Ön Seçim Maratonu Sona Erdi
ABD’de ön seçim süreci bu hafta Delaware’de yapılan seçimlerle sona erdi. Yaklaşık yedi ay süren ön seçim maratonu aday değişiklikleri, sürpriz zaferler ve kayıplar, tartışmalar, Trump’ın parti içindeki artan ağırlığı ve Demokratlar arasındaki bölünmüş yapıyla tamamlandı. Kasım ayındaki Kongre seçimlerine yedi haftadan az bir süre kala ortaya çıkan tablo ise Cumhuriyetçiler için pek iç açıcı görünmüyor. Trump’ın 2024 seçimlerini çift haneli farklarla kazandığı eyaletlerde dahi anketler Demokratların seçimleri kazanabileceğini gösterirken, ekonomik veriler ve Anayasa Mahkemesi’nin posta yoluyla oy kullanmayı engellemeyi amaçlayan Trump yönetimi aleyhine verdiği karar, Cumhuriyetçilerin elini zayıflatıyor. Hem Kongre’nin dengesini hem de Trump’ın ikinci döneminin kalan bölümünü belirleyecek kritik seçimler öncesinde yapılan kamuoyu araştırmaları da Demokratların Temsilciler Meclisini ele geçirebileceğini gösterirken Senato seçimlerinde özellikle birkaç eyaletten çıkacak sonuçlar dengeleri değiştirebilir.
Ön seçimlerde birçok dikkat çekici sonuç ortaya çıktı. En dikkat çeken yarışlardan biri Texas’ta yaşandı. 30 milyon doları aşan maliyetiyle son yılların en pahalı Senato ön seçimini, adı skandallarla anılan Texas Başsavcısı Ken Paxton Trump’ın desteğiyle kazandı ve Cumhuriyetçi partinin kurumsal kanadını temsil eden ve son dönemlerde Trump’ı eleştirmesiyle dikkat çeken mevcut Senatör John Cornyn’i mağlup etti. Paxton Kongre seçimlerinde Demokrat aday James Talarico’ya karşı Cumhuriyetçilerin elinde olan sandalyeyi korumak için mücadele edecek. Alaska’da ise Cumhuriyetçi Senatör Dan S. Sullivan partisinin elindeki koltuğu korumak için zorlu bir yarışa hazırlanıyor. Demokrat aday eski Temsilci Mary Peltola’nın artan oy oranına ek olarak oy pusulasında Dan J. Sullivan isimli başka bir adayın da yer alacak olması, isim benzerliği nedeniyle yanlışlıkla oy verecek Cumhuriyetçi seçmenler üzerinden Demokratlara seçim kazandırabilir. Cumhuriyetçiler hiçbir kampanya düzenlemeyen bağımsız aday Dan J. Sullivan’ın seçmenlerin kafasını karıştırmak için Demokratlar tarafından kullanıldığını iddia etse de adayın ismi Kasım ayındaki seçimlerde oy pusulasında yer alacak. Başa baş geçmesi beklenen yarışta bu karışıklık Cumhuriyetçiler için trajik bir sonuç doğurabilir.
Ön seçimler aynı zamanda her iki partinin iç dengelerini de görünür kıldı. Genel onay oranı düşmesine rağmen Cumhuriyetçi Parti üzerindeki hâkimiyetini sergileyen Trump, geçen yıl seçim bölgelerinin yeniden belirlenmesi noktasında kendisine destek vermeyen Cumhuriyetçi siyasetçileri cezalandırırken kendisine farklı konularda muhalefet eden Senatör Bill Cassidy, Senatör John Cornyn ve Temsilci Thomas Massie gibi kritik isimlerin karşısında yer alan Cumhuriyetçi adaylara destek vererek önemli zaferler etti. Bu sonuçlar Trump’ın parti üzerindeki otoritesinin artarak devam ettiğini ve parti içi muhalefetin ağır sonuçları olduğunu da göstermiş oldu. Demokratlar cephesinde ise partinin ilerici kanadı ile merkez kanadı arasındaki ayrım bu ön seçim sürecinde daha da açıldı. Michigan başta olmak üzere birçok eyalette partinin ilerici kanadını temsil eden adaylar merkezi figürler karşısında önemli zaferler elde ederken bu sonuçlar 2028 Başkanlık Seçimleri için de önemli sinyaller verdi.
