Kongre Seçimlerinde Son Düzlük
3 Kasım’daki Kongre seçimlerine günler kala anketler Demokratları hem Temsilciler Meclisi hem de Senato yarışlarında önde gösteriyor. Trump’ın görev onay oranının tarihi düşük seviyelerde seyretmesi, yaşam maliyetlerine duyulan tepki ve İran savaşının ekonomik faturası Cumhuriyetçileri geleneksel kalelerinde bile savunmaya zorlamış durumda. Temsilciler Meclisi’nin el değiştirmesi her iki partide de güçlü bir beklenti hâline gelirken Senato’daki tablo belirsizliğini koruyor. Demokratlar Texas, Kansas ve Michigan gibi kritik eyaletlerde çok küçük farklarla önde görünüyor. Kampanyanın son haftasında Demokrat adayların 2024 yenilgisinin ardından revize ettiği politika çizgisi, Trump’ın Cumhuriyetçi eyaletlerde yoğunlaşan mitingleri, tarım bölgelerindeki ekonomik sıkıntı, tarihin en yüksek kampanya harcamaları ve her iki partinin en üst düzey isimlerini sahaya sürmesi bu belirsizliğin ana unsurlarını oluşturuyor.
Bu yarışların seyrini belirleyen etkenlerden biri Demokrat adayların 2024 yenilgisinin ardından pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesi oldu. En belirgin kayma İsrail konusunda yaşandı. Pew Araştırma Merkezi’ne göre Demokrat seçmenin yüzde 80’i İsrail’e olumsuz bakıyor. Demokratların Senato’yu kazanması halinde Dış İlişkiler Komitesi başkanlığına gelmesi beklenen Chris Coons’un ABD ile İsrail ilişkisinin yeniden ele alınmasını istemesi ve bu yıl Senato’da İsrail’e silah satışına karşı çıkan önergeye 40 Demokrat senatörün destek vermesi tabandaki dönüşümün Kongre’ye yansıdığını gösteriyor. Buna karşılık eşcinsel hakları ve göç gibi konularda rekabetçi bölgelerdeki Demokrat adaylar daha temkinli bir çizgi izliyor. Texas’ta Talarico kendisini sınır güvenliğini savunan bir Demokrat olarak konumlandırırken Ohio ve South Carolina’daki bazı adaylar okul sporlarında eşcinsel öğrencilerin katılımına karşı reklamlar yayımladı. Adayların seçim bölgelerine göre farklı stratejiler izlemesi parti içinde tepkilere de yol açıyor. Demokrat Parti’yi şu ana kadar birleştiren tek alan ise sağlık politikaları. Adaylar yöntem konusunda ayrışsa da sağlık sisteminde daha fazla devlet müdahalesi gerektiği konusunda ortak bir tutum sergiliyor.
Trump ise seçim kampanyanın son haftasını Cumhuriyetçilerin tarihsel olarak rahat kazandığı eyaletlerde geçirmeyi tercih etti. Son iki ayda Texas’a dört kez giden Trump, Kansas, Ohio, South Carolina ve Florida’da da mitingler düzenledi. Bu tercihin arka planında düşen onay oranlarının geleneksel Cumhuriyetçi eyaletleri bu seçimde rekabetçi hale getirmesi yatıyor. Senato’nun kaderini belirleyecek eyaletler arasında yer alan Michigan’a da giden Trump, Demokrat aday El-Sayed’e yönelik sert söylemini sürdürdü. El-Sayed’i Müslüman Kardeşler üyesi olarak nitelendiren Trump, Demokrat adayın ABD’de şeriat uygulamak istediğini öne sürdü ve seçilmesi halinde Senato’ya metal dedektöründen geçerek girmesi gereken tek senatör olacağını söyledi. ABD doğumlu bir vatandaş olan El-Sayed’in herhangi bir yabancı örgütle bağlantısına dair kanıt bulunmuyor. Cumhuriyetçi aday Mike Rogers daha önce İran savaşının sona erdirilmesini isteyip Kanada ile ticaret savaşına karşı çıkmış olsa da Trump’la birlikte sahneye çıktı. Trump konuşmasında İran savaşından pişmanlık duymadığını belirtti ve artan enerji fiyatları sayesinde ABD’li petrol şirketlerinin savaştan büyük gelirler elde ettiğini söyledi. Yaşam maliyetinin seçmenin öncelikli gündemi olduğu bir seçimde bu söylem Cumhuriyetçi adayları zor durumda bırakabilir.
