilir. Yeni hükümet kuruluncaya kadar görevini sürdürmesi, koalisyon pazarlıklarına başbakanlık makamının sağladığı imkânlarla katılmasını sağlayacak.
Donald Trump seçimden önce Netanyahu’yu açıkça destekledi ve ilk sonuçların ardından bu desteğin Likud’un beklenenden iyi performans göstermesine katkıda bulunduğunu savundu. Ancak Trump’ın desteğinin oy dağılımını ne ölçüde etkilediğini kesin olarak belirlemek mümkün değil. Netanyahu’nun partisinin birinci sırayı koruması, Washington’ın uzun süredir birlikte çalıştığı liderin hükümet kurma ihtimalini canlı tutuyor. Buna karşılık sağ bloğun çoğunluğu kaybetmesi, Trump’ın tercihinin İsrail’de istikrarlı bir yönetim oluşturmak için yeterli olmadığını gösteriyor. Washington şimdi Netanyahu’ya verdiği destek ile Gazze planını ilerletebilecek bir hükümet arayışını birlikte yürütmek durumunda.
Yüksek katılım sayesinde Arap partilerinin 19 sandalyeye ulaşması, muhalefetin Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırabilmesi açısından bu partileri belirleyici hâle getirdi. Eisenkot çevresindeki partiler ile Arap partilerinin toplam sandalye sayısı hükümet kurmaya yetiyor; ancak sayısal çoğunluğun siyasî ortaklığa dönüşmesi kolay görünmüyor. Muhalefet içindeki partilerin Arap partileriyle iş birliğine karşı tutumları, koalisyon veya dışarıdan destek seçeneklerini sınırlandırıyor. Gazze savaşı sonrasında derinleşen güvensizlik de uzlaşmayı zorlaştırıyor. Bu engellerin aşılamaması, Netanyahu’nun çoğunluğu bulunmadığı hâlde görevde kalmasını uzatabilir veya ülkeyi yeniden seçime götürebilir.
Trump’ın Gazze planı, rehinelerin dönüşü, yardım akışının artırılması ve İsrail ordusunun sınırlı çekilmesini içeren ilk aşamanın ötesine geçemedi. Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail kuvvetlerinin daha geniş ölçekte çekilmesi, Filistinli sivil yönetimin kurulması ve kapsamlı yeniden inşa sürecinin başlaması konusunda ilerleme sağlanamadı. Koalisyon görüşmelerinin uzaması, bu kararların ertelenmesi için yeni bir gerekçe oluşturabilir. Washington’ın önündeki sorun, İsrail’de hükümet kurulmasını beklerken Gazze’deki düzenlemenin daha fazla aşınmasını önlemek. Saldırıların sürmesi ve savaş sonrası yönetimin belirsiz kalması, diplomatik sürecin sahada kalıcı sonuçlar üretmesini güçleştiriyor.
Netanyahu’nun Eisenkot veya diğer merkez partilerle birlik hükümeti kurması, Washington açısından daha geniş siyasî desteğe sahip bir muhatap ortaya çıkarabilir. Aşırı sağcı partilere bağımlılığı azalan bir hükümet, Gazze’de uluslararası güvenlik gücü kurulması, kademeli çekilme ve bölgesel diplomatik düzenlemeler konusunda daha esnek davranabilir. Ancak bu ihtimali Washington’ın kesinleşmiş tercihi olarak görmek için henüz erken. Muhalefet partilerinin seçim kampanyasını Netanyahu’yu görevden uzaklaştırma hedefi üzerine kurması da onun liderliğinde bir hükümete katılmalarını zorlaştırıyor. Böyle bir ortaklığın kurulabilmesi, başbakanlığın paylaşımı ve hükümet programı üzerinde kapsamlı pazarlıklar gerektirebilir.
Gadi Eisenkot’un hükümet kurması da İsrail’in Gazze politikasında köklü bir değişikliği garanti etmiyor. Eisenkot, Netanyahu’nun aşırı sağcı ortaklarından uzaklaşmayı savunsa da Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkıyor ve Hamas’ın askerî kanadının ortadan kaldırılmasını istiyor. Buna karşılık Batı Şeria’da yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddetini önleme sözü, Netanyahu hükümetinden ayrıldığı bir alan oluşturuyor. Bu nedenle Washington açısından muhalefetin iktidara gelmesi bazı başlıklarda iş birliğini kolaylaştırabilir. Ancak Gazze’nin geleceği ve Filistinlilerin siyasî statüsü üzerindeki anlaşmazlıklar devam edebilir. Hükümetin kimlerden oluşacağı kadar, hangi somut adımları atmaya hazır olacağı da önem taşıyor.
Koalisyon görüşmeleri devam ederken Netanyahu hükümeti Gazze’deki askerî operasyonları ve Batı Şeria politikasını yönetmeyi sürdürecek. Hükümet kurma sürecindeki belirsizlik, sahadaki faaliyetlerin durması anlamına gelmiyor. Buna karşılık kapsamlı çekilme veya savaş sonrası yönetim gibi uzun vadeli taahhütler, yeni hükümetin kurulmasına kadar ertelenebilir. Bu durum Washington’ın çekilme takvimi ve uluslararası güvenlik gücü konusunda ilerleme sağlamasını zorlaştırabilir. Yeni bir bölgesel gerilim ise Netanyahu’nun ulusal birlik hükümeti çağrısını güçlendirebilir. Böylece güvenlik gündemi, koalisyon pazarlıklarının hem konusu hem de bu pazarlıkların yönünü değiştiren bir unsur hâline gelebilir.
İsrail’deki hükümet belirsizliği, ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin öncesine denk geliyor. Demokratların Kongre’nin bir veya iki kanadında çoğunluğu kazanması, İsrail’e askerî yardım ve silah satışları üzerindeki denetimi artırabilir. Demokrat seçmenlerin ve Trump’ın tabanının bir bölümünün İsrail’e ve İran’la savaşa yönelik eleştirileri de yönetim üzerindeki baskıyı güçlendiriyor. Bu nedenle Trump’ın İsrail politikası, koalisyon görüşmelerinin yanı sıra Amerikan iç siyasetindeki dengelere de bağlı olacak.
Seçim sonuçları, Washington’ın Gazze planını ilerletmek için hem İsrail’deki koalisyon pazarlıklarını hem de ABD’deki siyasî dengeleri gözetmek zorunda kalacağını gösteriyor. Netanyahu’nun görevde kalması mevcut anlaşmazlıkları sürdürebilir; ancak muhalefetin iktidara gelmesi de bu sorunların aşılacağını garanti etmiyor. Kurulacak hükümetin Gazze’den çekilme ve savaş sonrası yönetim konusunda hangi adımları atacağı belirsizliğini koruyor. Koalisyon arayışı uzadıkça planın ertelenmesi ve geçici düzenlemelerin kalıcılaşması riski artıyor. Trump yönetiminin başarısı, İsrail’e verdiği desteği sahada somut ilerlemeye dönüştürebilmesine bağlı olacak.



