Ön seçimlerin ardından ortaya çıkan seçim atmosferi Cumhuriyetçiler için giderek zorlaşıyor. Georgia, Kansas ve Texas da dâhil olmak üzere partinin kalesi olarak görülen eyaletlerden gelen anket sonuçları Trump yönetimini alarma geçirdi. Geçtiğimiz hafta alışılmışın dışında olarak ara seçimler için düzenlenen Parti Kongresi ve Trump ile Başkan Yardımcısı JD Vance’in farklı seçim bölgelerinde bizzat katıldığı mitingler, Demokratların elde ettiği ivmeyi durdurmak için önlem alma çabasını yansıtıyor. Trump’ın azalan popülaritesine ek olarak gümrük vergileri ve İran’la yürütülen savaşın yol açtığı yüksek fiyatlara duyulan seçmen öfkesi partiye ülke genelinde ciddi sorunlar çıkarıyor. Ekonomik göstergeler de bu olumsuz anlatıya katkı sunuyor. Fed’in bu hafta üç yıl sonra ilk defa faiz artırımına gitmesi, seçmenlerin zaten yüksek olan konut, taşıt ve kredi kartı borç maliyetlerini daha da artıracak bir etken olarak dikkat çekiyor. Stratejik petrol rezervleri 44 yılın en düşük seviyesindeyken Trump’ın seçimlerden önce akaryakıt fiyatlarında rahatlama beklenmemesi gerektiğini söylemesi, pahalılığın Kasım seçimlerine kadar seçmen gündeminden düşmeyeceğini gösteriyor.
Bu tablo anketlere de yansıyor. New York Times tarafından yapılan anket sonuçlarına göre Demokratlar ulusal ölçekte Kongre seçimleri öncesinde 9 puanlık bir farkla önde gidiyor. Özellikle Temsilciler Meclisi seçimlerinde Demokratların çoğunluğu elde etmesi öngörülürken Senato’da başa baş bir mücadele bekleniyor. Senato’daki 34 sandalye ile Temsilciler Meclisi’ndeki 435 sandalyenin tamamı için seçim yapılacak olsa da sonucu belirleyecek bazı kritik eyaletler göze çarpıyor. Senato’da 53 sandalyeye sahip Cumhuriyetçiler karşısında Demokratların çoğunluğu kazanabilmesi için, başa baş geçmesi beklenen ve hâlihazırda ellerinde bulunan Michigan ve Georgia’yı korurken dört eyaleti de Cumhuriyetçilerin elinden alması gerekiyor. Anketlerden hareketle bakıldığında bu, başa baş geçmesi beklenen dokuz yarışın yedisinin kazanılması anlamına geliyor. Bu zaferlerin en az ikisinin Trump’ın 2024’te çift haneli farkla kazandığı Alaska, Iowa, Ohio ve Texas arasından gelmesi gerekiyor.
Temsilciler Meclisi’nde ise çoğunluk için gerekli rakam 218. Mevcut tahminlere göre Demokratların 197, Cumhuriyetçilerin 201 sandalye kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Geriye kalan 37 sandalye için yarışın çekişmeli geçmesi bekleniyor. Bu 37 koltuktan 9’u Demokratlara, 7’si ise Cumhuriyetçilere yakın görünüyor. Kalan 21 koltuk arasından Demokratların Temsilciler Meclisi’ni ele geçirmesi için 13 yarışı kazanması gerekiyor. Seçim atmosferi Demokratlar lehine görünüyor. Buna karşın seçim bölgelerinin yeniden belirlenmesi yoluyla önemli bir avantaj elde eden Cumhuriyetçiler, Demokratların elinde görülen bazı bölgelerde sürpriz sonuçlara imza atabilir.