Ekonomik sıkıntının en yoğun hissedildiği yerler ise tarım bölgeleri. İran savaşıyla birlikte Hürmüz Boğazı’nın kapanması gübre ve dizel fiyatlarını artırdı. Bu tablo Texas ve Kansas gibi tarıma bağlı eyaletlerde Demokratlara beklenmedik fırsatlar sundu. Kansas’ta yaklaşık yüz yıldır senatör çıkaramayan Demokratlar seçime günler kala anketlerde Cumhuriyetçi adayla başa baş görünüyor. Benzer bir tablonun Iowa’da da ortaya çıkması İran savaşının yarattığı maliyetin muhafazakâr çiftçilerin yoğun olduğu bölgelerde bile Trump’a tepkiye dönüştüğünü gösteriyor. Yine de tarihsel olarak Cumhuriyetçi çizgide yer alan bu eyaletlerde muhafazakâr seçmenin seçim günü sandıkta Demokratlara zafer getirecek bir tercih yapması kolay görünmüyor.
Kampanya finansmanı açısından 2026 ara seçimleri ABD tarihinin en pahalı seçimi olma yolunda ilerliyor. Hesaplamalara göre seçim sonunda reklam harcamaları 11,6 milyar dolara ulaşacak. Federal Seçim Komisyonu verilerine göre en büyük 50 bağışçı toplam 2,77 milyar dolar katkı sağladı ve bu tutarın yüzde 60’ı Cumhuriyetçilere yakın gruplara gitti. Bireysel bağışçılar listesinin başında 446 milyon dolarla Elon Musk yer alıyor. Demokrat tarafta ise George Soros 102 milyon ve Mike Bloomberg 84 milyon dolarla öne çıkıyor. Bu paranın büyük bölümü adaylardan bağımsız hareket eden ve sınırsız bağış kabul edebilen siyasi harcama grupları üzerinden kullanılıyor. Bu finansal dengesizlik Cumhuriyetçilerin Trump’ın düşen onay oranlarına rağmen son haftalardaki yoğun reklam kampanyasını nasıl finanse edebildiğini ve Demokratların bazı kritik yarışlarda dış harcama açısından neden geride kaldığını açıklıyor.
Demokrat cephede kampanyanın son günlerine Obama ve Harris damga vuruyor. Cleveland ve Detroit’teki mitinglerin ardından Georgia’ya geçen Obama, Senatör Jon Ossoff ve valilik adayı Keisha Lance Bottoms için düzenlediği mitingde enflasyon ve İran savaşının tetiklediği yüksek fiyatları hedef aldı. Harris de Georgia’da birkaç günlük bir programla Ossoff’a destek verdi. Trump’ın 2024 başkanlık seçimlerinde iki puanla kazandığı eyalette Ossoff’un yarışı başlangıçta ülkenin en çekişmeli Senato yarışlarından biri olarak görülüyordu. Ancak Demokratların bağış üstünlüğüyle desteklenen Ossoff anketlerde belirgin bir fark yarattı ve parti bu yarıştaki harcamalarını azalttı.
Seçime günler kala ortaya çıkan tablo, Demokratların anketlerdeki üstünlüğünün Senato’daki kritik eyaletlere ne ölçüde yansıyacağının hâlâ belirsiz olduğunu gösteriyor. Sonuçların netleşmesi ise zaman alabilir. Yakın geçmesi beklenen yarışlarda posta oylarının sayımı günler sürebilir ve Georgia’da hiçbir adayın yüzde 50’yi geçememesi halinde Senato yarışı 1 Aralık’ta ikinci tura kalacak. Cumhuriyetçi seçmenin posta oyunu daha az kullanması nedeniyle bazı eyaletlerde seçim gecesi Cumhuriyetçi adaylar önde görünüp sonradan sayılan oylarla bu fark tersine dönebilir. Trump yönetiminin seçim öncesinde attığı hukuki adımlar düşünüldüğünde bu gecikmelerin siyasi tartışmaya dönüşmesi kuvvetle muhtemel ve seçim gecesi kadar onu izleyen haftalar da ABD siyasetinin gündemini belirleyecek.



