Seçim atmosferi iyice kızışırken Trump yönetimine bir kötü haber de Anayasa Mahkemesi’nden geldi. Trump, Mart 2026’da Posta İdaresi’ne posta oylarının kontrolünü devreden bir kararname imzalamıştı. Kararname federal hükümetin oyların yalnızca uygun seçmenlerden geldiğini doğrulamasını sağlayacak özel barkodlu yeni zarflar tasarlanmasını, eyaletlerin seçimden önce uygun seçmen listelerini Posta İdaresi’ne teslim etmesini ve bu listelerin federal kurumlarla da paylaşılmasını öngörüyordu. Ayrıca Posta İdaresi’ne yeni standartlara uymayan ya da listelerdeki kayıtlı seçmenlerle eşleşmeyen oyları reddetme yetkisi tanıyordu. Trump yönetiminin posta yoluyla oy kullanımını kısıtlama girişimini reddeden mahkeme, eyaletlerin posta oylarını mevcut usullere göre uygulamaya devam edeceğine hükmetti. Ülke genelinde oyların yaklaşık üçte birini oluşturan posta oylarına yönelik verilen kararın ardından Trump sert açıklamalar yaparak mahkemeyi hedef aldı ve mahkemenin ABD ekonomisine ve seçim güvenliğine büyük zararlar verdiğini iddia etti.
Trump’ın posta oylarına karşı tutumu yeni değil. 2020’deki seçim yenilgisini posta oylarındaki problemlere bağlayan ve bu sistemi “siyaset tarihinin en büyük dolandırıcılığı” olarak niteleyen Trump, posta oylarını teşivk eden değişikliklere de karşı çıkmıştı. Trump ayrıca posta oyu sisteminin çok sayıda vatandaş olmayan kişinin yasa dışı biçimde kaydolup oy kullanmasına imkân tanıdığını iddia ederek seçmen kaydında vatandaşlık belgesi zorunluluğu getirecek SAVE Yasası’nı da savunuyor. Ancak tasarı milyonlarca seçmenin oy hakkından mahrum kalacağı endişesiyle Senato’da tıkanmış durumda. Trump yönetimi seçim güvenliği gündemini öne çıkararak posta yoluyla oy kullanmaya karşı çıksa da Demokratlar ve sivil toplum kuruluşlarından tepki çekti. Anayasa’nın federal seçimler üzerindeki yetkiyi başkana değil öncelikle eyaletlere ve Kongre’ye verdiği savunularak davalar açıldı. Mahkeme kararı, posta oylarının yoğun olarak kullanıldığı eyaletlerde seçim sürecinin planlandığı gibi ilerlemesini güvence altına alırken Trump yönetiminin sürece müdahale girişimlerine de şimdilik set çekmiş oldu.
Ön seçimlerin tamamlanmasıyla birlikte 2026 Kongre seçimlerinin ana hatları netleşti. Cumhuriyetçiler Trump’ın parti üzerindeki mutlak hâkimiyeti ve seçim bölgelerinin yeniden gelirlenmesi sürecinden gelen yapısal avantajlara sahip. Ancak yüksek fiyatlar, savaşın etkisiyle ortaya çıkan maaliyetler ve Trump’ın düşen güvenoyunun ortaya çıkardığı gerilimle seçimlere giriyor. Demokratlar ise anketlerdeki üstünlüklerine rağmen ilerici ve merkez kanatlar arasındaki bölünmeyi yönetmek ve Senato için Cumhuriyetçilerin ellerinde tuttukları eyaletlerde sürpriz yapmak zorunda. Anayasa Mahkemesi’nin posta oyları konusundaki kararı ve Fed’in faiz artırımı ise seçim öncesi son haftalarda dengeyi Cumhuriyetçiler aleyhine biraz daha zorlayan gelişmeler olarak kayda geçti. Temsilciler Meclisi’nin el değiştirmesinin güçlü ihtimal olduğu, Senato’nun ise birkaç eyaletteki başabaş yarışlarla belirleneceği bir seçim, yalnızca Kongre aritmetiğini değil Trump yönetiminin kalan iki yıldaki hareket alanını da tayin edecek.



















